18 Haziran 2017, Pazar

Münafıklar

Bugün sizlere bir kez daha düşmanlarımızdan daha büyük ve tehlikeli olanlarından bahsedeceğim... Daha evvel de yine bu köşede bu tehlikeli yaratıklardan bahsetmiştim.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının başlattığı yürüyüş nedeniyle bu konu yine aklıma düşüverdi.
İçimizde yaşıyorlar, bizim gibi görünüyorlar...
Ancak bizden değiller...
Bunların adı bizden, soyadı bizden, ceplerinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti nüfus cüzdanı var. Ama kalbi bizden değil, ruhu bizden değil, aklı bizden değil... Anladınız değil mi?
Hemen aklınıza birkaç isim geliverdi değil mi? Hah tamam... Tam da onlardan bahsediyorum..
Her ne olursa olsun anında Türkiye Cumhuriyeti'ni suçlarlar... Hep devletimiz hatalıdır...
Hatta başka devletlerle oluşan gerginlikler, fikir ve eylem tartışmalarında bile kendi devletinin yanında değil de karşı tarafta yer alırlar. Şimdi soruyorum sizlere bu yaratıklar, düşmanlarımızdan daha tehlikeli değiller mi? Düşmanlarımız belli. Bize düşmanlık yapmak, onların işi...

ONLAR İÇİMİZDEKİ HAÇLILAR
İşte bendeniz böylelerine 'içimizdeki Haçlılar' diyorum... Sahip oldukları imkan ve kabiliyetlerle, bu alçak Haçlılar'a hizmet ediyorlar.
Kimi zaman gazeteci, kimi zaman televizyoncu, kimi zaman sivil toplum önderi, ya da siyasetçi, kimi zaman bilim adamı, sanatçı kimliklerinin arkasından, düşmanlarımızla işbirliği içindeler. Asıl bize yıkıcı zarar verenler bu anlattıklarım... Yüreğimizi yakanlar, canımızı acıtanlar ve kalıcı hasar bırakanlar, bizden gibi görünüp de bizden olmayanlar.
Pirincin içindeki beyaz taşlar. Münafıklar...
Ancak ALLAH'a şükürler olsun ki biz artık bunları tanıyoruz... Biliyoruz... Bu yaratıkların gazeteleri var. Televizyonları, radyoları var.
İşadamları örgütleri var. Sivil toplum kuruluşları var. Siyasi partileri var. Yok yok yanlış okumadınız. Siyasi parti demiyorum. Siyasi partileri var... Birden fazla... Aslında sizler bu yazdıklarımın kimler olduğunu hemen bildiniz. Malum zihniyet işte...

KILIÇDAROĞLU'NA SELAM DURMADILAR MI?...
Cumhurbaşkanını, Başbakanı, Bakanları ve hatta AK Parti İstanbul İl Başkanı'nı ele geçirmeye çalışanlar, İstanbul'da seni ve arkadaşlarını bırakıverdiler. Kendi komutanlarına saldırıp esir eden, yerlerde sürükleyenler, Cumhurbaşkanını ailesiyle birlikte ele geçirmek ve öldürmek isteyenler, Ankara'da, İstanbul'da, Sakarya'da ve her yerde kendi milletine kurşun sıkanlar, bomba yağdıranlar...
Terörle mücadelede omuz omuza savaştıkları polis arkadaşlarının karargahını bilerek, isteyerek, planlayarak bombalayanlar...
Aynı anlarda İstanbul'da, havalimanında CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na selam durmuşlar.

15 TEMMUZ'UN GÖBEĞİNDE
Kendi milletini bombalayanlar... Cumhurbaşkanını, Başbakanı, Bakanları, Valileri, Emniyet Müdürlerini kovalayanlar... Darbeye katılmayan kendi komutanlarını esir edenler...
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nu, kuşatmış oldukları havalimanından salıveriyorlarsa CHP bu işin neresinde?... Tam da göbeğinde...
Hala "kontrollü darbe" tarifini yapmaya devam etmesi de bunun en büyük göstergesi.
Hele hele bu yürüyüş, Kemal Kılıçdaroğlu'nun FETÖ aşkının coşkusu oldu. Adelet istiyorum ayağıyla, FETÖ'nün en büyük ve iğrenç ihanetini, MİT tırları davasının üzerine örtü örtmek istemesi de mide bulandırıcı...
Zaten FETÖ'nün ve mensuplarının, iğrenç yüzü ve alçaklıkları ortaya çıktıktan sonra bile, onların yayın kuruluşları başta olmak üzere, onlara verdiği destek de hepimizin gözleri önünde gerçekleşmedi mi?
BİZE ULAŞIN