29 Ekim 2012, Pazartesi

N'aptın Ahu?

Ahu Tuğba, kızı Anjelic'i dizide oynatacakmış! "Yapma hayatım, yazık edersin" diyeceğim, bu kez de dizi oyuncusu kızlarımız yanlış anlayacaklar. Ama müsaade ederlerse Anjelic'in durumu onlardan biraz farklı. Sorarım size; 'Amerika'nın Florida eyaletindeki The Everglades Üniversitesi'nde okuyan ve yapılan bir sınavda yüzde 99'luk not ortalaması ile politika alanında eyalet birincisi olan ve bu sonuçla okuduğu üniversiteyi Amerika sınırları dahilinde dereceye sokan ve bu yüzden koskoca Obama'nın huzurlarına kabul edilen kaç tane Hürrem veya Feriha'mız var? İşte bu yüzden bırakalım Anjelic'i bilim adamı olsun.
Çünkü "Bu ülkede ne kadar dizi oyuncusu varsa..." diyeceğim ama devamını getiremeyeceğim. Çünkü şeytan aklıma başka şeyler soktu...
Menderes Samancılar'ı bilirsiniz, bir gün trafik polisine kızmış bağırıyor, "Bu memlekette ne kadar polis varsa..." diye. Ama arkasında dikilen iki memuru görmüyor. İşaret ettik kapa çeneni gibilerinden, o zaman toparladı; "... bir o kadar da bekçi vardır abi!" 'Bu ülkede ne kadar dizi oyuncusu varsa' diye başlamamı yanlış anlamadınız umarım.
Aslında, '...bir o kadar da bilim adamımız var mı acaba' deyip kıyas yoluna gidecek ve dahi gençlerimizi bu mesleğe yöneltecektik... "Bu memlekette alimlik karın doyurmaz" biliyoruz ama siz yine de benim şu hergele aklımı dürtüklemeyin isterseniz.

* * *
SIRLAR DÜNYASI 1...

Evimizin dedesi 84'ünü devirince önce aile büyüklerinin mezarlarını dolaştı, sonra da hepimizi toplayıp vasiyet tarzında birkaç bilgi verdi.
Bu arada pek çok fotoğraf, belge ve eşya döküldü ortaya... Onlardan biri de uzun yıllar odasında duran ama hiç dikkatimizi çekmeyen dede yadigarı abajurdu. Bana sorsanız aydınger kağıdından yapılmış sıradan bir aydınlatma gereci.
Ama dedemizin sırlarından biri de 'Yahudi kökenli' oluşuydu. Bu yüzden biraz daha yakın incelemeye aldım abajuru. Ve şu sonuca vardım ki o efsane olarak anlatılan 'Yahudi derisinden mamul eşya' serisinden olabilir pekala bu da! 'Alman SS'lerinin Yahudileri insandan saymadıklarından dolayı derilerinden eşya yaptıkları' söylentisi kulağımıza gelmişti elbette. Sabun yapmışlar, suyun altında eriyip gitmiş.. Ama derilerinden yapılan abajurlar günümüze kadar gelmiş olabilir.
Hatta onlardan biri bizim evde de olabilir.
Bayram ertesi ilk işim aletten ufak bir parça kesip laboratuvara göndermek olacak. Aydınger çıkarsa söz etmem ama insan derisi çıkarsa zaten manşetten duyarsınız...

* * *
SIRLAR DÜNYASI 2...
Bu da 'sırlarla dolu evler ve gizli güçler' üzerine bir anı...
Takvim'in heyecan dolu yazı dizisinde sözü edilen evlerden birinde benzer bir olaya şahit olmuştum. Gençlikte bir bekaröğrenci eviydi ve Karacaahmet mezarlığının yakınlarındaydı.
O gece uyku öncesi bol bol çocukların gördükleri hayaletlerden söz etmiştik. Kız arkadaşım (şimdi karım) sabah ezanı kaldırmıştı hepimizi... "Kenan, hani nerede Fatma teyze" diye. Fatma teyze, Kenan'ın annesi ve bizimkinin de aile dostu. Trabzon'da otururdu ve ara sıra gelip evladına göz kulak olurdu. Ama o sabah bizden başkası yoktu ki evde!
Her neyse kısa keseyim, olay şöyle... Bizimkinin yattığı odaya küçük bir kız çocuğu gelip, elindeki kitapla dürtüp uyandırıyor. "Kenan'ın yeğeni sandım, çünkü içeriden bütün ailenin sesi geliyordu, sanki Araklı ilçesi eve dolmuştu..." diye anlatıyor heyecanla. Sonra kalkıp bakıyor, hepimiz k.çımızda pireler horul horul uyuyoruz. Bu kez Kenan fırlıyor ayağa; "Oğlum ben size demedim mi, işte aynı kızı ben de görüyorum!"
Sonrasında cami hocası duruma açıklık getirmişti; "Büyük ihtimal o kızın mezarı üstüne yapılmış bu ev!"
Ne diyeyim, inanmayan taş olur arkadaşlar.





BİZE ULAŞIN