25 Ekim 2012, Perşembe

Latife mi, Fikriye mi?

İkisi de Atatürk'ün kadınları ama bizler nedense Latife'den nefret ederiz ulusça. Ata'mız üzerinde hakimiyet kurduğunu söyleriz ve ekleriz; "Latife Hanım, Ata'nın çamaşırını bile yıkamamıştır. İçki içmesine mani olmuştur.
Bazen tercümanlığını yapmış, protokolde yerini almıştır ama asla Mustafa Kemal'e nüfuz edememiştir. Aralarında hep ciddi bir mesafe olmuştur. Latife Hanım huysuz bir kadındır çünkü mutfağa inip aşçıbaşıya 'zeytinyağını fazla koydu' diye kavga edermiş!"
Şayet yaşınız 50'lere gelmişse Latife hanıma değil kızmak, takdir ediyorsunuz. İçki içmesine karşıymış Ata'nın. Keşke elinde sopayla dolaşaydı da bu kadar erken yaşta göçmeyeydi rahmetli öte tarafa. (Bakın kendisi kaç yaşına kadar yaşadı.) İkincisi, 'fazla yağ koydu' diye aşçıları haşlıyormuş! Yağın fazlasının zarar olduğunun bilincindeymiş fena mı? Ve... bir günden bir güne kocasının çamaşırlarını yıkamamış! Özür dilerim de çüş artık!
Oysa zavallı Fikriye hep yapmış bunları... Mustafa Kemal'in fikir dostu olmuş, çamaşırlarını da yıkamış, birlikte kadeh de kaldırmış ve mecnun gibi sevmiş Ata'sını...
Şahsen insan bir yaştan sonra, kendisini koruyan kollayan, dirayetli kadınlarla olmalı.
Öyle nazenin ruhlu, esas kendi yardıma muhtaç kadınlarla değil...
Fikriye hanımefendi gibiler gençlikte ruh katar yaşama... Sevdanın, felsefenin, bulutlu kafaların, hülyaların kadınlarıdır onlar, katı yaşam şartlarının değil...

* * *
SPİELBERG DE OLSAN!
Osman Sınav, 35 yıl sonra Sinema-TV Bölümü'nden mezun olmuş. Sınav 1978 yılında okula kaydını yaptırmış. Lütfi Akad, Metin Erksan, Halit Refiğ gibi ünlü yönetmenlerden ders aldıktan sonra da terk etmiş okulunu. Şimdi çıkan aftan yararlanarak yeniden sınavlara girmiş ve diplomasını almış nihayet... Ne gerek var diyeceksiniz ama bazı insanlar böyledir işte... Yanlış anlamayın bunu bir saygı ifadesi olarak söylüyorum ve dünya çapındaki bir ustanın bu konudaki öyküsünü anlatmak istiyorum.
Steven Spielberg de mesleğin ilk döneminde terk ettiği üniversiteyi bitirmek için yıllar sonra başvuranlardan.
Tez olarak da şimdi adını hatırlayamadığım bir kısa filmini gönderiyor kurula.
Ama hocalar filmi yetersiz buluyorlar! Nedeni; sürenin istenilenden kısa olması!
Spielberg bunun üzerine 7 Oscar'lı, 3 saatlik Shinder'in Listesi'ni yolluyor adamlara, "Tamam mı" diye de soruyor... "Tamam" diyorlar, bizimki mezun oluyor...

* * *
AYŞE ARMAN STRİPTİZ YAPMIŞ KOCASINA!
Akabinde bizimki geldi yanıma, "Ben yaparsam ne olur" dedi... Bu durumda hiç bir evli erkek tanımıyorum ki cevabı aynı olmasın; "Tabii hayatım mest olur izlerim..." Elbette külliyen yalan. İnsan niye istesin ki bütün vücut kıvrımlarını bildiği bir kadının soyunmasını? İtiraf etmek gibi olmasın ama köşeye bir el kızı koy, striptize gerek yok, bulaşık yıkarken bile daha caziptir adam için. Bu yüzden şu hayat yorgunu karılarımızın aklına kim giriyorsa vazgeçsin. Yoksa bu yaştan sonra onları da helak edecekler, bizleri de...

* * *
SÜTAŞ'IN BUZAĞINI SEVİYORUZ!
Bu gün Kurban Bayramı...
Ben kıyamam ama isteyen kurbanını kessin, Allah da kabul etsin. Ama şu 'Sütaş'ın reklam filmiyle, kesilmeye götürülen buzağılar ekranda yan yana gelince içim gerçekten fena oluyor. Önce kaybettiği anacığının peşinden koşuyor canımın içi, bir bakıyorsunuz diğer karede gözleri bağlanmış yatırılmış bıçağın önüne.
Ama ne yapacaksınız dini vecibelerimiz bunu icap ettiriyor ve ayrıca hepimiz deve gibi oturup zavallıların etlerini höpürdetiyoruz.
Bu vesileyle herkesin bayramı kutlu olsun...











BİZE ULAŞIN