Farklı doğrular çoklu gerçekler - 2

Çarşamba 27.08.2009

Birbirinden farklı görüşler, toplumlarda kimi zaman ayrılığa neden olur. Ancak görüşlere saygı duyulursa bu kopmalar ortadan kalkar

İslam inançlarına göre teklik (vahdet) sadece Allah'a mahsustur. Bunun dışında her şeyde çokluk esastır. Çünkü biz kesret aleminde yaşıyoruz. Çokluk içinden tercihe göre seçilecek doğrular vardır. Ve bu doğrular da birbirlerine göre farklılık taşıyabilirler. Bu açıklamadan sonra şunu ilave etmek zarureti vardır ki, ictihadi konulardaki bu farklılıklar ümmetin birbiriyle didişmesine, karşılıkları tartışmalara, huzursuzluklara saplanmasına sebep olmak yerine bir problemin çözümünde, fikir, formül zenginliği olarak kabul edilip, yerine ve zamanına ve şartlara göre hangisi ihtiyacı daha iyi karşılıyorsa onu kullanabilme imkanı olarak mütalaa edilmelidir. Tabiidir ki bu tercih ve seçimler konunun uzmanlarının rehberliğinde yapılırsa isabetli olur, hatta bazen de gereklidir...

HOŞGÖRÜLÜ OLMALI

Sonuç olarak şunu da ifade edelim ki hiçbir kimse kendi seçimi, tercihi olan görüşün veya kendi kanaatinin yegane doğru, diğerlerinin ise külliyen hata ve yanlış olduğunu söylemeye hak ve yetki sahibi değildir. Ancak "Bana göre doğru olan, benim tercihim olan, kişisel kanaatimce ...." gibi sorumluluğu kendisine izafe eden ihtiyatlı ifadeler, hem bilimsel yetkinlik ve hem de etik anlamda uygun olan ifadelerdir. Nitekim eski alimler, Kur'an ayetlerini tefsir edip açıkladıktan sonra "Allah böyle diyor, Allahın muradı budur" demezler "Allah neyi kasdettiğini kendisi daha iyi bilir ben ise böyle anladım" derlerdi. İlmi konularda da örnek olarak büyük İmam, Ebu Yusuf (İmam Azamın talebesi, Kadı), kendisine kanaat soranlara "Benim şu delillerle ulaşabildiğim sonuç budur. Başkası daha güçlü farklı delillerle başka sonuca ulaşmışlarsa o daha doğrudur" demek suretiyle, günümüzde örneklerini bolca gördüğümüz gibi "Sadece benim görüşüm doğrudur" tavrını takınmamış, büyük bir alim olmanın yetkinliğini sergilemiştir.

DOĞRULAR TEK DEĞİL...

Bu konunun günümüzde ciddi problem teşkil eden yönü her ilim adamının birbirlerinden farklı görüş taşımaları değildir. Çünkü bu tabiidir ve hatta çoğu kere olması lazım gelendir. Problem bunların her birinin doğruluk sıfatını sadece kendi görüşlerine tanıyıp diğerlerini cehalet, yanlışlık, isabetsizlik ve hatta dini duyarsızlıkla itham etmeleridir. Tabii buna bağlı olarak, bir kısım müslüman kardeşlerimiz, konunun ilmi detaylarını ve mahiyetini bilmedikleri için, takım tutar gibi davranmakta, mazurdurlar. Bu davranışın temelinde yatan esas sebeb, doğruların tek olduğu ve o doğrunun da tabi oldukları kişinin veya mensubu oldukları gurubun doğrusundan ibaret olduğunu sanmalarıdır.
BİZE ULAŞIN