25 Nisan 2012, Çarşamba

Şevket Kazan dedi ki...

"28 Şubat 1997'de hükümeti Tansu hanımla devam ettirebilseydik, başta Çevik Bir ve Özkasnak olmak üzere, bu işe kalkışanları tutuklatacaktık!"
Bu kez de Kazan'a soruyorum; Peki içlerinde Süleyman Demirel de olacak mıydı?
Yani gücünüz, görevdeki bir Cumhurbaşkanı'nı içeri alıp yargılamaya yetecek miydi?
Ya da bu insanlar kendilerini dünya kamuoyu önünde, "Meclis kapanmadı ki, tüm partileriyle aynen yoluna devam etti. Çünkü bu darbe değildi, darbeler meclisi kapatır önce. 28 Şubat sonrasında olan, başbakan değişimi sırasında, sadece Cumhurbaşkanı'nın yetkisini kullanarak hükümet kurma işini bir başka partiye vermesidir" şeklinde savunsalardı ne yapacaktınız? İşte o gün ne yapacaksanız, bu gün de aynı şeyi yapmalısınız.
Ve hatırlatmalısınız kendilerine; "Bu ülkenin anayasasında erken seçim diye bir madde vardır. Demokrasiye uygun olmayan bir durum hasıl olmuşsa, yeni meclisini seçme hakkı tamamen o ulusun fertlerinindir.
Bunun dışında en ufak müdahale önemli bir suçtur ve suçluların mutlaka yargılanması gerekir!"
Bu yüzden diyorum ki, 'katkıda bulunan' herkes cezalandırılmalı er veya geç.

* * *
ŞAPKAYI ALIRSINIZ!
Ermeni arkadaşların niyetleri belli oldu.
Türkiye'den para ve toprak istiyorlarmış! Genç okurun, "Abi Kenedy'i de vurdular biliyon mu" diyeceği kadar salak ve bilinen bir cümleyle başladım farkındayım ama günün mana ve ehemmiyetini başka şekilde anlatamazdım.
Diaspora yıllardır her ne kadar, 'zavallı Ermenilerin itibarı vs' şeklinde cilalı laflarla olayın 'manevi' yönünü vurgulamaya çalışsa ve '24 Nisan, Ermeni tehcirinin simge günüdür' dese de, durum sonunda anlaşıldı.
Para ve toprak istiyorlarmış meğer! İşte burada başlıktaki şapka giriyor devreye. Gelsinler bakalım toprak almaya.
Elbette bunu faşizan bir ifade olarak algılayanlarınız da olacaktır ama olan biteni benim gibi 'savaş sırasında karşılıklı bir katliam' olduğuna inanan biriyseniz, yorumunuz hiç de farklı olmayacaktır. Bir de neden son senelerde (1965'ten sonra) dile getirildi bu Ermeni Diasporası?
Bugüne kadar Ermeni vatandaşlarımızla iç içe, gül gibi geçinip gittiğimizi düşünürseniz, burada asla etnik milliyetçilik yapmadığımı anlayacaksınızdır eminim.
Çünkü 'tehcir' diyenler kadar bu olayları farklı savunanlar da var. Çoğu da devlet arşivi belgeli. Mesela '24 Nisan'ı tam tersi, Ermeni Terör Örgütü üyelerinin evlerinin basılıp, tutuklandığı gündür" diyenler.
Anladığım kadarıyla, Osmanlı demiş ki bunlara, 'Yapmayın beyler vazgeçin bu cinayetlerden, yoksa düreceğim defterinizi.' Ama bu çeteler daha da kudurmuş ve Müslüman halkı katletmeye devam etmişler.
Osmanlı devleti de kendini yıkmak üzere 47 adet isyan çıkaran bu teröristleri 24 Nisan'da tespit edip, tek tek toplamış. Olan bu. İster inanın ister inanmayın.
Daha da inanmazsanız, bu gün PKK'lı Kürtlerin yaptıklarına ve en önemlisi niyetlerine bakın.
Onlar da toprak istiyorlar değil mi bu devletten?
Not;
Başlıktaki 'şapka' benzetmesinin ne manaya geldiğini anlamanız için bir ipucu; Şapkanın altında genellikle hangi liderimiz vardır ve biz kendisine ne diye hitap ederiz? Bildiniz tebrikler.


BİZE ULAŞIN