14 Nisan 2019, Pazar

Bunlar daha başlangıç…

'Canım ne var ki, alt tarafı bir mahalli seçim işte' sözü, 31 Mart açısından doğru kabul edilebilirdi. Ancak, 31 Mart sonrası işbaşına gelenlerden bazılarının söyledikleri ve yaptıkları, konunun pek basit olmadığını göstermeye başladı.

Şehirlerimizi kimin yöneteceği ile beka meselesinin ne alakası var gibisinden değerlendirmelerde bulunanlar, gelişmeleri izliyorlardır muhakkak. Bunların ve kırgınlık ve küskünlükleri sebebiyle ders verme merakına kapılanların, henüz başlangıç aşamasında olduğumuzu unutmamaları gerekiyor tabii.

İnsanların gözlerinin içine bakarak belediye binasından apar topar bayrağımızı indireni, koltuğa oturur oturmaz hoşlanmadığı sendikaya üye olan belediye çalışanlarını istifaya zorlayanı ve Suriyelilere yapılan yardımları kestiğini söyleyeni, şimdilik başlangıç...

CHP İstanbul İBB adayı Ekrem İmamoğlu'nun '145 yıldır demokrasi için uğraşıyoruz' şeklindeki sözleri, daha önce çeşitli şekillerde indirdiği maskenin ardındakini gösteren çıkışlarından.

145 yıl önce başladığı söylenen arayışın demokrasi için mi yoksa devleti yıkmak için mi olduğu, meraka değer bir konu. 145 yıldır yaşananlar gözden geçirilirse, kimin ne için koştuğu anlaşılabilir. Tabii, demokrasi için uğraştıklarını söyleyenin bu ülkeye tek parti dönemini yaşatan zihniyete mensup olduklarını da unutmamak gerek.

Bolu'nun yeni seçilen CHP'li belediye başkanının ilk icraatı, mensup olduğu zihniyetin bundan sonra yapabilecekleri açısından sembolik bir adım.

CHP zihniyetinin Suriyeli mültecilere yönelik tavrının öteden beri biliyoruz. Ancak Bolu'da yaşanan gelişme vesilesiyle oldukça önemli bazı hususların altını çizmekte fayda var.

CHP, PYD VEYA ABD'DEN RİCA ETSE...
Ülkemizdeki Suriyeli mültecilerin yüzde 70'e yakını, Fırat'ın doğusunda halen PKK'nın Suriye kolu PYD-YPG'nin ABD desteğiyle elinde bulundurduğu bölgenin insanları.

İç savaş sebebiyle terk ettikleri bölgelerine şimdilerde hakim olan PKK uzantısı örgüt sebebiyle dönemeyen Suriyelileri, bu örgütün siyasi uzantısı olan parti ile ittifak kuran CHP de ülkemizde barındırmak istemiyor!..

Daha açık söyleyelim: Suriye'nin kuzeyine hakim olan PYD-YPG'nin, kendileri gibi düşünmedikleri için Suriye'nin kuzeyinde istemediklerini, aynı zihniyetle işbirliği yapan CHP de Türkiye'de istemiyor…

Ülkemize sığınmak zorunda kalan insanların ABD ile işbirliği içindeki PKK uzantısı zihniyet tarafından mağdur edildiklerini, herkes gibi CHP'li yöneticiler de bal gibi biliyor oysa.

Meseleye bir bütün olarak baktığımızda, yerlilik ve millilikle pek alışverişi olmayan CHP zihniyetinin söyledikleri gibi yaptıklarında da samimi olmadığının altının çizilmesi gerekli hale geliyor.

Suriyeli mültecilerin dönebilmesinin ancak bölgelerinin huzur ve istikrara kavuşması ile mümkün olduğu, malum. Yani CHP, HDP'yle seçim ittifakının temel şartı olarak PYD-YPG'nin Suriye'de hakim olduğu bölgelerde hakikaten demokrasi uygulanmasını talep etseydi mesela, Suriyeliler rahatlıkla yurtlarına dönebilirlerdi.

Suriyelileri Türkiye'de istemediklerini söyleyen CHP'liler, terör örgütü olduğuna bir türlü ikna olmadıkları PYD-YPG'den ya da birçok konuda fikirlerinin çakıştığı ABD'den mültecilerin huzur içinde dönebileceği bir vasat oluşturmasını rica etseler, fazla problem kalmayabilirdi aslında…

Tabii ki ABD'nin ve PKK uzantısı PYD-YPG'nin bölgenin geleceği ile ilgili olarak CHP'nin de bildiği başka hesapları yoksa…

Bu ülkenin insanının hoşuna gitmeyecek şeylerin henüz başlangıç aşamasındayız. Cenab-ı Hakk hayreyler inşallah…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN ;