16 Nisan 2012, Pazartesi

Bilseydi, 3G'yi icat eder miydi?

"Hayır Mr. Smith, bu icadı sürmeyelim piyasaya!" "İnsanlığı böyle bir teknolojiden neden mahrum bırakalım ki? Bak kızı kocaya kaçan babayı bile yumuşatacak bu tasarımımız. Adam, evladının loğusa görüntüsüne dayanamayıp, yoldan bir 'U' dönüşle koşacak torununa." "Ben yine de yapmayalım diyorum! Bu icat, kadına şiddeti artırır!" "...???!!?" "Bakmayın öyle yüzüme boş boş! İleri görüşlüyümdür, kan gövdeyi götürecek!" "Şunu anlamakta zorlanıyorum Larry; Cep telefonunun görüntülü olmasıyla, kadınların dayak yemesi arasında nasıl bir ilinti kurdun acaba?" "Abi siz Türkleri tanımıyorsunuz zannedersem.
Onlar şu otomatik makinalardan, suyla yaptıkları jetonla, sabah akşam sakız düşüren millet!"
"Yani?" "Yanisi, şimdi biz icat edeceğiz 3G'yi, Antalyalı öküzün biri satın alacak ve ilk işi karısını eşek sudan gelene kadar dövmek olacak!" "Niye, adına 3Ö demedik diye mi?" "Olur mu Mr. Smith, Türklerin eline, hangi isimle ne verirsen ver alır, yeter ki bir model üstü olsun!" "Ben hala neden karısını incitiyor anlamadım? " "Onun gerçek nedenini kendileri de bilmiyorlar henüz. Eşi hanımefendinin kafasından aşağı dışkı döken gazeteci mi arasın, boşanmakta ısrar eden kadını satırla kesenler mi, hepsi bunlarda. Ama Antalyalı'nın niyeti farklı ve suçuna bizi de ortak edecek!" "Nasıl olacak bu?" "Eşinin yediği dayağı sevgilisine izlettirmek suretiyle. İşte sizin 3G bunlara yol açacak!" "E biz de Türkleri haberdar etmeyelim bu icadımızdan!" "Mümkün değil, kıçına don almazlar ama teknolojiden de asla vazgeçmezler!" "O zaman geriye bir tek çare kalıyor; cihazın üzerine kıllı bir adam etiketi yapıştırıp, üzerine yazalım; 'Kötü yan etkileri de vardır!' diye. "Yazalım valla, ilerde utanmadan bir de bizi dava etmeye kalkarlar..." "AHİM diyorsun!" "Yok abi, vahim vahim!"

YÜZÜNÜZ KABALAŞTIYSA!
Kendisi de akromegali hastası olan Akromegali ile Yaşam Derneği Başkanı Mehmet Özden diyor ki; "Fotoğraflarınıza bakın, yüzünüz kabalaştıysa araştırın. Çünkü bu hastalık insanın önce ellerini, ayaklarını büyütür sonra da yüz kabalaşmaya başlar!" O kendi suratını 'kabalaşmış' olarak tarif ediyor ama aslında öyle zarif bir ifadesi var ki! Bu yüzden de aklımız hemen, 'ruhunun kabalığı, yüzlerine vurmuşlar' geliyor. Bunlara yollarda, mahallemizde, ekranlarda, gazetelerin haber sayfalarında bol bol rastlıyoruz. Büyüklerini meydanlarda devletmillet nutukları atarken, sorunları halledeceğine yeminler ederken, sanatçı kısmını da, 'Arkadaşımı tebrik ederim' deyip gözlerini kıskançlıkla devirirken... Birini de öz çocuğunu öldürüp çöpe atarken gördük... Lütfen bakın şu surata; Aslında ince yüz hatlarına sahip bir insan gibi durmuyor mu? Ama dikkatlice bakıldığında son derece kaba, kötü ve hantal bir ruhun izlerini taşıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN