05 Temmuz 2020, Pazar

Şer ittifakı…

Sosyal medya platformlarından birisinin ya da birkaçının kullanıcısı olabilirsiniz… Mesajlaşır, fotoğraf ya da belge gönderir alır, hatta bazı uygulamalar sayesinde uzaktaki sevdiklerinizle görüntülü görüşürsünüz…

Bunlar tabii ki hoş şeyler. Allah korusun ama, bir gün tanımadığınız birisinin size yönelik yalanları, iftiraları, hakaretleri ve hatta küfürleri ile karşılaşırsanız ne yaparsınız?..

Hemen aklınıza polis, savcı, mahkeme ve benzeri hak arama yolları gelir tabii olarak.

Ancak polise, savcıya ya da mahkemeye gittiğinizde size hakaret eden alçağın kullandığı hesabın yurtdışından açıldığı ya da içeriden açılsa bile sahte olduğu söylenirse, neler hissedersiniz?..

Bir gazetede, televizyonda ya da internet sitesinde böyle bir şey olması düşünülemez. Olursa da bütün hukuk yolları açıktır ve sonuna kadar gidebilirsiniz. Bunlar medya organlarıdır ve belirli kriterlere göre yayın yapar, aksi durumda hesap verirler çünkü.

Ancak diğerinde, yani sosyal medya denilen alanda durum oldukça farklıdır. Teknolojinin insanlara güzel bir armağanı olarak düşünülen sosyal medya, normal şartlarda çok hoş olsa da, bazı durumlarda tam bir vahşi orman gibidir.

Emniyet güçlerinin çalışmaları ile bu alanda at koşturan alçaklardan bazıları yakalanabiliyor, şükür. Ama bataklık yerinde durduğu sürece haşarat üretmeyi de sürdürüyor.

Hukuki birtakım düzenlemeler yapılması suretiyle sosyal medyanın belirli ölçüde zapt u rapta alınması, artık kesin bir ihtiyaç.

Ancak bu ihtimal, birilerinin canını fena halde sıkıyor. Demokrasi ve ifade özgürlüğünden bahsetmeyi çok seven bu kesim, sosyal medyaya düzen getirme çalışmalarını da 'sosyal medyayı yasaklama' olarak lanse etmeye çalışıyor…

Yasaklama değil çekidüzen…

Yapılmaya çalışılan şey sosyal medyanın pisliklerden temizlenerek hakikaten iyi niyetli kullanıcılar açısından uygun bir hale getirilmesi.

Bu da, tıpkı ABD, Almanya, Fransa ve başka bazı ülkelerde olduğu gibi sosyal medyanın hakikaten sosyalleşmesi ve alçakça saldırıların büyük çapta durdurulması demek…

Milyonlarca insanın kullandığı bu platformların tümüyle gerçek kullanıcılara tahsisi ve bunların başkalarının özgürlük alanlarına tecavüzlerine yönelik müeyyideler, herkes tarafından arzu edilecek bir şey.

Ama bu alanın normalleşmesi, bir yandan da sosyal medyanın pisliklerinden gıdalananların işlerinin oldukça zorlaşması demek…

İyi, güzel, hoş, doğru ve benzeri müspet kavramlarla alışverişi olmayan ve normal yollarla iktidara gelebilme şansını kaçırdıklarının farkında olan birileri var. Bunlar 'bir şekilde' iktidara ulaşabilmek için sosyal medyadaki yalan ve hakaretlere muhtaçlar belli ki…

Eskiden sık kullanılan bir 'şer ittifakı' sözü vardı. Sosyal medyanın günümüzde aldığı hali, bu sözle tanımlamak mümkün.

Kirli emeller için bu alanı alçakça kullanan, onlara zemin oluşturan ve bu hali savunanları ile sosyal medyada tam bir şer ittifakı ile karşı karşıyayız…

İnsanlıktan nasiplerini almamış birileri, organize bir biçimde yalan-dolan, iftira ve hakaret dolu mesajlar yayınlıyor. Tanınmadıkları sürece çok cesur olan bu alçaklar, yakalanınca da süt dökmüş kediye dönüyorlar…

Alçakça mesajları engellemek yerine görmezden gelen sosyal medya kuruluşları da müspet yöndekileri engellemekte adeta birbirleriyle yarış halindeler…

Kendilerini hedef alsa ortalığı ayağa kaldıracak olanlar da işlerine yaradığı düşüncesiyle, sosyal medyaya dokunulmamasını istiyorlar…

Sosyal medya gerçekten sosyalleşirse mesele kalmaz. Yapılmaya çalışılan da zaten bu…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA