25 Nisan 2012, Çarşamba

Topuklara sıkacaklarmış

"Baba ayaklarıma sıkacaklarmış…
Tedirgin oldum…
Ne yapayım" dedi telefonun ucundaki ses.
Sıkılacak ayakların sahibi benim oğlum…
Muhabirlik yapıyor.
Gece bir mekana gidiyor.
O mekanda Çağatay Ulusoy var.
İçerde röportaj yapmak istiyor.
"Lütfen ve ricalarla" talebini iletiyor.
Çünkü ona ben öğrettim.
"Bu işi yapacaksan nazik olacaksın" dedim.
Kapıdaki bodyguardlar gidip soruyorlar.
Çağatay içerde konuşmayacağını söylüyor.
Bizim evlat "Madem öyle" diyor…
"Çıkarken görüntü alırım" diye ekliyor.
Buraya kadar her şey normal.
Anormallikler ise akabinde başlıyor.
Bodyguard uzaklaşmasını söylüyor.
"Asla çekim yapamazsın" diyor.
Bizim evlat mekan dışında…
Kimsenin karışamayacağını söylüyor.
Vay sen misin bunu söyleyen…
İki el belinden dolanıyor.
Sürükleyip, tartaklıyor.
Sırtına yumruğu yapıştırıyor.
O halde beni aradı evlat.
Anlattı durumu;
"Sadece lütfen ve rica ederim dedim baba.
Senin dediğini yaptım. Şimdi dayak yedik.
Tehditler savuruyor.
Ne yapmalıyım?" "Yapacak tek şey var oğul"
dedim.
Kimse kanunlardan ve devletten büyük değildir.
Burası da dağ başı değil. "Polisten yardım iste" diye uyardım.
Çağrı üzerine polis geliyor.
Bodyguard polisin yanında…
"Leşim var zaten… Sen bittin" diye…
Tehdide devam ediyor.
Telefonunu uzatıyor bizim evlada.
"Patronum seninle görüşecek" diyor.
Zannediyorsun ki patron durumu yumuşatacak.
Gönül falan alacak.
Diyor ki telefondaki ses;
"Bana bak sen bizi şikayet mi ettin?
Oradan bir yere ayrılma…
Gelip sana göstereceğim şikayeti.
Topuklarına sıkalım da gör Hanya'yı Konya'yı."
Yani adam topuklara…
Portakal suyu sıkmayı düşünmüyordur herhalde.
Oğluma dedim ki;
"Hiç korkma…
Olayın üzerine git.
Sonuna kadar hem de.
Karakola git şikayetçi ol.
Bugün sana, yarın bana, sonra başkasına.
Kimse kanunların üzerinde değildir."
Gitti şikayetçi oldu evlat.
Ve düşünüyorum şimdi…
Boğazda mekan bodyguardı olmak…
İnsanı nasıl bir duyguya sokuyor acaba?
Kendini Süperman falan mı zannettiriyor?
Ve mekan işletmek…
Patron olmak boğazda…
Bazılarını topukçu mu yapıyor.
Havası mı etkiliyor boğazın ne?
Müşteriye portakal suyu…
Gazeteciye topuk sıkma…
Cesarete bak…
Bitti o dönemler…
Buradan bu çirkinliği yapanlara sesleniyorum.
Benim evlattan özür dileyeceksiniz…
Adalete de hesap vereceksiniz.
Ve dahi…
"Topuk sıkma" lafını…
Bir daha ağzınıza almaya…
Tövbe edeceksiniz…


BİZE ULAŞIN