20 Ekim 2019, Pazar

2. İsrail, artık yok!..

Sınırının güneyinde bir terör koridoruna tahammülü olmadığını söylemekle kalmayan Türkiye, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı'ndan sonra yaptığı Barış Pınarı Harekatı ile bu hususun altını kuvvetlice çizdi.

Bu harekatları yaparken; dışarıdan ve içeriden gelen yapmamalı, yapamaz, perişan olur ve benzeri cesaret kırıcı sözlere karnının tok olduğunu da gösterdi, Türkiye.

Sadece kuru bir söylem olmayıp, aslında çok derin anlamlar taşıyan: 'Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır' sözünün Türkiye için hayatın temel gerçeği olduğu, dosta düşmana bir kez daha hatırlatıldı.

Yerlerinden yurtlarından edilmiş milyonlarca mülteciyi görmezden gelen tescilli yalancıların, sahiplerini kovdukları topraklardaki demografik oyunlarına büyük çapta mani olunmuş da oldu.

Başlangıcı ile içeride ve dışarıda birçok ezberi bozmuştu Barış Pınarı. Sonuçlarının da benzer etkiler doğuracağı, kesin.

İçeriden birilerinin, Barış Pınarı'nı itibarsızlaştırmak için yaptıklarını, şimdi de alınan netice için yapmaya çalışacakları muhakkak. Ancak, dünyanın Türkiye'nin zaferi olduğunu söylediği harekatın neticesi ile ilgili olumsuz algılar oluşturacakların işleri bu defa çok zor.

Bu birileri, ülkemizin Barış Pınarı Harekatı ile bütün hedeflerine ulaşmasına rağmen söyleyecek sözler bulabilseler de, başta ABD olmak üzere Batı basınının 'Türkiye istediği her şeyi aldı' şeklinde özetlenebilecek manşetleri, ayaklarına dolanacaktır.

Wall Street Journal, 'Trump övse de, eleştirmenler anlaşmanın Ankara'nın hedeflerini karşıladığını söylüyor'; Washington Post, 'Anlaşma ile Erdoğan ABD'den yıllardır kazanamadığı imtiyazları aldı'; New York Times, 'Türkiye'nin Trump'a karşı zaferi' derken, içimizdekilerin itibarsızlaştırma gayretlerinin karşılığı yok.

Avrupa medyasının önemli yayın organlarında durumun aşağı-yukarı aynı olduğunu da ekleyelim.

İktidar ağzıyla kuş tutsa bile onu takdir etmeyecekleri bilinen CHP'lilerden zoraki yapılmış bir iki açıklama dışında ses çıkmaması da manidar. Bu durum, Ana Muhalefet Lideri'nin ve hemen her konuda öne çıkmaya meraklı İBB Başkanı'nın kafalarının henüz rahatlamadığının göstergesi belki de.

Ancak, kim ne derse desin, her şey çok açık ve net: Suriye'nin kuzeyine yönelik Barış pınarı harekatı ile ilgili olarak Türkiye, istediklerinin tamamına, hatta belki daha fazlasına ulaştı.

Fırat'ın doğusundan Irak sınırına kadar 32 kilometre derinlikte teröristlerin temizlenmesi ile Güvenli Bölge oluşturulması öncelikli hedefti, bu tamam. TSK'nın ve SMO'nun yapması gerektiği düşünülen bölgenin tuzaklardan temizlenmesi işi de artısı.

Cumhurbaşkanımızın yıllardan beri tekrarladığı Güvenli Bölge fikrinin artık ete kemiğe bürünmesi ve yıllardır inatla karşı çıkan ve oyalayan ABD'nin de ikna olması, ciddi bir gelişme.

Suriye'nin toprak bütünlüğüne bağlılık konusundaki ABD imzası da, çözümün yakın olduğunun müjdesi…

The Times'tan bir başlıkla bitirelim: "YPG'lilerin iç savaşın kaosu sırasında oluşturdukları yarı devletleri Rojava artık yok!.."

Siz bunu "2. İsrail artık yok!" şeklinde de okuyabilirsiniz…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
TÜM YORUMLAR

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan TAKVİM veya takvim.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.
BİZE ULAŞIN