27 Ağustos 2009, Perşembe

Futbol hayata benzer

Hayattan referanslarla yazılıyor futbol. Dahası kalem erbabı hayata ilişkin referansları futboldan almaktan çekinmiyor artık. Futbol yazını yüzünü hayata dönüyor dahası. Sokaktaki adamın konuşma dili neyse 'kalem erbabı'nın yazım dili de oraya meylediyor. Meyletmenin türü var çeşidi var. Televizyon yorumcularının dili 'kalem erbabı'nın dilinden ayrılıyor bir yerde. Sabaha kadar süren spor programı tartışmalarının 'a.. koyayım!' 'yok ebesinin a..!'diye bitenlerini, anlattıkları fıkralarla kendilerini-ama bizi değil-gülmekten kırıp geçirenleri görünce 'kalem erbabı' yazarla 'sokaktaki adamın' diliyle yazanı-konuşanı ayırdetmek gerektiğini düşündüm.
Diyarbakırspor-Fenerbahçe maçı da hayattan referanslarla değerlendirildi kimi spor yazarlarınca. Taraf Gazetesi'nde bir yazı ilişti gözüme; "Diyarbakır Cendere'de maçı heyecanla takip edenle İzmir Alsancak'ta takip edenin yüreği Güiza'nın kaçırdığı her golden sonra aynı türden bir öfkeyle patlıyor. Fenerbahçe Kürtçe konuşanların da sevgilisidir. En karanlık dönemlerde dahi Şemdinli'de veya Bismil'de Fenerli çocuklar vardı. Diyarbakırlı Fenenerliler'le Büyükadalı Fenerliler, Fenerbahçe sevgisinde ortaktır ve Rumca, Türkçe, Kürtçe takımklarını severken ruhlarından geçen birbirine değer. Maça gelin kardeşlerim. Batman'dan Tunceli'den Edirne'den... İster Biji Fenerbahçe diye bağırın, ister Yaşa Fenerbahçe diye. Can'ları Lefter'leri birlikte analım. Arada iki güzel kelimeyi de birbirimize öğretelim!"
Ama Diyarbakır'da öyle olmadı. 'Açılım' biraz sert girdi topa ve futbol bacakarası yedi. İki takım oyuncuları arasındaki gerginlik, sahaya atılan yabancı maddeler, bir süreliğine duran oyun... E yetmemiş olacak ki bir taraftar sahaya girdi ve gidip Fenerbahçe filelerine 'gol' oldu.
E ama hayat futbola benzerdi de futbol referans tanımıyordu işte. Maç sanki Fenerbahçe-Galatasaray maçı gibiydi. Ve ama ne dersiniz bir 'Galatasaraylının açılımı' tribüne sızmış olmasın?
Oyunun güzelliğine hürmetle...
BİZE ULAŞIN