27 Mayıs 2020, Çarşamba

Zihniyet aynı…

Üzerinden 60 sene geçmiş olsa da, şahit olduklarımız 27 Mayıs 1960'da halkın seçtiği iktidarın askeri bir darbe ile işbaşından gönderilmesini tahrik ve teşvik eden CHP zihniyetinde değişiklik olmadığını gösteriyor.

Demokrasi ile işbaşına gelemeyecekleri için, antidemokratik olmakta epey istikrarlılar yani…

Ta o günlerden beridir 'emir komuta zinciri içinde' yapılan bir müdahale olduğu yalanı söylense de, 27 Mayıs'ın ordu içindeki Albay ve daha aşağı rütbedeki 37 maceraperest subay tarafından yapılması, olayın yanlışlığını göstermeye yeterli.

Birilerinin 15 Temmuz 2016'da yapmaya çalıştıklarını o zaman yapıp maalesef becerebilenlerin, sonradan emekli orgeneral Cemal Gürsel'i başlarına geçirmeleri, işlerinin acele olduğunu gösteriyordu.

Acelenin sebebi de, Türkiye'yi düzlüğe çıkarmaya niyetli rahmetli Menderes'i bir an evvel durdurabilmekti.

Menderes ve iki bakanının uyduruk gerekçelerle idama mahkum edilmeleri ve bu arada ipten kurtulanlar da, sistemin adamı olan ve olmayanlar meselesi…

Bugün de, 18 senedir ülkeyi yöneten iktidarın hizmetlerinden ciddi rahatsızlık duyan kesimlerin, benzer ama tamamen boş hayallere kapıldıkları görülebiliyor.

27 Mayıs'ı yapan selefleri gibi şimdikiler de Türkiye'nin kendi ayakları üzerinde durabilme kararlılığının durdurulamayacağının farkında. Milletimizle kan uyuşmazlıkları olduğu için, demokrasi ve sandıktan herhangi bir ümitleri yok. O zaman geriye kalan da iktidarı 'bir şekilde' göndermek onlara göre…

27 Mayıs 1960'ta yapılanın darbe mi, ihtilal mi ya da askeri bir müdahale mi olduğu, kavramlarla alakalı bir tartışma. Esas mesele ise, 27 Mayıs'ı yapanların ülkemizin hali ve geleceği için değil, bize yönelik hesapları olanların istedikleri için darbe yapmış olmaları.

Tek malzemeleri yalan…

1946'da 'açık oy gizli tasnif' usulü ile seçim yapmaktan zerre kadar utanmayanların, 1950'den itibaren yapılan her seçimde halkın kendilerini seçeceği ümitleri kesilince başvurdukları bir yoldu 27 Mayıs.

Bugünden geriye bakıldığında gözüken tek şey, 27 Mayıs'a zemin hazırladığı iddia edilen hususların tamamen yalanlardan ibaret olduğu… 27 Mayıs'ın mesulleri ve destekçilerinin öne sürdüğü her iddianın yalan olduğunun artık çocuklar bile farkında.

Nasıl ki 27 Mayıs'ı zorladığı iddia edilen şartların tamamı yalanlardan ibaretse, 27 Mayıs'la ülkenin birtakım şeyler kazandığı şeklindeki sözler de ondan daha büyük birer yalan.

Türkiye'nin çizilen çizgiden çıkıp, kendi kendine yetme niyetine kapıldığını anlayan dış güçlerin ve her durumda onların dediğinin olması gerektiğine inanan içerideki kifayetsiz muhterislerin marifetiydi 27 Mayıs.

Yassıada mahkemelerinde 'sizi buraya tıkan güç böyle istiyor' diyebilecek kadar zavallı yargıçlar ve 'darbecilerin istediği gibi bir anayasa' hazırlamakta herhangi bir mahzur görmeyen yalaka hukukçular… Ortak özellikleri de, ülkenin şartlarının gerektirdiğini değil, hakim güçlerin istediğini yapacak kadar alçak kuklalar olmaktı…

Genetik olarak 27 Mayıs zihniyetine sahip olanlar, geçmişte seleflerinin söylediği yalanlardan utanmadıklarını, bugünkü tavırları ile oraya koyuyorlar… Zihniyet dün nasılsa bugün de öyle…

Ancak artık gerçeklerin saklanamayacağı bir zaman dilimindeyiz. Dolayısıyla, lafa gelince demokrasi, halk iradesi ve benzeri laflar edip, hep başka yollar arayanların çocuklarından da mı utanmadıkları önemli bir soru.

CHP ve aynı zihniyettekilerin, söyledikleri ile yaptıkları arasındaki farklar çocuklarının bile dikkatini çekiyordur… Bari onlardan utansalar…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA