05 Nisan 2020, Pazar

Küresel imtihan…

Bir ayı aşkın bir zamandır bilim kurgu filmlerindeki gibi bir dünya ile karşı karşıyayız. Göz alıcı ihtişamlarına eşlik eden kalabalıkları ile de meşhur şehirler, adeta ıssız denebilecek bir durumda.

Paris'te, New York'ta, Londra'da ve tabii ki İstanbul'da yaşayanlar, normalde aşırı kalabalık oluşundan şikayet ettikleri şehirlerinin o hallerini nasıl özlüyorlardır şimdi, kim bilir…

İstese de trafik sıkışıklığı sebebiyle gidemediği yerlere, şimdi trafik olmadığı için gitmek istemiyor insan.

Öyle ya; bomboş bir Paris, New York, Londra ya da İstanbul'u kim ne yapsın ki!.. Kalabalıkla yaşamak zor belki ama onsuz da olmuyor işte.

Hayatın normal akışı hemen bütün ülkelerde çeşitli şekillerde kısıtlanmış durumda. Tam olarak aynı değil belki, ama varlıklı olanla yoksul olanın ana hatlarıyla eşitlendiği bir hal yaşıyoruz sanki.

Ne kadar varlıklı olurlarsa olsunlar, kimse canının istediği gibi davranamıyor. Sabah kahvaltısını Paris'te yapıp, akşam yemeği için Londra ya da Viyana'ya gidebilecek imkanlara sahip olanlar, evleri dışında bir şey atıştırma şansına bile sahip değiller artık.

Durdukları yerde duran özel uçaklar, yatlar geçici olarak olsa da anlamsız. Arabalar da şehir içinde bir tur atmaya ya da en yakın markete gidebilmeye yarıyor sadece.

Böylesi durumlarda kendilerine hakikaten çok iş düşenler yapmaları gerekeni yapıyorlar zaten. Ancak evlerine kapananların, yaşananlar ve sebepleri üzerine düşünmeleri gereken çok şey var.

Daha düne kadar, hayatlarını her türlü dertten ve tasadan uzak bir şekilde sürdürenlerin nerdeyse tamamının, dünya üzerinde yaşanan bazı olaylar üzerinde kafa yorabileceği günlerdeyiz belki de.

Zalimler ve empati!..

Bu tür şeyleri hemen her zaman düşünenler açısından belki biraz daha derinleşeceklerdir muhtemelen.. Ancak dünyanın içinde bulunduğu hallere sebebiyet verenler; yani menfaatleri için iç savaşlar, çatışmalar tezgahlayıp kardeşi kardeşe vurduranlar, Kovid-19 sebebiyle oluşan tablodan ders alıyorlar mıdır acaba?..

Mesela ABD'liler, demokrasi getirme iddiası ile işgal edip tam bir istikrarsızlığa sürükledikleri ve yüz binlercesinin ölümüne sebep oldukları Afganlıların ve Iraklıların neler yaşadıkları konusunda biraz düşünürler mi dersiniz?..

Sadece çıkarlarını garanti altına almak ve İsrail'i rahatlatmak uğruna yerlerinden yurtlarından edilerek halen yarısı hayatlarını mülteci olarak sürdüren ve yüz binlercesi katledilen Suriye halkının neler çektiği hususunda azıcık empati yaparlar mı acaba?..

Bunun gibi, çıkarlarını temel alarak sadece milyonlarca değil, yaşanabilir bir dünyaya ulaşabilmeyi engellemek suretiyle milyarlarca insanı sıkıntılarla yüz yüze bırakanlar, olup bitenlerde büyük payları olduğu konusunda kafa yorarlar mı?..

Bunlar ve daha birçok şey gibi, bu günler geçtikten sonra nasıl bir dünya ile karşılaşacağımızı da bilmiyoruz…

Taşların yerinden oynaması hali ile karşı karşıyayız. Tabir caizse kartlar yeniden karılıyor ve dünyanın bundan sonra nasıl olacağı ile ilgili olarak da, bugünlerde yaşananlar ciddi manada belirleyici olacak gibi.

Yaşananlar bir yönüyle, bütün insanlığın karşı karşıya bulunduğu küresel bir imtihan.

Sadece ABD'li, Alman, İtalyan ya da İspanyol değil; herkesin, eğer parası yoksa kendisine yardım etmeyen devletini sorgulayacağı kesin.

Gereken tedbirleri almadıkları gibi, sıkıntı durumunda söze 'paran var mı?' sorusuyla başlayan devletlerin imtihanı kaybettiklerini söyleyebiliriz…

İmtihanı başarabilen başka ülkeler de var; ama biz iyi ki Türkiyeliyiz…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA