21 Nisan 2012, Cumartesi

Yeni Masa...

Geçtiğimiz günlerde iki DOSTUMUN yardımıyla 28 Şubat'ın falına bakmıştım.
Bebek'te buluştuğum Ankara'nın FÖTR SAPKALI derin sesi "hiç merak etme bu iş sonuna kadar gidecek. Sadece askerler değil, EMRİ veren işadamlarına kadar uzayacak.
Tsunami gibi bundan kaçış yok" demişti. Gri bantlı, minik beyaz tanecikli şapkasını eksik etmeyen dostum haklı çıkmıştı.
Çünkü bir sonraki gün telefonla bana ulaşan kaynağımın "Bu iş Çevik Bir'de kalır daha ileri gitmez.
Zaten o da konuşmaz, konuşamaz" sözleri değerini kaybetmişti. Devlet, Batı Çalışma Grubu'nu topladı. İlk iki dalgada uygulamanın başında olan isimler alındı. Önce Bir, sonra da ona en yakın isim olan Özkasnak alındı....
Bütün bunlar olurken "sırada neler var?" sorusunun cevabını bulamamak içimi kemiriyordu. "Kime ulaşsam, kimi bulsam" diye kıvranırken tanımadığım bir numaradan mesaj geldi: 20 dakika sonra aynı yerde olacağım.
Gel de biraz sohbet edelim... İşte cevapları buldum diye sevinirken bir yandan da "ben sana demedim mi?" egosuyla beni parça pinçik edeceğini düşündüm. Tam vaktinde oradaydım. Geç kalmazdı ama ortalarda görünmüyordu. Sağa sola kaygılı adımlarla yürürken koca bir teknenin üstüme geldiğini fark ettim.
Bir de ne göreyim BEYEFENDİ önde bastonuyla "orada kal" demeye çalışıyordu.
Buluşma geç de olsa gerçekleşti.
Tavırlarımı belirlemekte zorlanıyordum.
Buz gibi bir portakal suyunu uzatıp "seni özledim" diyerek koluma girdi. Alt salona indik. Baktım iklim yumuşak, ilk soruyu "pat" diye soruverdim:
* Dalgalar devam edecek mi?
Gülerek "daha yeni başladı" dedi... Şaşkın şaşkın baktığımı görünce devam etti: Millet daha Yeni Türkiye'nin ne olduğunu bilmiyor. Devletler de ŞİRKETLER gibidir. Kararların arkasında İSİMSİZ kahramanlar vardır.
Ve bu insanlar şimdi ÖLÜMÜNE yemin ettiler...
* Ne yemini Allah aşkına? Kim bunlar?
Yeni masa diyorsun ya, işte onlar!
Yürütmeye destek olan, her tehlikeyi bertaraf eden güçten söz ediyorum.
* Nerede bu yeni masa?
Türkiye'nin yıllardır kanını emen eski masa çöpe atıldı. Kolay olmadı ama Türk tarafı kazandı. Onların hüküm sürdüğü saraylarının karşısındayız. Ankara'dayız...
* Peki yeni masa neler yapacak 28 Şubat'la ilgili?
Akıllı adamsın, anlaman lazım.
* Neyi?
Yeni devlet içerideki Türk görünümlü yabancıların nabız sayısını biliyor... Çevirmeye çalıştıkları bütün dolaplardan haberdarız.
* Tamam anladım. Ama neler olacak?
27 Nisan e-Muhtırası'nı hatırla.
Meclis'e girmeyen Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar'ı unutma.
* Hatırlıyorum ne olacak?
O gün saat 16.20'de hem Mumcu hem Ağar iki telefon aldı. Mumcu'yu arayan Karadayı Paşa, Ağar'a ulaşan da Demirel'di...
* Yani?
28 Şubat'ı birlikte yapan iki DOST, GÜL'ün Köşk'e çıkışını engellemek istedi. Mumcu ve Ağar oylamaya katılmadı. Mumcu'nun Paşa'dan yediği küfürlerin haddi hesabı yok.
* Karadayı Paşa sırada yani?
Sen mesajı aldın. Sıranın kime geleceği ortada... Yeni masayı bilmeyen Karadayı'ya üzülüyorum. "Gül seçilirse asker müdahale eder" demişti... Asker müdahale etti ama onlara!
* Ya sivil ayak!
Bugünlere hazırlanan YENİ DEVLET bütün belge ve görüntülere el koydu... Merak etme...
* Görüntü mü?
Bak Erbakan, sağ kolu olan ismi ve çocuklarını korumak icin MGK'da "EVET" dedi.
Resmen diz çöktürüldü. Başörtülü bir Hanım'a gönül vermiş bir arkadaşını satamazdı. Bunu camiaya anlatamam diye düşündü. Oysa ortada tertemiz bir aşk vardı. Acaba hangi askerler devletin zirvesine KASET taşıdı...
Fadime Şahin bilinen oyundu. Ya bilinmeyenler...
* Kasetlerde ne vardı?
Bizde kaset deyince aklımıza ne geliyorsa o var! Ancak unutma o gün Türkiye Başbakanı'nı küçük düşürmek için emirle manşet atıp iğrenç fotoğraflar yayınlayanlar hesap verecek.
* İğrenç fotoğraf!
O dönemin Erbakan fotoğraflarına bir bak! Eli yüzü düzgün bir tek kare bulamazsın. Jerusalem Post'un yapamayacağını bunlar yaptı...
* Aydın Doğan ve Dinç Bilgin'e gider mi? Önceki gün Başbakan Trump Towers'ın açılışına katıldı ama?
O, Başbakan görevini yapıp girişimciyi cesaretlendirir. Devlet de devletliğini gösterir.
* Ne anlamalıyım bu sözden?
Sözden bir şey anlama... Aydın Bey'in görüntülerdeki kaygısı yeterince aydınlatıcı...
* Nereye gidiyoruz peki?
Türk Bayrağı'nın dalgalanması yetmiyordu. Çünkü çürümüş devlet bize ait değildi. Abdülaziz suikastıyla kaybettiğimiz ülkeyi geri aldık. Atatürk dönemi hariç tabii...
* Karşı taraf ne yapıyor? Pes mi etti?
Yok yok... Can çıkmadan huy çıkmıyor... Atatürk Bulvarı 110 Kavaklıdere adresi hep misafirlerle dolup taşıyor...
* Burası neresi?
Neresi olacak... Ankara'daki ABD Büyükelçiliği...
* Ne ilgisi var?
Bak darbeleri ABD yaptı. Tokadı yiyen oraya koşuyor... Abi'lerine yani...
* Siz ne yapıyorsunuz?
Yakından takip ediyoruz. Hem de çok yakından. Bundan da rahatsızlar.
* İyi ama Obama ile Erdoğan'ın arası iyi değil mi?
ABD, Obama demek değil ki...
Beyaz Saray'daki üç-beş kişi Türkiye'yi anlıyor. Bu yüzden olan biteni izliyorlar.
Ama KONGRE savaş açmış durumda Ankara'ya... Kaybetmek hem onları, hem de Yahudi dostlarını fena halde hırçınlaştırdı... Üzgünüz...
* Aklıma takıldı bu yeni masa.
Nasıl bir şey bu?
Encümen-i Daniş'i düşün. Hani Cumhurbaşkanı'na "ne yapması gerektiğini" öğreten ekip... Bunun tam karşıtı bir oluşum bizimkisi... Şimdi biz onları rahat durmaları için uyarıyoruz.
* Son söz?
28 Şubat şoruşturması 1000 yıl sürmese de geniş zamana yayılacak.
Ama ülke temizlenecek. Artık bütün nehirler Ankara'ya akacak... Büyük Türkiye'nin tadını çıkarmaya bak!
Ha bir de ismini veremeyeceğim İKİ YAŞLI KURT, Amerikalı dostlarına darbe yapalım diye yalvarmış... Hala eski kafa...
Yapabiliyorsan yap da görelim....


BİZE ULAŞIN