50-60 senelik ömrüm var ölene kadar sahnedeyim!

27 Ekim 2009, Salı | Güncelleme: 14:02

Usta tiyatrocu Metin Serezli, "50'nci sanat yılımı kutlamayacağım çünkü kutlamayı 100'üncü yıla saklıyorum" diyor. Formunu nasıl korduğunu şu sözlerle anlatıyor: İlkokuldan beri spor yapıyorum.

Oyunculukta 50 yılı geride bırakan Metin Serezli, yeni sezonda 'Bu da Benim Ailem' adlı komedi ile sahnede. Usta oyuncu, "50'nci yılım şerefine kutlama yapmayacağım. 100'üncü sanat yılımı kutlamak istiyorum" dedi. Suna Keskin, Oya İnci, Hülya Karakaş, Sinemis Candemir ve Soydan Soydaş'ın rol aldığı 'Bu da Benim Ailem'de; 32 yıllık evliliğini kurtarmaya çalışan Metin Serezli, kendi mutluluk formülünü de verdi: "Nevra ile 41 yıldır evliyim. Birbirimizi değiştirmeye çalışmadık, birbirimize güvendik ve asla sabah küs kalkmadık..."

JÜBİLE YAPMAK İSTEMİYORUM
50'nci sanat yılınızı kutlamak için bir şeyler yapmayı düşünüyor musunuz?
100'üncü yılımda kutlama yapmayı tercih ederim. 50'nci yılı kutlamak bence jübiledir. Oysa ben her gece sahnedeyim ve jübile yapmak istemiyorum. Ölünceye kadar oynayacağım. Fazla da ömrümüz kalmadı, şurada 50-60 sene bir şey kaldı.

Kendinize nasıl bakıyorsunuz?
Ben ilkokuldan itibaren spordan bir dakika bile ayrılmadım. Hayatım spor yaparak geçti. Futbolcuydum eskiden, 45 yaşında sakatlık nedeniyle futbol yasaklandı ama kayak ve tenis yasak değildi. Ben de yaklaşık 25 senedir kayak yapıyorum, tenis oynuyorum. Kayakta ustayım; teniste beş tane İstanbul birinciliği kazandım.

Nevra Hanım'la 41 yıldır berabersiniz. Mutlu evliliğin sırrı nedir?
Sır diye bir şey yok, belli başlı özellikleri var. En büyük özelliklerinden biri de; çiftlerin hayat boyu birbirlerini değiştirmeye, başka bir şekle sokmaya çalışmaması... Karşındaki insanı gördüğün, tanıdığın gibi kabul et. Mutlu yaşamak istiyorsan, bırak kendisi gibi olsun. Evliler arasındaki güven de çok önemlidir. Evliliklerde kavgalar da olacaktır ama önemli olan hiçbir kavganın üzerine güneş doğmamasıdır! Kavganızı edin ama akşamına barışın. Sabah küs uyanmayın!

BENİ HİÇ KISKANDIRMADI
Evliliğinizde kıskançlık olmadı mı?
Nevra beni kıskandıracak en ufak harekette dahi bulunmadı bu süreçte. Onun için benim kıskanmama gerek kalmadı. Ben de onu kıskandıracak bir şey yaptığımı pek sanmıyorum.

Aynı mesleği yapanlar aslında pek geçinemez ama ikinizin oyuncu olması size avantaj sağlamış...
Yaşam biçimi olarak çok avantajını gördük. Bence aynı meslekte olan insanlar daha kolay anlaşır. Hayata bakış açınız aynı olduğu için birbirinizin dertlerini çok iyi anlarsınız. Nevra 'Altı Haftada Dans Dersi'yle turnede. O turneden geliyor, ben gidiyorum. Evde bile karşılaşmayacağız. 10 günden sonra görüşeceğiz, anlatacak bir sürü şey olacak...

Peki, genç oyunculara neler önerirsiniz?
Genç oyuncuların durmadan çalışması gerek... Zaten iyi bir tiyatro oyuncusu olmak için birkaç öğe lazım. Yeteneğin yanı sıra bu işi aşkla sevmelisiniz yoksa yapamazsınız. Bu mesleği yapacak kadar dayanıklıysanız yaparsınız. Yeterli çalışma gücünüz, öğrenme inancınız ve mutlaka gözlem gücünüz olmalı. Gençler, hiç oyun takip etmiyor. Diğer oyunları takip etmeliler ve kendilerine bakmalılar. Ben 1954'ten beri Avrupa'da birçok oyun izledim. Türkiye'de izlediğim oyuncuların çoğu onlardan çok daha iyi. Ama onların eğitimleri bizimkilerden daha fazla...

KADINLAR KIZAR SANDIM AMA ONLAR ÇOK GÜLÜYOR
Başrol oynadığınız 'Bu da Benim Ailem' nasıl bir oyun?
Tam anlamıyla bir aile komedisi... 32 yıllık evli bir çiftin duyguları, düşünceleri, birbirleriyle olan ilişkileri üzerine bir oyun. Eşinden çok evine düşkün olan Süeda (Suna Keskin) oğlunu evlendirme çabasıyla komşularını eve davet ediyor. Böylece ortalık karışıyor.

Sizin rolünüz nasıl?
Benim oynadığım koca rolü, oyun içinde eşine o kadar ağır sözler söylüyor ki; başlangıçta bunun kadınlar tarafından çok yadırganacağını düşünüyordum. Ama kadınların erkeklerden daha fazla gülüyor olması beni şaşırttı. "Ben dünyanın en mutsuz insanıyım çünkü senin kocanım" gibi ağır sözlere, en çok kadınlar gülüyor... Kadınların düşmanlığını değil, kahkahalarını kazandık.

Yabancı bir oyun olmasına rağmen uyarlandıktan sonra bizimle özdeşleşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Oyun, iki Amerikalı tarafından yazılmış. Amerikalı yazarların bir aile hayatını anlatmasıyla, Türk aile hayatı arasında hiçbir fark yokmuş meğer. Esasında ben, Türk yazarların eserlerini oynamakla daha mutlu olurum ama her zaman böyle bir imkan bulamıyoruz.

İlk kadroda Yunus Günce vardı. Neden ayrıldı?
Onun başka idealleri vardı. Başka bir ülkede yaşamak istediğini söylüyordu ve kendi arzusuyla oyundan ayrıldı. Onun yerine şimdi Soydan Soydaş diye bir arkadaşımız geldi. Aklınızın bir köşesine yazın, birkaç sene sonra bu isimden çok bahsedeceksiniz. Soydan, çok başarılı bir oyuncu olacak.

EKRANDAKİ SÜKSE SAHNEYE YANSIYOR
Ülkemizde tiyatro sanatının en büyük kaybı; çok değerli oyuncularımızın dizilerde oynaması. Arada çok büyük gelir farkı olduğu için televizyonu tercih ediyorlar. Ama "Bir fırsatım olsa da tiyatroda oynayabilsem" dediklerine yüzde yüz inanıyorum.

Ben 10 yıl 'Olacak O Kadar'da oynadım ve aynı zamanda tiyatro yaptım. Program bitip arkadaşlar evlerine dinlenmeye giderken ben enerjimin en yüksek olması gereken yere, tiyatro sahnesine gidiyordum.

Seyirci, oyunun yazarından ve isminden çok kimin oynadığıyla ilgilenir. Sevdiği ve dizilerden aşina olduğu oyuncuları canlı izlemek için tiyatroya gider. Televizyonda sükse yapan oyuncular tiyatroya döndükleri zaman, o oyuna da faydalı oluyorlar.
BİZE ULAŞIN