11 Eylül 2018, Salı

Pes etmek yok!..

Bir ülkenin kendi ayakları üzerinde durması ve halkının huzur ve istikrar içerisinde yaşamasını temin ederken, diğer ülkelerle münasebetlerini de karşılıklı güven ve anlayışa dayalı olarak sürdürmesi, ideal olandır.

Ancak, ideal olanla gerçek olan arasında her zaman var olan farkın devletler söz konusu olduğunda geçerli olduğu da bilinir. Bu da birçok devletin çeşitli sebeplerle kendi ayakları üzerinde durma imkanı bulamayışları ve tabii diğer devletlerle ilişkilerin de arzu edilen şekilde olmaması demektir.

Öncelikli mesele, bu durumda yapılacak tercihlerle alakalı... Kabaca iki tercih yapılabilir. Esen rüzgarlara boyun eğebilir ve böylelikle bunların sizi sürükleyeceği yer her neresi ise oraya gitme konusunda itiraz bile etmezsiniz…

Birilerine teslim olmak diyebileceğimiz bu halde ülkenizin gittikçe kan kaybetmesine aldırmayabilirseniz eğer, belirli ölçüde rahat bile edebilirsiniz… Bu gidişin ufku, tamamen yok olmak değilse bile, varlığınızın herhangi bir önemi olmaması demektir…

Ülkenizin geleceğini başkalarına emanet etmenin doğru olmadığını düşünüp, kendi ayakları üzerinde durabilmesi içi şartları zorlamaya başlamak, tercih edilebilecek diğer yol…

Tercih edilen yolun kendi ayakları üzerinde durma yönünde olması demek, ödenmek zorunda kalınacak muhtemel faturalara hazır olmak manasına gelir.

Bunun temel sebebi, teslim olan ve güya rahat edenler çok olduğu için buna alışmış olan birilerinin, ülkenizin kendi ayaklarınız üzerinde durma kararlılığından hiç ama hiç hoşlanmayacak oluşlarıdır.

Sizi kaybetme riskleri bir yana, diğerlerine kötü örnek(!) olma riskiniz onları harekete geçirecektir. Bu da ellerinden gelen her şeyi yapacakları ve bu konuda dur durak da bilmeyecekleri manasına gelir.

Rakiplere destek…

Kendi ayaklarınız üzerinde durma kararlılığı ile ilgili faturaların neler olabileceği konusunu uzun uzun anlatmaya gerek yok. Türkiye'nin 2013'ten sonra yaşadıkları, fikir sahibi olmak için yeterli.

Teslim olma yolunu tercih edenlerin gerçekte rahat edip etmedikleri konusunda yapılabilecek değerlendirmeler kişiye göre değişir. Bunların durumuyla ilgili objektif değerlendirmeler de, dik durma yolunu tercih edenlerin doğru mu yoksa yanlış mı yaptıklarını anlayabilmek açısından önemli bir kriterdir.

Teslim olanların rahatlıklarının izafi olduğunu anlayabilmek için dünya haritasını önümüze alıp üzerinde biraz düşünmek yeterli…

Temel ölçü olarak halkları ile barışı olup olmamayı alırsak, görünüşte rahat olan ülkelerin aslında yok hükmünde olduklarını görürüz…

O zaman belki Türkiye'nin ve Cumhurbaşkanımızı Recep Tayyip Erdoğan'ın ne yaptığını ve ne yapmaya çalıştığını anlar ve elimizden geldiği kadar destek olma yolunu seçeriz…

Ancak, kendi ayakları üzerinde durmak için gereken bütün adımları atmanın yanında, buna mani olmaya çalışan diş güçler ve içerideki uzantıları ile mücadele etmek, kolay değil..

Asıl zor olan ise, hepimizin menfaati için çok gerekli olan ülkenin kendi ayakları üzerinde durmasına destek olması beklenenlerin anlayışsızlığı ile mücadele edebilmek…

İçinde bulunduğumuz kavga ortamında yumruklarını doğrudan ülkemize yöneltmemiş olsalar bile, rakipleri destekleyen naralar atanların sayısı pek az değil çünkü...

Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere bizi yönetenlerle birlikte tek yürek tek yumruk olan milletimizin feraseti, basireti ve kararlılığı sayesinde atlattığımız badireler, bundan sonra da aynı şekilde davranmamız gerektiğini işaret ediyor.

Pes edersek yok olacağımızı, söylemeye bile gerek yok!..

BİZE ULAŞIN