08 Temmuz 2020, Çarşamba

Berbat şarkı!..

Muhalefete göre işler hep kötüydü, halen kötü ve eğer 'bir şekilde' kendileri iktidara gelemeyecek olurlarsa hep kötü gitmeye de aday…

Yıllardan beridir dinlediğimiz ve korkarım bundan sonra da hep dinlemek zorunda kalacağımız bir şarkı bu.

Gerçek duygulardan hareketle yazılmadığı için doğru dürüst bir güftesi olmayan şarkının, aynı sebeplerle bestesi de oldukça berbat. Üstelik 'batabiliriz, batmak üzereyiz, batıyoruz, batacağız' şeklindeki nakaratı da çok ama çok sıkıcı…

Sadece muhalefette değil yeni zuhur eden ya da etmeye çalışanlar taze muhaliflerde de durum aynı. Onlardaki tek farklılık, başka bir şarkının, 'sen yoksan her şey eksik / sen varsan her şey tamam' şeklindeki nakaratını 'ben yoksam her şey eksik / ben varsam her şey tamam' şeklinde söylüyor olmaları.

Adamlar, sakin bir denizde ve oldukça sağlam bir gemide seyahat eden kötümser birinin ruh haleti içindeler sanki…

Müzmin muhaliflerin ve bu işe yeni soyunanların temel özellikleri, her şeyin mutlaka kötü gidiyor olması gerektiğine inanmaları. Bunun için herhangi bir araştırma ve inceleme yapmaya gerek duymuyorlar tabii ki… Ancak, aynı zamanda eğer işler kötü değilse mutlaka kötü sayılması gerektiğini de düşünüyorlar.

Doğuştan muhalif olan ya da çeşitli sebeplerle o takımı tutması gerekenlere göre, zihniyetlerine mensup olmayan birilerinin işbaşında olması, eşyanın tabiatına aykırı zaten… Olmamaları gerektiği halde iktidarda olanların, başarılı olmalarını da vahim bir yanlışlıktan ibaret görüyorlar.

Sonradan muhalifliğe soyunanlar, kendileri için içinde olmadan başarılı olunamayacağına inandıklarından, gidişat başarılı olsa da yürüyüşün bir yerlerde mutlaka sekteye uğrayabileceğine inanıyor ve bunu bekliyorlar.

Birileri dışarıdan onlarca malum başka birileri de içeriden yıkmaya çalıştıkları halde ekonominin dimdik ayakta olmasına akıl erdiremiyorlar bir türlü. Ama yine de ekonominin kötü, hatta çok kötü olduğunu söylemeyi de vazife olarak görüyorlar.

Sağlık desen zaten berbat onlara göre. Kovid-19 salgını sürecinde sağlanan dünya çapındaki başarıları ya tesadüfe bağlıyor ya da başarının aslında önceki yönetimler tarafından bırakılan mirasın tabii bir neticesi olduğunu söylüyorlar.

Bu işler kolay değil…

Bunları ve benzerlerini yaparken, utanmayan ve yüzleri de kızarmayan bu kesimlerin bir başka ortak özellikleri de problemli olduğunu söyledikleri hususların çaresi olarak aynı beylik lafları tekrarlayıp durmaları.

Her söylediklerine araştırmaya gerek duymadan inanan ve her şart altında kendilerinden yana olduğunu düşündükleri bir kitle, rahatlık kaynakları…

Ancak günlerini gün edebilmeleri açısından fena sayılmayacak bu durum, erimekte oluşlarının da başlıca sebeplerinden.

Her ne yaparlarsa yapsınlar eriyorlar ve görünen o ki gittikçe daha da çok eriyecekler.

Yalan, iftira, küfür ve hakaretle ya da pireyi deve ya da yerine göre deveyi pire yaparak herhangi bir mesafe alamayacaklarının şimdilik farkında olmasalar da, yakında anlayacaklardır muhtemelen.

Muhalefet etmeyi memlekete ve devlete düşmanlıkla karıştıran bir kısım medyanın ve özellikle de sosyal medyanın kayıtsız şartsız desteği hep yanlarında olsa da, insanımızın icraata bakacağını unutmamalarında fayda var…

At gözlüğü takanlar görmezden gelse de milletimiz, iktidarın neleri yaptığı ve ne yapmayı düşündüğü yanında muhalefetin neleri yapmadığını ve neleri yapmayı düşünmediğini de iyi biliyor… Her şey herkesin gözü önünde yaşanıyor çünkü…

İşin özü şu: Bu işler, 'onu değil beni seçin' demekle olmaz…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA