TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

"Karakterin sıradışılığı beni etkiledi"

20 Ocak 2010, Çarşamba | Güncelleme: 09:27

Dizide karısını döverek öldüren, kızını kazanmak için her kötülüğü yapabilen 'Necdet'i oynayan Yurdaer Okur, "Karakterin sıradışılığı beni etkiledi. Role hazırlanırken ilk başta onun niye bu kadar acımasız olduğunu anlamaya çalıştım" dedi

Kasaba' dizisinde 'Yağmur'un psikopat eniştesi 'Necdet'i canlandıran tiyatrocu Yurdaer Okur, kötü karakterleri canlandırmanın oyunculuğun bir cilvesi olduğunu söyledi. Türkiye'de zaman zaman bu karakterlerin gerçekmiş gibi algılandığından yakınan Okur sözlerine şöyle devam etti: "Kötü bir karakter iyi oynadığında, bu tarz roller hemen oyuncunun üzerine yapışır. Bu çok can sıkıcı bir durum..."

BİR AMAÇ UĞRUNA BURADAYIZ
Kısa bir süre önce 'Necdet' karakteri ile 'Kasaba' dizisine katıldınız. Antakya'ya ve ekibe uyum sağlayabildiniz mi?
Elbette! Ben İstanbul dışında çekilen dizilerin daha özel olduğunu düşünüyorum. Eğer insanlar bir iş için, her şeylerini bırakıp, uzak bir şehirde biraraya geliyorsa, iyi bir ekip olmak kaçınılmaz hale geliyor. Oyuncusundan çaycısına, yönetmeninden kostümcüsüne herkes tek bir amaç için orada... Belki de dizinin samimiyeti bundan kaynaklanıyor. Bir de tabii ki iyi bir senaryo ve binlerce yıllık tarihi olan Antakya var. Böyle olunca, adaptasyon sorunu olmuyor.

MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ


'Necdet' eşini döverek öldüren hasta bir kişilik... Rolünüz hakkında ne düşünüyorsunuz?
Rolü kabul etmemdeki en önemli etkenlerden biri; çözülmesi zor, sıradışı bir karakter olmasıydı. Karakter analizi yaparken ilk olarak, onu bu kadar acımasız yapan koşulların neden ve nasıl oluştuğunu düşündüm. Şiddet çağımızın en korkulası hastalığı. Bu arada karısını öldüresiye döven birini bir TV dizisinde oynamak ayrı bir sorumluluk taşıyor. Karşımda, her şeyini kumarda kaybetmiş, karısını da kalan parayı veremediği için öldüresiye döven ama kızını çok sevdiğinden onu tekrar kazanmak için her şeyi yapabilecek, çift karakterli bir sosyopat var.

'Kasaba' setinden çıkıp tiyatro sahnesine yetişmek zor olmalı... İkisi arasındaki planlamayı nasıl yapıyorsunuz?
Şu sıralar Diyarbakır Devlet Tiyatrosu'nda 'Ölümü Yaşamak' oyununu oynuyoruz. Program aylık çıkıyor ve oldukça yoğun... Çevre illere turnemiz de oluyor. Bu yoğunluğun içerisinde, set programını yapan rejiye ve ulaşımımı sağlayan prodüksiyon ekibine teşekkür ediyorum. Günde bin km. yol yaptığımız oluyor. Uyumadan, arabada uyuyarak bir şekilde başarıyoruz. Anlayacağınız meşakkatli bir iş ama işinizi sevince sorun çıkmıyor.


ÜNLÜLERİN GERÇEK YAŞLARINI MERAK EDİYOR MUSUNUZ?


Oyunculuğa yeni başladığınızda tiyatro mu yoksa sinema mı ilginizi çekiyordu?
Tabii ki tiyatro. "Oyuncunun er meydanı" derler tiyatro için, doğru. Biz oyuncular tiyatroda besleniriz. Oyuncunun kendini sınayıp, eğiteceği bir yerdir tiyatro. Ama kalıcı olmak için sinema filmi yapmak gerekiyor. Dünya sinemasında birçok ünlü aktörün aynı zamanda tiyatro da yapması hiç şaşırtıcı değil. Umarım ülkemiz tiyatrosu ve sineması da bir an önce hak ettiği yere gelir.

Bazen farklı roller oynama tutkusuna kapılıp, canlandırdığınız karakterlerden sıkıldığınız anlar oluyor mu?
Oluyor tabii ki... 25 yaşında başladığım bir oyuna 35 yaşına kadar devam ettim. O yaş grubunda o kadar çok rol var ki, insan hepsini oynamak istiyor ama sadece istemekle kalıyor.

Bir oyuncuyu aynı rolü birçok kez oynamak mı eğitir yoksa farklı rolleri canlandırmak, farklı ekiplerle çalışmak mı?
Bu tamamen oyuna, oyuncu arkadaşlarına ve yönetmene göre değişir. Bunların arasındaki uyum her zaman tam tutmaz, tuttu mu da o oyun yıllarca oynanır. Sen de o rolle pişersin. Önemli olan nicelik değil, niteliktir. Nitelikli bir oyunda oynamak, bazen bir oyuncuya on oyun oynamış kadar tecrübe sağlar.

SON İTİRAFLARIYLA OLAY YARATTILAR


AĞIR AĞIR ÇIKIYORUM MERDİVENİ
Bir röportajınızda "Yönetmenliğe geçmem için öncelikle oyunculuğumu, daha sonra da yazarlığımı ispat etmem gerekiyor" demişsiniz. Kendinize şartlar mı koydunuz?
Ağır ağır çıkacaksın merdivenlerden... Bu açıklamamda, bütün şartların olgunlaşmasını beklediğimi söylemek istemiştim.

Yağmur, Mümtaz'ın evlilik teklifini kabul edecek mi?
'Kasaba'da bu akşam: Yağmur'un, Mümtaz'ın evlilik teklifine tepkisi, Mümtaz'ı altüst eder. Bu arada Yağmur, İstanbul'dan gelen kötü haberle sarsılır; Ekin'in velâyetini kaybetmesi söz konusudur. Bir an evvel İstanbul'a gider. Mümtaz bu yolculukta Yağmur'u yalnız bırakmayacaktır. İstanbul macerası onların ilişkisini farklı bir boyuta taşıyacaktır.

KÖTÜYÜ İYİ OYNARSAN ÜZERİNE YAPIŞIR!
Kötü bir karakteri oynamak size tedirginlik yaşatıyor mu?
Yaşatmıyor; bu da oyunculuğun cilvelerinden... Bir dizi düşünün ki bütün karakterler iyi olsun. Olur mu? Olmaz. Çünkü çatışma çıkmaz bir kere... Ayrıca seyircinin sevdiği kötü karakterler de çoktur. Gel gelelim bizim ülkemizde zaman zaman dizi karakterleri ile gerçek karakterler karıştırılabiliyor. Sanırım oyunculuk mesleğinin tanıtılmaya ihtiyacı var. Kötü bir karakter iyi oynadığında hemen üzerine yapışıveriyor. Hep birbirine benzer roller teklif ediliyor. Bunlar oyuncu için de seyirci için de can sıkıcı.

BU ÜNLÜLERDE HEM SİLİKON YOK HEM DE TAKVİYE


OYUNCU ŞARAP GİBİ ,
Oyuncunun yaşı ilerledikçe oyun gücü ve duruşu da değişebilir mi?
Dünya ile beraber, insan da değişir ve gelişir. Bu gelişmeye ayak uydurabilen, kendini geliştirmeyi becerebilen oyuncular hep var olacaklardır. Oyuncu şarap gibidir; yıllandıkça değeri artar. Oyun gücü, duruşu da gelişir, gelişmelidir de...

KARADENİZ'DE GEÇEN FİLM PROJEM VAR
Oyunculuk dışında birkaç yönetmenlik denemeniz de oldu. Yine böyle bir çalışma var mı?
Üzerinde çalıştığımız bir senaryo var... Hazırlığımızı bitirip, Kültür Bakanlığı'na başvuru yapacağız. Konusundan şu an bahsedemem. Sadece hikayesi Karadeniz'de geçiyor...

Bir üniversiteli, kısa filminde oynamanız için size teklif getirse ne dersiniz?
Hikayeye bakarım önce, eğer hikaye etkiliyse tabii ki de oynarım.
BİZE ULAŞIN