Adalet ve sorumlulukla özdeş bir sahabi: Hz. Ömer

Adalet ve sorumlulukla özdeş bir sahabi: Hz. Ömer
02.06.2019 Pazar
Hz. Peygamber'in ikinci halifesi Hz. Ömer, peygamberliğin altıncı senesinde, 27 yaşında iken Müslüman oldu. Hz. Peygamber'i öldürmek amacıyla yanına giderken, kız kardeşi Fatıma ve eniştesi Said b. Zeyd'in Müslüman olduklarını haber alınca onların evine yöneldi. Evde Kur'ân okunduğunu anladığında kendilerine saldırdı. Daha sonra da yaptıklarından pişmanlık duydu, merhamete gelerek onlardan okuduklarını kendisine de duyurmalarını istedi. Okunan ayetlerden son derece müteessir olan Hz. Ömer derhal Hz. Peygamber'in huzuruna giderek Müslüman olduğunu ilan etti. Nüfûzuyla, güç ve kuvvetiyle meşhur olduğundan, onun îman etmesi müslümanlara büyük bir kuvvet kazandırdı. İslâm ile şereflendiği gün, bütün Müslümanlar Kâ'be'ye giderek ilk defâ açıktan namaz kıldılar.

KUDÜS'ÜN İLK FATİHİ...
En meşhur lakabı Faruk olan Hz. Ömer, Rasulüllah'ın kumandanlık yaptığı tüm savaşlarda, Hudeybiye Antlaşması'nda ve Veda Haccı'nda hazır bulundu; Rasulüllah'ın yanından mümkün mertebe ayrılmamaya çalıştı, kendisini malıyla ve canıyla Hz. Peygamber'in yoluna adadı. Mekke'nin fethinde aktif görev alan Hz. Ömer, fetih sonrasında Hz. Peygamber'in emriyle kadınlardan biat alma görevini yerine getirdi. Nihayet o, fethin hemen akabinde gerçekleştirilen Huneyn gazvesinin başlangıcında Müslüman ordunun bozguna uğradığı sıradaki kargaşa ortamında Allah Rasûlü'nü (sav) en yakından koruyan sayılı şahıslar arasında da yerini aldı. Hz. Ömer, Hz. Ebu Bekir'in halifelik dönemi boyunca ona müşavirlik, kadılık yaptı ve onun en büyük destekçisi oldu. Hz. Ebu Bekir, son hastalığında bir ahitname yazdırarak onu kendi yerine halife tayin etti. Hz. Ömer, selefi Hz. Ebu Bekir'in vefat ettiği gün Mescid-i Nebevi'de halktan biat aldı ve okuduğu hutbede: "Allah sizleri benimle, beni de Ebu Bekir'den sonra sizlerle denedi. Herhangi bir işinizin halledilmesinde ben bulunmadığım zaman bu işi, çözüme bağlaması için başka birine havale edin. Ancak onun doğru ve güvenilen bir kimse olmasına dikkat edin. İyilikle hareket ederse ben de onlara iyilikle yaklaşırım, kötülük ederlerse başkalarına ibret olacak şekilde onları cezalandırırım." dedikten sonra: "Ey Allah'ım! Ben sertim, beni yumuşat; ben zayıfım beni güçlendir; ben cimriyim beni eli açık eyle!" diye dua etti. Emirü'l-müminin (müminlerin emiri) lakabı ilk defa Hz. Ömer için kullanılmıştır. Halife olunca, fetih hareketlerini devam ettirdi. İslam orduları onun zamanında Sasani İmparatorluğu'na tabi Irak, İran ve Azerbaycan ile Bizans İmparatorluğu'na tabi Suriye, el-Cezire, Filistin ve Mısır'ı İslam ülkesine kattılar. Kudüs kuşatıldıktan sonra şehirdeki Hıristiyanlar bir müddet direndilerse de nihayet barış istemek zorunda kaldılar. Ancak, kumandanlardan çekindikleri için şehri bizzat Halîfe'ye teslim etmeyi şart koştular. Câbiye'de yapılan bir anlaşmadan sonra Ömer (r.a.), bizzat Kudüs'e kadar giderek şehri teslim aldı.

AKILLARDAKİ ADİL HALİFE
Hz. Ömer adil bir halife olarak şöhret buldu. İdareci seçme, görevlendirmede denetleme konusunda dahi sayılabilecek özellikler sahip olan Hz. Ömer, döneminin en büyük siyaset adamlarını devlet organizasyonunda değerlendirerek onların hizmetlerinden istifade etti. Onun bu yönünü Hz. Aişe "Allah'a yemin olsun ki, Ömer işleri çok güzel yürüten ve eşi benzeri olmayan bir kimseydi. İşleri ehil insanlara tevdi ederdi" sözleriyle dile getirir. Hz. Ömer, Yemâme Savaşı'nda pek çok hafızın şehit olması üzerine, Kur'an'ın kaybolacağından endişe ederek Kur'ân'ın toplanmasını sağladı. H. 21 yılında Hz. Peygamber'in Mekke'den Medine'ye hicretini takvim başlangıcı olarak kabul etti. Hz. Ömer, H. 23 yılı haccını eda edip Medine'ye döndüğü günlerde kölesi tarafından sabah namazı esnasında suikasta uğradıktan üç gün sonra vefat etti.

PROF. DR. ALİ KÖSE
BİZE ULAŞIN