29 Nisan 2012, Pazar

Türkler ve Kürtler'in kaderi

PKK ister-istemez silah bırakacak. Çünkü bölgedeki gelişmeler Türklerle-
Kürtlerin daha yakın olmasını zorunlu kılıyor.
Suriye'yi bir kenara koyup, Irak'ın durumuna bakın.
Patlamaya hazır bomba gibi. "İran kontrollü" Irak Başbakanı Maliki, şiisunni ayrımını esas alan bir siyaset güdüyor.
Sunni kökenli Kuzey Irak yönetimi ile Irak merkezi yönetimi arasında her an çatışma çıkabilir.
Durum o kadar kritik ki, şii lider Sadr araya girmek zorunda kaldı.
Sadr önce Bağdat'ta Maliki ile görüştü, sonra Erbil'e gidip Barzani ile buluştu ve 18 maddelik uzlaşma planı sundu.
Ama bu girişimler ülkede çözümden çok, çatışmanın ne kadar yakın olduğunu gösteriyor.
Zaten ipler fiilen kopmuş durumda.
Kuzey Irak'tan Bağdat'a petrol sevkiyatı durduruldu.
Barzani ufuktaki tehlikenin farkına vardı ve Türkiye'ye yaklaşmaya başladı.
İran-Irak-Suriye arasındaki şii ittifakı hem Kürtleri, hem Türkiye'yi hedef alıyor.
Bu ittifakın sözcülüğünü üstlenen Maliki'nin cesareti Türkiye'yi "düşman" ilan etme noktasına kadar ulaşmış durumda...

* * *
Irak Cumhurbaşkanı Talabani Kürt ve sunni.
Yardımcısı Tarık El Haşimi de.
Ama Irak Başbakanı Maliki, Tarık El Haşimi'yi hapse attırmaya çalışıyor.
Hakkında "tutuklama" kararı çıkartılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Haşimi, kendi ülkesine giremiyor.
Önce Erbil'e, sonra Türkiye'ye sığındı ve bir süredir İstanbul'da ikamet ediyor.
Biliyorsunuz, geç en hafta Barzani de Türkiye'deydi. ...Yani Kürtlerin başı sıkıştığında, bölgede güvenebilecekleri, sığınabilecekleri tek ülke Türkiye...

* * *
Barzani Türkiye'ye geldiğinde PKK'yı "silahla bir yere varılmaz" diye bir kez daha uyardı. "PKK silah yöntemini sürdürürse Kuzey Irak'ta kalmasına müsaade etmem" dedi ve silahlar susmazsa PKK'yı sınır dışı etmek için gerekirse güç kullanabileceklerine dikkat çekti.
Özetle, Kuzey Irak yönetimi "Türkiye'ye bir Kürt kedisini bile teslim etmem" yaklaşımını geride bırakmış görünüyor.
Yeni konjoktür bölgede Türklerle-Kürtleri bir arada, dayanışma içerisinde yaşamaya zorluyor.
Öyle bir sürece girildi ki, Ortadoğu yeniden şekillenirken, Türk-Kürt ittifakı -şimdi telaffuzu erken olan- sürpriz birlikteliklere doğru gidebilir.
Böyle bir süreçte PKK'nın hala elinde silahla dağlarda dolaşması akıl alır bir şey değil.
Başbakan Erdoğan, "silahları bırakın, askeri harekat dursun" dedi.
Daha ne denilebilir ki?
Bu adıma karşılık verilmek zorunda.
Yoksa PKK'yı koruyacak, kollayacak, barındıracak kimse kalmadı.
Çünkü "büyük fotoğraf"ta Kürtler'in yeri var ama PKK'nın yok.
Tarih ve bölgedeki gelişmeler bir kez daha gösteriyor ki, Türkler ve Kürtler'in kaderinde "ortaklık" var, düşmanlık değil...



BİZE ULAŞIN