22 Ağustos 2009, Cumartesi

O sayılı günler

Bakara Süresi-185. Ayet-; "(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah'ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir."der. O nedenle Ramazan ayı için 11 Ayın Sultanı deyimi kullanılır.
Bir derlenip toparlanma sürecinden daha fazlasını ifade ettiği mutlak Ramazan ayının. Kendi kuralları içinde bir bütün olarak duruyorsa da İslam'ın Ramazan ayında daha yoğun idrak edildiği de bir gerçek. Bir duruluk sezerdik eskiden insanlarda. Sessizlik. Evet eski Ramazanların en önemli özelliği-ya da benim gözlediğim- sakinlik ve sessizlik idi. Bugün bütün o sessizliğin bir dinginliğe denk düşmesi gerektiğini, beslenmeyle ilgili söylenenlerin bir yaşam biçimi haline getirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Hatim indirmek
Özellikle daha çok Kur'an-ı Kerim okumak ve hatim indirmek bir geleneğin yaşandığı dönemin özel durumlarından biriydi. Şöyle denirdi belagatli insanlar için; Hatim indirmiştir. Önemliydi. Mevzuya vakıf olmakla eş anlamı sayılırdı hatim indirmek. Kur'anı tümüyle okumak anlamak anlamına gelirdi bu. Yine Kadir Gecesi önemiyle yaşamak bütün Kur'an okunan günleri ki; bu başka bir disiplinli olma haliydi geçmişte. Modern dünya henüz bu duygu ve düşünceleri rencide edip esriltmemişken... Bütün bu süreç korkuyla değil sevgiyle yaşanıyorken...
O herkesi bir safta toplayan Teravih Namazları sonra... Özellikle 20 rekat olarak camilerde cemaatle birlikte olmak yine tercih edilen bir gelenekti. Ve o namazlarda hangimizin bir anısı yoktur ki?

Hz. Peygamber'e dua
Özellikle cihan peygamberi Hz. Muhammet için dualar etmek. Ben anneannemin o bembeyaz tül başörtüsünün altında ışıktan tasarruf ederken kalın camlı gözlükleriyle elinden Kur'an-ı bırakıp Hamd'ü senalar olsun deyişini unutamıyorum mesela. Önemli bir iş yapmanın bütün ağırlığı olurdu üzerinde...
Hele ki o dua iftar saatlerinde yapılıyorsa.
Sahur saatlerinin en ilginç yanıydı evin içinde olmadık saatlerdeki telaşı görmek. O saatlerde aile efradı yanyana gelir yemek anı yemek sonrası başka türlü yaşanırdı...

Komşuya kıymet

Yine yoksul çocuklara yardım etmek, varsıl olmayan ailelerle yiyecek paylaşmak eski ramazanların bir geleneği idi. "Komşusu açken tok yatan bizden değildir!" derdi dedem. Toprağı bol olsun onun Allah gani gani rahmet eylesin. Referanslarını hakkaniyet duygusundan alıyordu yaşadığı dünyanın.
Yine sadaka vermek, fitre ve zekat vermenin erdemleri üzerine çokça vaaz dinlerdik. Evimizde bir varsılın malını nasıl paylaştığını, nasıl fitre ve zekat dağıttığının öyküsü olurdu çoğun. Sadaka, burs, bağış ve yardımlarımızı bu ayda biraz daha artırmak yine bir geleneğin en iyi yanıydı bence... Dayanışma bir halkın en büyük inceliğiydi çünkü...
İyilik sesli soluklu dolaşırdı insanların arasında. Ve yine kadir kıymet bilmek, kadirşinas ve emekbilir olmak bu ayın önemli özelliklerinden biriydi indimizde...
BİZE ULAŞIN