21 Nisan 2012, Cumartesi

Cemse dokunabilir, kamyon çarpabilir

Önceki gün aracımla giderken…
Radyoda bir anket dinledim.
Erkeklerin en sinir olduğu şey…
Eşlerinin;
"Nerdesin?" diye sormalarıymış.
Ünlü bir gazeteci ve TV'ciyi eşi aradı.
"Neredesin, ne zaman geleceksin?" diye sordu.
Gazeteci toplantıdaydı.
Kadınların da en sinir olduğu şey;
"Toplantıdayım" şeklindeki cevapmış.
Gazeteci dostumuz bunu biliyor olmalı ki;
"Hastanedeyim.
Cemal Abi kalp krizi geçirdi.
Onun başındayım"
deyiverdi.
Yalan söylemiş, eşini savuşturmuştu.
Gece ilerleyen saatlerde evine gitti.
Eşi kapıyı açtı ve tekrar sordu;
"Neredesin bu saate kadar?"
Gazeteci "La havle" çekip;
"Dedim ya…
Cemal abi kalp krizi geçirdi diye.
Hastaneden geliyorum"
cevabını verdi.
İçeri girdi.
Salonda misafirler vardı.
Misafirlerden biri…
"Kalp krizi geçirdi, yanındaydım" dediği…
Cemal Abi'nin ta kendisiydi.
Diğeri de Cemal Abi'nin eşi.
Saatlerdir gazetecinin evinde onu bekliyorlardı.
Gazetecinin o anda kalbi sıkıştı.
Fena yakalanmıştı.
Ne diyeceğini şaşırdı.
O anda Cemal Abi'nin de ne hikmetse…
Tansiyonu yükseldi…
Aniden yere yığıldı.
Cemal Abi'yi apar topar hastaneye kaldırdılar.
Gazeteci sabaha kadar başında bekledi.
Eşiyle hesaplaşma nasıl oldu bilmiyorum.
Ünlü gazeteci dostum orasını anlatmadı.
Bir tek şey vardı;
Gazeteci dediğin kişinin…
Öngörüsü oldurdu.
Bizimki'nin hastane öngörüsü tutmuştu ama…
Zamanlama hatası…
Kamyon çarpmışa çevirdi.
Siz siz olun…
Eğer bir gün gazeteci olursanız…
Zamanlamaya da dikkat edin…
Yoksa mutlaka bir gün kamyon çarpar.
Gazeteci İlnur Çevik…
Başbakan Erbakan'ın danışmanlığını yaparken..
28 Şubat döneminin basın üzerindeki gücü…
Erol Özkasnak Paşa tarafından çağrılmış.
"Safını belli et" çağrısı aldığını söylüyor İlnur.
"Yoksa kılıçtan geçireceğiz" uyarısı ile karşılaşmış.
İlnur her gerilimde ortaya çıkan…
Aczimendiler'in de o dönemde…
Askeri cemselerle Kocatepe Camii'ne gelip…
Mevlid bastığını…
Ve askeri cemselerle camiden gittiğine…
Tanıklık ettiğini söylüyor.
O zamanlar cemseler…
Şöyle bir dokunuyordu medyaya da.
Hemen hepsi düşüyordu.
Dokunmak bile yetiyordu.
Dik duramıyordu kimse.
Halbuki durma cesaretinde bulunsa birileri…
Bugün çok farklı olacaktı.
Nitekim darbelerin yargılandığı şu günlerde…
Geleceği öngöremeyen…
Birçok şakşakçı gazeteci…
TIR çarpmış gibi…
Avare avare…
Aramızda dolaşıyor.
"Beni kovacaklar galiba" diye…
Yazılar bile yazıyor.



Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN