19 Haziran 2017, Pazartesi

İtiraz yollarına değil karayollarına başvuru

Peki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti mahkemelerinde davası olan herkes, daha bütün itiraz yolları tükenmeden ve bu yollarla ilgili sonuçlar oluşmadan karayollarına düşerse ne olacak? Gönlündeki sonucu elde edemeyenler;
Yargıtay, üst mahkemeler, İstinaf Mahkemeleri'ne değil Karayolları Genel Müdürlüğü'ne mi müracaat edecek?... O vakit memleketin düzeni, disiplini kalır mı?
Mahkemelerde oluşan kararlar ile ilgili envai çeşit itiraz ve düzeltme imkanı varken bu yürüyüş tam bir düşüklük. Türkiye, eski Türkiye değil ki... Son 15 yılda yargı ile ilgili müthiş yenilikler ve düzenlemeler yapıldı.
Yargıyı ele geçirmek isteyen FETÖ mensubu alçaklar, hainler, namussuzlar ile ilgili yaşananlar ve sorunlar ise zaten hepimizin mücadele etmesi gereken bir ihanet. Bütün bunlar olmuşken ve gerçek iken bu tavırlar, her şeyden önce Türkiye'ye büyük bir haksızlık.
Hele bunu ülkede milyonlarca vatandaşın oylarını almış Ana Muhalefet Partisi yapıyorsa bunun başka hiçbir açıklaması yok...
Kepazelik... Tiyatro... Film ve fırıldak...

YARGIYA BASKI VE TEHDİT
Haaa bu arada... Bir de, yargıya müdahale ve resmen baskı yapılıyor. Hem de en kralından... Görülmekte olan bir dava ile ilgili sonuç oluşturmak, sonucu etkilemek ve değiştirmek için, üstelik de CHP eylem yapıyor. Kimdir eylem yapan?... Bu memleketin Ana Muhalefet Partisi'nin Genel Başkanı... Partililerini sokağa çağırıyor, başlarına geçiyor ve yürütüyor. Bu durumda bu davanın hakimi bu eylemin muhatabı değil mi? İtiraz makamları ve mahkemeleri ile oralarda görevli bütün savcı, hakim kim varsa hepsi bu eylemin muhatapları değiller mi? Bu adalet görevlilerinin tamamını, hedef gösterilmiş olmuyorlar mı?... Cumhurbaşkanı Erdoğan da uyarıyor: "Bak, seni de çağırırlar..." Peki yanlış mı?... Cumhurbaşkanı bu uyarıyı, Anayasa'nın 138. maddesine göre yapıyor. Hemen ayağa kalktılar. Buna da itiraz ve isyan ediyorlar. Güzel kardeşim, bu durum sadece Cumhurbaşkanı tarafından dile getirilmiyor ki... Bu memlekette sağduyu sahibi ve önyargılara, ideolojilere teslim olmamış herkesin bildiği bir gerçek...

ABD, DÜŞMANLIK YAPIYOR
Kardeşlerim, Putin'in 15 Temmuz hainliği ile ilgili sözleri konuyu bir kez daha gündeme taşıdı. 15 Temmuz ihanetinin içinde kimler var? Daha evvel de yazmıştım bir daha anlatayım... Denklem: ABD, CIA, NATO, FETÖ... 15 Temmuz ihanetinde de bu dörtlü hep beraber idiler... Hem de gırtlaklarına kadar... Resmen Türkiye'yi teslim alıp 'şeytani akıl'a sunacaklardı. Namussuz, şerefsiz Fetullah Gülen ve alçak zombileri sadece maşa idiler. O gece dönemin ABD hükümeti en üst düzeyde 'taraflara sükunet' tavsiye etmemiş miydi? Ne demek taraflara sükunet? Hükumeti kanlı bir darbe ile devirmek isteyen eli kanlı katiller, meşru hükumetin karşısında bir taraf olabilir miydi?
Eli kanlı katilleri taraf olarak kabul eden ve demokratik usüllerle seçilmiş hükumet ile eşit gören bir anlayış vardı karşımızda. Ayrıca bu Fetullah Gülen haini, şerefsizi hala ABD'de yaşamıyor mu? Bu namussuzu seven alçakların bir bölümü de hala ABD'de değil mi?
Kardeşlerim bütün bunlar kabul edilebilir mi? Aslında vicdanı önyargılara esir olmamış herkes şunları bilmektedir. ABD biliyoruz ki taraftır. Ama bizim tarafımızda değil. ABD müttefiktir. Ama bizim müttefikimiz değil.
BİZE ULAŞIN