İşyeri kuralları

İşyeri kuralları
15 Nisan 2012, Pazar | Güncelleme: 20:31
Bu işyerinde patron daima haklıdır. (Çünkü maaşlarınız onun kasasında saklıdır.) Bu işyerinde her türlü hastalık mazeret kabul edilmez. Getireceğiniz rapor kanıt sayılmaz. (Doktora kadar gidebilenin işe de gelebileceği varsayılır.) Patron her türlü amelliyata çok kızar. O, sizi tüm organlarınızla işe almıştır. Amelliyatla alınan her organ için maaşınızdan %10 kesilir. (Özellikle de diş ve tırnaklarınıza mukayet olunuz.) Birinci derecede dahil akraba ölümü işten kaytarmak için mazeret kabul edilmez. Ölen sizseniz, bu geçerli bir mazeret sayılabilir. Ancak iş ahlakına uygun olması bakımından bu durumu 15 gün önceden haber vermelisiniz. (Böylece iş aksamadan yerinize biri geçirilir.) Bu işyerinde patronun odasına kendi fikirilerinizle girebilirsiniz. (Ancak patronun fikirleriyle çıkmak zorundasınız.) Bu işyerinde kitap zaten, gazete okumaksa katiyyen yasaktır. Bu işyerinde uyumak kesinlikle affedilmez. Şekerleme yapanlar ise uyarılmaksızın maaş kesimine uğratılır. (Patron uyumaz, gözlerini dinlendirir.) Patron, çalışanların akşam eve gitmesini para ve zaman kaybı sayar. Sabah zaten işyerine dönüleceğinden eve gitmek özel izne bağlanmıştır. (Bütün masalarda çekyat olma özelliği vardır.) Mesai saatlerinde tuvaleti kullanmanız yasaktır. TAVSİYELER Zam aylarında çok sefil bir tavır alın. Yani olduğunuz gibi görünün. Ne demişler ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol... İyi bir eleman olmanın ilk şartı: "Bugün patron için ne yaptım" sorusunu her mesai sonunda kendinize sormak ve iyi şeyler yaptıysanız patrona bu durumu rapor halinde iletmektir. Patron geleceğinizin garantisidir... Patronun haksız olduğu durumlarda işyeri kuralları 1. madde geçerlidir.

* * *
HAYVANAT BAHÇESİ
Aylardır iş bulamayan delikanlı gelişi güzel yerlere de başvurur.
Alışkanlık işte, hayvanat bahçesinin önünden geçerken de durur: - Neden olmasın der ve başvurusunu yapar. Olacak ya; bahçenin gözdesi goril, önceki gece ölmüştür, bir günlük te olsa müşterilerden gizlemeyi başarmışlardır. - Yeni gorilimiz gelene kadar, onun postunu giyip goril taklidi yapabilir misin? Delikanlı önce şaka sanar, bakar ki gerçekten ümitsiz görünüyorlar:
- Parada anlaşırsak yaparım der.
Anlaşmaları uzun sürmez. Ertesi gün hazırlanan postu giyer, gorilin kafesinde, o güne kadar seyrettiği belgesellerden aklında kaldığı kadarıyla rolünü oynamaya başlar. Ara sıra homurdanır, göğsünü yumruklar, dört ayak üzerinde yürür, dala sıçrar, sallanır, seyircilerin attığı meyveleri yer. Kısa süre de işine iyice uyum sağlar.. Daha yüksek dallara bile tırmanır, daldan dala atlar.
Ama şansızlık işte son atladığı dalı tutamaz. Kafesini yan kafesten ayıran fensin üzerine düşer, yıpranmış fens teli yırtılır ve kendini komşu aslanın kafesinde bulur. Delikanlı yutkunur, kelime-i şahadet getirir:
- İmdat! diye bağırır ama kendi sesini kendisi de duyamaz. Korkudan sesi kısılmıştır, yeniden dener, sesi kendi duyabileceği bir mırıltıdan öteye geçmez. Neler olduğunu anlayamayan aslan yavaşça yattığı yerden kalkar, delikanlıya doğru ağır adımlarla yaklaşır. Seyirci çığlık çığlığadır. Bir çocuk sanki goril anlayacakmış gibi:
- Tırman, fense tırman! diye bağırır.
Korkudan gorilin sesi kısılmakla kalmaz, eli kolu da felç olmuştur.
Aslan affetmez, gelir, önce pençesini gorilin göğsüne dayar, sonra başını başına yaklaştırır ve fısıldar:
-Kapa çeneni aptal! Beni de işimden edeceksin!!

LÜTFİ ALBAYRAK
BİZE ULAŞIN