21 Temmuz 2019, Pazar

Aman dikkat!..

AK Parti muhaliflerinin hemen tamamı, memlekette ekonomi ve benzeri sahalarda olduğunu düşündükleri sıkıntıların temel sebebinin demokrasi, hukukun üstünlüğü ve ifade özgürlüğü gibi konulardaki eksiklikler olduğu iddiasını sıkça tekrarlıyorlar.

Sadece kökten muhalifler değil, umduklarına kavuşamadıkları için muhalifliğe soyunanlar da aynı teze sarılıyor. Ancak iki kesim de tam olarak ne demek istedikleri konusuna bir türlü girmiyorlar.

Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve ifade özgürlüğü gibi kavramların elastikiyeti, bu kesimlerin başlıca dayanak noktası. Bahsi geçen hususlarda, ne kadar gelişme sağlanırsa sağlansın, her zaman daha fazlasının istenebileceği, hepimizin bildiği bir şey.

Bu hususlarda eksiklikler olduğunu iddia edenlerin biraz daha açık olmaları gerekli aslında. Demokrasi derken halkın mı, yoksa onların yeteri kadar aydınlanamamış olduğu kanaatindekilerin hakimiyetini mi kast ettiklerini öğrensek iyi olur, mesela.

Hukukun üstünlüğü derken de, bazı kesimlerin arzu ettikleri türden kararlar alanların baş tacı edildiği, ama bunların hoşlanmadıkları türden kararlar alanların itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı bir vasattan mı bahsettikleri, çok önemli.

İfade özgürlüğü derken sadece bir kesimin mi, yoksa bütün kesimlerin ifade özgürlüğünü mü savunduklarını bilmek, faydalı olabilir. Bir yandan özgürlük naraları atarken, bir yandan başkalarının seslerini kısmaya çalıştıklarına şahit oluyoruz çünkü.

İfade özgürlüğüne ek olarak, basın özgürlüğü ile ilgili sıkıntılardan bahsedenler, bu konudaki taleplerinin -mesela MİT Tırları meselesinde olduğu gibi-, devletin güvenliği ile ilgili hususları kapsayıp kapsamadığı hususuna da değinmeliler muhakkak.

Eksiklik olmasaydı…

Ekonomide durumun güllük gülistanlık olmadığı ve başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere ilgililerin daha iyiye doğru gidilebilmesi için elden geleni yaptıkları, malum.

2003'ten itibaren iyi giden ekonomideki olumsuzlukların 2013 sonrası başladığı, ortak kanaat. Veriler de bunu doğruluyor zaten.

Gezi, 17-25 Aralık, MİT tırları, öz yönetim saçmalığı ve 15 Temmuz ihaneti… Birçok hususta olduğu gibi ekonomimizde de derin yaralar açan bu girişimlerin bazı özgürlüklerin eksikliği sebebiyle mi, yoksa birtakım mihrakların ülkemizle ilgili hesapları sebebiyle mi olduğu, düşünülmeli.

Demokrasi, insan hakları ve ifade özgürlüğü hususlarında eksiklik olmasaydı, Gezi'de üç-beş ağaç bahanesiyle ortaya çıkanlar ortalığı yakıp-yıkmazlar mıydı mesela?..

Gezi'de verilen mesaj, 'Türkiye kendi ayakları üzerinde durmaya çalışmaktan vazgeçmeli ve mega projelere niyetlenmemeli' gibisinden şeyler değil idiyse şayet, kökten muhaliflerin değil, ama sonradan olanların fikirlerini öğrenmek ufuk açıcı olabilir pekala.

Emniyet ve yargı üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılan 17-25 Aralık darbe girişimi, birilerinin saydığı eksikliklerle mi, yoksa bazı mihrakların ülkemizi hizaya sokma niyetleri ile mi ilgiliydi sorusu da önemli.

Diğerlerini bir kenara koysak bile, Cumhurbaşkanımızın hayati tehlike ile karşıya kaldığı, birçok önemli kamu kurumunun uçaklarca bombalandığı, 251 şehit ve üç bine yakın gazi verilen 15 Temmuz girişiminin demokrasi, insan hakları ve ifade özgürlüğü ile alakası nasıl kurulabilir?..

Ülkemize yüz milyarlar kaybettiren ve 2023 hedeflerinde revizeler yapılmasına sebebiyet veren olayları görmezden gelenler, birilerinin yapamadığını yapmaya çalışıyorlar belli ki…

O birilerinin neler yapmak istediklerini, Milletimiz iyi biliyor şükür…

Birileri hep oyun peşinde… Aman dikkat!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN ;