31 Mayıs 2020, Pazar

Ayrık otları…

Koronavirüs salgınının ilk günlerinde Türkiye'nin sağlık açısından hiç de iyi bir imtihan veremeyeceğini hayal eden hatta bunu düpedüz umanlar, bekledikleri gibi olmayınca yalanlara sarılmaya mecbur kalmışlardı.

Salgının sönmeye yüz tuttuğu bugünlerde de, gelişmiş olanlar başta olmak üzere diğer birçok ülkenin içinde bulunduğu duruma bakarak, şöyle ağız dolusu bir tebrik ve teşekkür akıllarına gelmediğinden olsa gerek, hala yalanlara başvuruyorlar.

'İktidar ağzıyla kuş tutsa bile' takdir etmeyeceklerini sık sık deklare edenlerden başkası beklenemez belki. Bu açıdan yalanlarına neyse desek de, hepimizin gözleri önünde yaşananlar konusunda söyledikleri yalanlara bile inananların olması yine de tuhaf.

Hoşlarına giden yalanlara inanmaya teşne bir kitlenin varlığı tuhaf olsa da, o cenahın meşhurlarından Muharrem İnce'nin vaktiyle yapmak zorunda kaldığı 'siyasi şizofrenler' değerlendirmesi, konuyu belli oranda izah edebiliyor.

27 Mayıs 1960 Darbesi'nin 60. Yılının değerlendirmeleri ve ardından İstanbul'un Fethi'nin 567. Yıldönümü kutlamaları vesilesiyle, CHP ve onunla aynı zihniyette olanların milletimizle ayrıştıkları hususların altını bir kez daha kalın çizgilerle çizmelerine şahit olduk.

Aradan geçen yıllar boyunca ne olduğu, niçin yapıldığı ve ne gibi neticeler getirdiği üzerine yapılan ciddi araştırmalar de ortaya koyuyor ki, 27 Mayıs 1960'a gerekçe olarak gösterilen her şey yalan ve iftiradır.

Ancak, vaktiyle bu cinayet gibi girişimi tahrik ve teşvik eden zihniyetin uzantıları, bütün bunları görmezden gelerek tarihimizin kara lekelerinden olan birisi olan 27 Mayıs 1960 cinayetine sahip çıkma alışkanlıklarını devam ettiriyorlar.

'Fetih' rahatsızlığı…

Hemen ardında da bu topraklarda yaşayan insanların değerleri ile barışık olmadıklarını biraz daha bariz hale getirmek için olsa gerek, İstanbul'un Fethi ile ilgili kutlamalarla ilgili rahatsızlıklarını da çeşitli şekillerde izhar ettiler.

Yerli ve milli olma konusunda problemli oldukları için, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş tedbirler sebebiyle kapalı olan camilerin tekrar ibadete açılacak olmasını 'camilerin fethini gerçekleştireceğiz inşallah' şeklinde müjdeleyince, kafaları fena karıştı.

Başka ülkelerin gerçekleştirdiği kanlı işgaller konusunda bile son derece anlayışlı olmalarına rağmen, Osmanlı'nın fetihleri konusunda nedense aşırı hassasiyet gösteren bu çevreler, 'fetih' kelimesinin açmak manasına geldiğini bilmiyorlardı belli ki…

29 Mayıs kutlamalarında milletimizi en çok sevindiren hususlardan birisi de Ayasofya Camii'nde Fetih Suresi'nin okunmasıydı şüphesiz. Başta Yunanistan olmak üzere bazı batılı ülkelerin konuyla ilgili anlamsız açıklamaları zaten bekleniyordu belki, ama içeriden bazı seslerin rahatsızlıkları ise ibretlikti.

Korona virüsle ilgili sürecin başarıyla sürdürülmesinden duydukları rahatsızlık… Benzeri birçok girişime olduğu gibi milletimizin kahir ekseriyetinin kara bir gün olarak andığı 27 Mayıs 1960 Darbesi'ne hala övgüler düzmek… İstanbul'un Fethi kutlamaları ile ilgili Yunanistan'ı bile geride bırakan açıklamalar…

Bunlar ve benzerleri, milletimizle aynı düşünmedikleri açık olan içimizdeki bazılarının zihniyetlerini yansıtan örnekler.

Lafa gelince kutuplaşmadan şikayet eden ama hep ayrık otu gibi davranan bu zihniyeti tanımak ve elden geldiğinde tanıtmak zorundayız… Ayrık otlarının ürüne zarar vermesi gibi bunlar da gelişme ve ilerlememizin düşmanı…

Geçmişte olduğu gibi, iyi olan her şeye mani olma çabasını halen sürdürüyorlar çünkü…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA