15 Nisan 2012, Pazar

Bu bir rant darbesi girişimidir!

İstedikleri kadar, '28 Şubat, bir askeri darbe girişimidir' desinler, ben asla böyle olduğuna inanmıyorum. Çünkü bu dünyada geçerli olan tek şeyin ekonomik güç olduğunu, savaşlar dahil her şeyin ama her şeyin bu gerçek üzerine döndüğünü ve bunun dışında hiçbir şey için (insan özgürlüğü filan) parmak bile kıpırdatılmadığı biliyorum!
Bu yüzden hesabı sadece ordu mensuplarından sormak hata olur.
Tabii amaç 'öç almak' yerine, gerçekten yapılan her türlü haksızlığı ortaya çıkarmaksa!
Yayın yönetmenimiz sevgili Ergün Diler'in dünkü yazısını dikkatle okudum. Gözlerim satırlar arasında, 'medya patronlarının' dışında diğer patronları da aradı.
Peki kimlerdi onlar? Cevap basit aslında; 'O günlerde inşaattan turizme, gıdadan otomotive süratle imtiyaz ve para kazanan şirketler...
Baksınlar bakalım 28 Şubat'la birlikte kimlerin önü açıldı ve Karunlar kadar kimler zengin oldu?
Bunu listeleyerek yapabilirler.
Mesela Süleyman Demirel'in yakını, iş adamları kimlerdir? Veya Mesut Yılmaz'ın? Veya ordu o dönem en çok kimlere iş imkanı yaratmıştır?
Ha bu iş adamları aynı zamanda gazete patronluğu da yapıyorsa, onlar da elbet hakimin karşısına çıkartılmalı. Tabii en adil şekilde yargılamak kaydıyla.

* * *
AMAÇ KADINLARI DOĞADAN KORUMAK!
Makyaj malzemesi kadınları şeker hastası yapıyormuş! Evet uzmanlar kanıtlamış; malzemenin içindeki bilmem ne maddesi hanımlarımızda yüzde 80 diyabet hastalığına neden oluyormuş. Buna karşın, (yok karşın değil, o cümleyi bağlamak içindi) evet buna paralel olarak saç boyası, güneş ışığı ile birleştiğinde kafalarının -saç bakımından- yer yer kel kalmalarına neden oluyormuş.
Kadınlarımızı bekleyen tehlikeler bununla da sınırlı değil. Malum aynı güneş ışığı vücudun açıkta kalan yerlerini çillerle kaplıyor, hatta kansere neden oluyordu. İşte Columbia Üniversitesi'nin araştırması ve 'bayanları' bekleyen diğer tehlikeler; Öncelikle şarabın içindeki bir madde 'kadında boy uzamasını önlüyor!' O maddenin kadının hücre yapısını durdurma gibi bir özelliği saptanmış. Ama bazı münafık bilim adamları diyor ki, 'kanser hücrelerini de durduruyor aynı madde!' Diğer yanda tül gibi gözenekli kumaşların ardından gözler çevreyi daha iyi görüyormuş!
Ucuz güneş gözlüğü yerine kumaşın arkasından bakmak, görme yetisini daha uzun yıllar aynı oranda koruyabiliyormuş. Bu yöntemi kullanan kadınlar 90 yaşında bile numaralı gözlük takmıyorlarmış.
Üniversitenin, boyundan aşağısı için de bir dizi bilimsel saptaması var; Mesela açıkta bırakılan gerdan kısmı, havada bolca bulunan 'tışaki' moleküllerinden etkilenip kısa zamanda kırışabiliyormuş.
Direkman gelen ulturaviyoleyi ve tahribatlarını saymıyoruz bile.
Ayrıca aynı tehlike bacak ve kalça nahiyesi için de geçerliymiş! Tışaki, bacak derilerinde büzüşme, popoda yerçekimini ikiye katlama özelliğinden dolayı sarkıtlar oluşturuyormuş.
Molekülün en sık görüldüğü yerler, sokaklar ve plajlar elbette! Bu yüzden iki kattan az olmamak kaydıyla en iyi korunma şekli, koyu renk bir kumaşla buraları örtmek ve dış etkenlerden korumak.
Ayak bileklerini bekleyen tehlike ise malum yüksek topuklu, bantlı ayakkabılar. Bantların parmaklara yaptığı baskı sonucu, kadınların 40'larına varmadan kısır kaldığı bilinen bir gerçek artık. Ayrıca bu model pabuçların -ayakları sarıp sarmalamadığı için- büyümelere yol açtığı ve uzvun da fırsattan istifade 45 numaraya kadar geliştiği ifade ediliyor.
Geriye bir tek 'zeka' üzerine yapılacak araştırmalar kalıyor ki, bu bizi katiyen ilgilendirmiyor.

* * *
'KAFA TUTAN' BEBEK!
Oğlumu neredeyse yedi yaşına kadar kucağıma vermediler; başını tutamaz da arkaya kangırtırmışım diyerek. Dün bir yıkım fotoğrafına bakıyorum; adam almış 1 aylık bebeği eline, polis panzerlerine doğru koşuyor. Daha doğrusu dimdik önüne siper ediyor. O piç kurusu da kafayı öyle bir dikiyor ki şaşarsınız. Bir de insan bu manzaraya bakıp düşünüyor, 'Acaba çocukları şimdiden bu tür eylemlere karşı eğitiyorlar mı' diye.
Sebepse her zamanki gibi kaçak yapılaşma ve devletin müdahalesi.
Evleri yıkılan 'mağdurzedeler' önce taşla sopayla, sonra da 'bebekle' karşı koyuyorlar, olan bu.
Olmayan, dediğim gibi her şekilde 'kafa tutan' zamane bebekleri!


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN