31 Ekim 2012, Çarşamba

Başbakan'ın tepkisi

CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı, Taksim Anıtı önünde komutanlara "Sizin korumanız gereken cumhuriyete biz sahip çıkıyoruz" dedi.
Bu sözler, doğal olarak tepki çekti.
Önceki akşam Çankaya Köşkü'ndeki Cumhuriyet Resepsiyonu'nda Başbakan Erdoğan'a sordum:
- Ne diyorsunuz?
Erdoğan, CHP'nin İstanbul İl Başkanı
ile tartışmaya girmek istemedi. Bu yüzden, Salıcı'nın askere davetiye çıkaran sözlerine oldukça kısa bir cevap verdi:
- Cumhuriyeti cumhur korur. Aksi bir durum varsa, orada bir yanlış var demektir. Ben bu kadar söylüyorum.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ
ise, tepkisini daha açık sergiledi. Bozdağ, Salıcı'nın sözlerinin "Yılardır değişmeyen CHP anlayışını ortaya koyduğu" değerlendirmesini yaptı:
- Bu aslında manşetlik bir konu.
Hemen ardından ekledi:
- Ama kimse manşete çekmedi.
Küçücük bir haber olarak kaldı. Bazı gazeteler bu sözler hiç söylenmemiş gibi davrandı. "Neden?"
diye sordum.
Bozdağ, basına sitem ederek cevap verdi:
- CHP söyleyince böyle oluyor!

* * *
Tepki toplayan sözlerin sahibi Oğuz Kaan Salıcı, CHP'ye "10 Aralık Hareketi"nden geldi. Bu hareket, 10 Aralık 2005'te İstanbul'da ortaya çıktı.
İçinde Süleyman Çelebi, Altan Öymen, İlhan Tekeli, Fuat Keyman, Erol Katırcıoğlu gibi isimler vardı. Burhan Şenatalar da hareketin sözcülüğünü üstlenmişti. "Yeni bir siyaset anlayışı" diyorlardı.
O günkü siyasi kadroları beğenmiyorlardı.
Kendilerine uzak duran Deniz Baykal'ın CHP'sini alabildiğine eleştiriyorlardı.
İçlerinde "İkinci Cumhuriyetçiler" de vardı. Ayda bir toplanıp "durum değerlendirmesi" yapıyorlar ve bildiri yayınlıyorlardı.
Hep, "daha fazla demokrasi" istediklerini söylüyorlardı.
Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkanlığı ile birlikte partinin kapıları açıldı. Büyük bölümü CHP'ye katıldı. Salıcı, önce CHP İstanbul İl Başkanlığı'na atandı.
Ardından da dönemin Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak'ın desteğini alarak CHP İstanbul İl Başkanı seçildi.
Sonra, alabildiğine yaldızlanıp toplumun önüne sunuldu. Basın da kendisini parlatmak için adeta yarışa girdi. Koray Çalışkan, "Yeni CHP, yeni bir siyasetçi doğurdu" diyerek 4 Mayıs 2012'de Oğuz Kaan Salıcı hakkında özel bir yazı bile yazdı.
Salıcı'nın yaldızları, Taksim Anıtı'na çelenk koyan askerlere gösterdiği tepki ile döküldü:
- Sizin korumanız gereken Cumhuriyet'e biz sahip çıkıyoruz!
Demokrasi adına atılan o nutuklar kaybolup gitti. Kafaların içindeki gerçek düşünceler ortaya saçıldı. Bir dönem İşçi Partisi'nin yürüttüğü "Ordu Göreve" çağrılarını hatırlatan bir tablo ortaya çıktı.
Bence iyi de oldu...
Vatandaş gerçekleri görme imkânını buldu! Kılıçdaroğlu da Salıcı'nın istifasını istemek zorunda kaldı.

* * *
Uzunca bir süredir, cezaevlerindeki PKK'lıların sürdürdüğü açlık grevleri Türkiye'nin gündeminde. BDP tarafından topluma sunulmaya çalışılan tabloya bakılırsa, toplu ölümler kapıda.
Bazı köşe yazarlarımız durumun "vahim" olduğu yönünde yazılar yazıyor; bazıları da "Acil harekete geçilmeli" çağrıları yapıyor...
Cumhuriyet Resepsiyonu'nda bu konu da gündeme geldi ve Başbakan'a soruldu.
Erdoğan'ın verdiği cevap şaşırtıcıydı:
- Cezaevlerinde aç kalan falan yok.
Adalet Bakanımız bizzat gidip gördü.
Herkes bir şeyler yiyip içiyor.
Bu cevapla bütün ezberler bozuldu.
Toplum, Salıcı örneğinde olduğu gibi yine gerçeklerle karşı karşıya kaldı.
Günlerdir sürdürülen BDP propagandası bir anda söndü.
En önemlisi de cezaevlerindeki PKK'lılardan hiç birinin Abdullah Öcalan için ölme niyetinde olmadığı ortaya çıktı.





BİZE ULAŞIN