İstanbul Karaköy'deki başörtü saldırganı Semahat Yolcu yeniden hakim karşısında: “Şizofrenim” diyerek özür diledi

İstanbul Karaköy'de başörtülü iki öğrenciye saldıran ve 2 yıl 9 ay 24 gün hapis cezasına çarptırılan Semahat Yolcu, yeniden hakim karşısına çıktı. İkinci kez yapılan yargılamada cumhuriyet savcısı bu kez saldırganın 3 yıl 2,5 aydan 11 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Sanık Yolcu, şizofren teşhisim ve duygu durum bozukluğu olduğunu savunarak, mağdur kızlardan özür diledi. Mağdurların avukatı ise “Sanığın ıslahı doğrultusunda cezalandırılmasını talep ederiz” dedi.

Giriş Tarihi 02 Ekim 2020, 13:39 Güncelleme 02 Ekim 2020, 13:48
İstanbul Karaköy’deki başörtü saldırganı Semahat Yolcu yeniden hakim karşısında: “Şizofrenim” diyerek özür diledi

İÇİNDEKİLER


İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesi 21 Şubat'ta Semahat Yolcu'nun cezasıyla ilgili hükmün açıklanmasını geri bırakmış, ancak İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesi bu kararı kaldırmıştı. Asliye Ceza Mahkemesinde yeniden yapılan yargılamada tutuksuz sanık Semahat Yolcu, lisans mezunu olduğunu, Gebze'de bir apart otelde kaldığını ve açık adresini bilmediğini söyledi.

Kimlik tespitinin ardından savunmasını yapan Yolcu, "Şizofren teşhisim ve duygu durum bozukluğu teşhisim var. Cezaevinde bulunduğum sürede Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde yattım, hatta tahliye olduktan sonra da yattım" dedi.

"AŞIRIYA KAÇMIŞ OLABİLİRİM, ÖZÜR DİLERİM"
Olay günü kendi kendisine söylendiğini anlatan Yolcu, "Bu olayda biraz fazlaya kaçmış olabilirim. Bundan dolayı gerçekten özür dilerim. İlk defa böyle bir şey yaşadım. Öncesinde yaşasaydım doktora giderdim. Tamamen bilinçdışı yapılmış bir hareket. Bana yakışan bir durum değildir. Aldığım yoğun eğitimler nedeni ile bir çöküş yaşadım. Bu çöküşün verdiği neden ile duygu durum bozukluğu yaşadım. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tedavi görmeye devam ediyorum" dedi.

Mağdur kızların avukatları ise güvenlik kamera kayıtlarına bakıldığında sanığın kendi kendine söylenme gibi bir eylemi olmadığını, doğrudan başörtülü kızlara saldırdığını dile getirdi. Sanığın önceki savunmalarıyla çeliştiğini de belirten mağdur avukatları, benzer bir olay nedeniyle başka bir davadan da yargılandığı için hükmün geriye bırakılmamasını, cezasının infaz edilmesini talep etti.

SAVCI 11 YILA KADAR HAPSİNİ İSTEDİ
Davanın esasına ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçundan kamu davası açılmışsa da sanığın kişiliği ve kastı, olayın oluş şekli değerlendirildiğinde kamu güvenliği bakımından yakın ve açık tehlike oluşturacak şekilde alenen tahrik unsurlarının oluşmadığını belirtti. Savcı, sanık hakkında "inanç hürriyetinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihlere müdahale etme", "birden fazla kişiye hakaret", "tehdit" ve "basit yaralama" suçlarından 3 yıl 2,5 aydan 11 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

AVUKATLAR ISLAH EDİLMESİNİ İSTEDİ
Savcının mütalaasına karşı savunmasını yapması istenen sanık Yolcu, tekrar pişman olduğunu söyleyerek, "Doktora geç gidişim ve ilaç tedavisine geç başlamam sebebi ile oluşan olaylardır, hafif dokunma şeklinde bir eylemdi. Yaralama gibi bir şeyim yoktu. Sadece kendi kendime söylene söylene gidiyordum. O an karşımdaki kişinin de kim olduğu çok önemli değildi" dedi.

Tarafların avukatları detaylı savunma vermek için süre isterken, mağdur avukatlarından Ümit Kudbay, "Sanığın ıslahı doğrultusunda cezalandırılmasını talep ederiz" dedi.

Duruşma şubat ayına ertelendi. İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması yapan Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) ise davanın sonuna kadar takipçisi olduklarını duyurdu.




SEBEPSİZ YERE SALDIRMIŞTI
15 Kasım'da üniversite öğrencileri Feyza Yerlikaya ve Gamze İnce yolda yürürken Semahat Yolcu sebepsiz yere Yerlikaya'ya saldırmıştı. Savcılığın iddianamesinde sanık Yolcu'nun "halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme", "hakaret", "tehdit" ve "kasten yaralama" suçlarından 4 yıl 8 aydan 12 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talebiyle dava açılmıştı. İddianamede Yolcu'nun, Yerlikaya'nın başörtüsünü zorla çıkartmaya yeltendiği, bu amaçla vücut dokunulmazlığını ihlal ettiği kaydedilmiş, toplumun çok büyük bir kesimi tarafından benimsenen dini inançlara yönelik gerçekleştirilen saldırının, toplumsal çatışmalara yol açacak mahiyette, kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlike oluşturacak nitelikte olduğu vurgulanmıştı.