28 Ekim 2012, Pazar

İlahi ve tarihi formül

Tarih geçmişi öğrenmek, neden ve sonuçlarından dersler almak, geleceği kurgulamak için lazımdır insanlara.
Bu bakımdan; tarih, toplumlar arasında kin ve nefret tohumları ekmek için yazılmaz... Ama bu, millete, vatana karşı yapılanları unutmamızı da gerektirmez. Tarihi gerçekleri kavrayabilirsek bugünü ve yarını daha iyi yaşayabiliriz.
Yüzyıl önceye bakalım.
Osmanlı nasıl çökmüş? Türkiye hangi ruhla kurulmuş?
Uluslararası tarihçimiz Prof. Dr. İlber Ortaylı, Osmanlı devletini şöyle anlatır: "Osmanlı İmparatorluğu, tarihin gerçek anlamdaki son üniversal, yani uluslararası bir imparatorluğudur.
Akdeniz havzasındaki üç tarihi imparatorluktan birini kuranların torunları ve çocuklarıyız.
Osmanlı'nın kurumlarını, anlayışını, olaylara bakışını bilmemiz için tarihimizle yakından ilgilenmeliyiz.
Osmanlı'yı tanıdıkça, araştırdıkça, okudukça kendimizi daha çok sevecek ve tarihimize daha çok ısınacağız."
Osmanlı'yı yeniden tanıyalım:
* Yıl: 1912-Balkan faciası
:
20. yüzyılın başındaki Balkan Savaşları bu coğrafya için her bakımdan bir dönüm noktası olmuştu.
Balkan Savaşları'nda 400 bin kişi hayatını kaybetti, 500 bin insan göçe mecbur edildi.
Savaş sonunda, Osmanlı Devleti'nin tatbik ettiği hoşgörü, beraber yaşamak, çeşitli kültürleri, dilleri, dinleri bir arada tutmak geleneği bu coğrafyada sona erdi, bunun yerine aşırı milliyetçilik her tarafı sardı.
Balkan Harbi, ayrılığı getirdi, Balkan insanını birbirine düşürdü.
Balkan Harbi sonunda Türk Ordusu tarihindeki en acı yenilgiye uğradı. Rumeli'nin kaybı bir toprak kaybı değildi. Vatan kaybıydı. Zaten Rumeli'nin kaybedilmesiyle devletin iki ayağından biri çökmüştü. Geriye Anadolu kalmıştı.

Çanakkale-diriliş
1915-Çanakkale destanı:
Çanakkale Savaşları vatan toprağı Anadolu'nun yeniden dirildiği, Osmanlı-Türk varlığının adeta yeniden tanımlandığı yerdir. Çanakkale bizleri bir ve beraber yapacak özelliklere sahiptir. İnsanımız Çanakkale dendiğinde ortak bir paydada kolayca buluşabilmektedir.
Çanakkale'de Atatürk'ün de, Osmanlı'nın da, Türk'ün, Kürt'ün, Laz'ın, Arap'ın da tartışmasız bir konumu vardır.
Bu ruh'un yaşadığını, vizyona giren Çanakkale 1915 filminde bir kez daha yaşadım.
Genel Yayın yönetmenimiz Ergün Diler'in, filmi seyrettikten sonra yazdığı cümleler gözümün önüne geldi: "Turgut Özakman'ın senaryosunu yazdığı film, objektif akışıyla insanın önce ruhuna sesleniyordu. Çanakkale, Çanakkale gibi anlatılmıştı. Vatan sevgisi, Allah, iman, ezan, bayram, kefen, umut, savaş, akıl, cesaret, yardımlaşma, ölüm yani savaşa dair ne varsa hepsi filmde yer almıştı...
Önemli noktalarından birisi de filmin bir kadının elinden çıkmasıydı.
YEŞİM SEZGİN...''
Filmin bir önemli özelliği de Çanakkale Savaşı'nı Balkan göçünden geri çekilmeye kadar anlatan bir film olması. Savaşın sadece bir bölümünü, bir cephesini değil, Balkan göçünden sonra Osmanlı'nın ve askerlerin nasıl bir diriliş içine girdiğini, yani Balkan Savaşları'nda yaşanan hezimeti nasıl üzerlerinden atıp, vatan sevgisiyle toparlanıp tekrar tek vücut haline gelerek Çanakkale'de zamanın küresel güçlerine karşı durduğunu anlatan bir film olmasıydı.
Çanakkale savaşıyla ilgili beynimize kurşun gibi saplanan sahneler, orada çok kahramanca şeyler yaşandığını anlatıyordu.
Osmanlı-Türk misyonunun ebediyen yaşaması için, canlarını feda etmiş 17, 18, 19 ve 20 yaşlarındaki o gençlerin ne için öldüğünü yeniden düşünmeliyiz?
Vatan için değil mi?
Büyük vatan şairi Mehmet Akif Ersoy'un dizeleri ne güzel anlatır, o ilahi ve tarihi gerçeği:
"Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor.
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker, Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi... Bedr'in arslanları ancak bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? 'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın."
Afganistan'da, Hicaz'da, Balkanlarda, Çanakkale'de, Anadolu'da toprağa düşerek şehit olan insanlarımızın ruhu şad olsun.

SONUÇ:
2023'te Türkiye'nin tarih sahnesinde güçlü bir aktör olarak yer alacağından hiçbir şüphemiz yok. 2023 Cumhuriyet'in kuruluşunun 100. yılı ve bizlerin bu tarihe kadarki en önemli hedefi birleşik Türkiye ruhu olmalıdır. "Çanakkale ruhu", Türkiye'nin en önemli birleştirici paydasıdır. Çanakkale'de Türk'e, Laz'a, Kürt'e, Çerkez'e, kısacası Türkiye'yi oluşturan herkese yer vardı. Bu anlamda Çanakkale ortak paydasının Türkiye'nin olabilecek en geniş yaşanmış, en geniş ortak paydası olduğunu düşünmeliyiz. Çanakkale'nin birleştirici ve uzlaştırıcı özelliklerinin tüm ülkeyi sarması için birlik içinde olmalıyız. Çanakkale ruhunu, geniş ortak paydaya, tüm yasalara, anayasaya, gündelik yaşantıya oya gibi işlersek, yeni bir dirilişi savaşların 100. yılında, yani 2015'te yeniden yakalayabilir, 2015'ten 2023'e kadar ise tüm Türkiye'yi saran milli bir ruha dönüştürebiliriz.




BİZE ULAŞIN