29 Ekim 2012, Pazartesi

Başbakan Abant'ta Demirel Sapanca'da

Cumhuriyet Bayramı'nın 89'uncu yılını kutlarken örnek davranış... Başbakan Erdoğan, eski cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet Sezer ile eski başbakanlardan Yıldırım Akbulut ve Tansu Çiller'i telefonla arayarak, bayramlarını tebrik etti. Başbakan Ramazan Bayramı dolayısıyla Ağustos ayında yine eski liderleri telefonla arayarak bayramlarını kutlamıştı.
Bu örnek davranışı nasıl okumak lazım. Bu örnek davranışı, Cumhuriyet döneminin yetiştirdiği nesillerin cumhuriyetin onur ve gururunda buluşması olarak görmeliyiz.
Cumhuriyet döneminin yetiştirdiği bir halk çocuğu Tayyip Erdoğan'ın demokratik seçimle Başbakan olabilmesi ve devlete, millete hizmet etmiş insanların asla unutulmayacağı manasında değerlendirmeliyiz.

Cumhuriyet

Türkiye Cumhuriyeti'nin 89'uncu yılını kutluyoruz. 2023 hedefine 1 yıl daha yaklaştık. Cumhuriyetin ilanı ülkemizin tarihinde çok önemli bir dönüm noktasını oluşturmaktadır.
Büyük özverilerle yürütülen bağımsızlık mücadelemizin sonunda milletin iradesini esas alan, milletin iradesini temsil eden cumhuriyet rejimine geçilmiştir.

Demokrasi

Türkiye, 1950'de çok partili demokratik rejime geçmiştir. 2 binli yıllara kadar cumhuriyetin demokratik değerlerle taçlandırılması mücadelesine tanık olunmuştur Çağdaş bir demokrasi; halkın yaptığı anayasayı, seçimlerle oluşmuş Meclis'i, siyasal eşitliği, hakkın kuvvete üstünlüğünü yani "hukuk devleti" oluşu, sendika, dernek ve basın gibi demokratik kuruluşların özgürlüğünü içermektedir.
Yeni Türkiye, çağdaş demokrasi yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.

Yeni Anayasa

Her Cumhuriyet Bayramı, çağdaş demokrasiye gidişte konulan bir taş özelliğinde olacaktır. Şimdi sıra, demokrasiyi yeni bir anayasaya kavuşturmaya geldi.
Osmanlı ve Türkiye tarihinde, 5 anayasa (1876, 1921, 1924, 1961 ve 1982) ve çok sayıda madde değişikliği yapılmıştır. Bugüne kadar yapılan anayasalarımızın ortak özelliklerinden biri, hemen hepsinin siyaset dışı müdahalelerin ürünü olarak ortaya çıkmış olmasıdır.
Sivil anayasa talebi siyasi tarihimizde sürekli tartışılmaktadır. Sivil anayasadan anlaşılması gereken, anayasanın yapılış yöntemi ve içeriği olarak sivil olmasıdır. Yani anayasanın yöntem ve içeriğinin demokratik olması, özgürlüğü temel alması bu anlamda anayasanın sivil karakterini belirler. Kısaca göz gezdirirsek, 1982 Anayasası'nın artık değişmesi, yerine devletin temel kuruluşunu, bireylerin hak ve özgürlüklerini düzenleyen bir anayasa çıkarılması gerektiğini daha iyi anlarız.

Özgürlükçü değildir

1982 Anayasası, 12 Eylül askeri müdahalesinin olağanüstü şartlarında, bu müdahaleyi gerçekleştiren Milli Güvenlik Konseyi üyeleri ile bu konseyin atadığı Danışma Meclisi tarafından hazırlanmıştır. Bu anayasa hem yapım süreci hem de içerik olarak demokratik ve özgürlükçü değildir. Yasakçı, otoriter ve vesayetçidir. Bu anayasayla, Türkiye'nin özgürlükçü demokrasinin evrensel standartlarını yakalayabilmesi mümkün değildir.
Anayasa, seçilmiş organlara duyulan güvensizlik nedeniyle, bu organlar üzerinde denetim yapacak vesayet kurumlarına yer vermiştir.
1982 Anayasası Türkiye'de insan haklarının ve demokrasinin evrensel standartlarına uygun bir anayasa düzeninin kurulmasını sağlayamamıştır.

Mutlaka değişmeli

Cumhuriyet'in 89'uncu yılında görünen manzara şöyle:
1982 Anayasası otoriter, yasakçı ve vesayetçidir. Türk toplumunun 1921 Anayasası hariç bugüne kadar kendi özgür iradesiyle bir anayasa yapamamış olması dahi, yeni bir anayasa yapılması için tek başına yeterli bir gerekçe oluşturmaktadır.
Türkiye halkı, demokratik, özgürlükçü bir ruhla hazırlanmış yeni bir anayasayı büyük bir arzu ile istemektedir. Türkiye'nin içinde bulunduğu tarihsel ve toplumsal şartlar da mevcut Anayasa'nın yenilenmesini zorunlu kılmaktadır.
Ve... Yeni Türkiye, bölgesel güç-küresel aktör olmanın önünün demokrat anayasa ile açılmasını hasretle bekliyor.

SONUÇ:
Devlete-millete yıllarca hizmet etmiş bir büyüğümün, Başbakan Erdoğan'ın örnek davranışı üzerine düşüncesi şöyle oldu: "Başbakan Abant'ta, Demirel Sapanca'da. Birbirlerine mesafe olarak yakınlar. Bir de orta yerdeki Kartalkaya'da buluşup, sadece memleketin çözülmemiş meselelerini ele alabilseler, ne kadar güzel olurdu. Memleket meselelerinde küslük olmaz.
Vatan için, millet için eski ve yeni liderlerin buluşmasından Türkiye kazanır.'' Biz de inanıyoruz. Türkiye'nin derin meselelerini cumhuriyetin yetiştirdiği evlatları çözecek güce sahiptir. Devletmillet yolunda buluşmalar barış meşalesini yakacak, geleceğimizi aydınlatacaktır.



Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN