26 Nisan 2012, Perşembe

28 Şubat ve PKK terörü

İnanın artık siz de biz de sıkıldık. Ama burası Türkiye. Gündem malum. Yaz yaz bitmiyor. Her gün yeni bir dalga.
Operasyon, arama, gözaltı, tutuklama, ifade, itiraf, suç, kabul, ret, hapishane, mahkum, koğuş, alınma, davet, yeni dalga, basın ayağı, andıç, Batı Çalışma Grubu ve Paşalar sözcükleri, günlük hayatımızın tam ortasına çöreklendi!
Ne onlar bizden ne de biz onlardan kaçabiliyoruz.
Dalgalar durulur mu? Bilinmez...
Dün 3. Dalga geldi. 28 Şubat'ta etkin rol oynayan bazı paşalar ile subayları vurdu.
Alınan isimlerden en önemlisi FEVZİ TÜRKERİ'ydi...
Önemi de o dönem GENELKURMAY İSTİHBARATA KARŞI KOYMA VE GÜVENLİK DAİRESİ BAŞKANI olmasından kaynaklanıyordu. Çok konuşulan BASIN BRİFİNGİ'ni Tümgeneral rütbesiyle Fevzi Türkeri Paşa vermişti.
Çok sayıda gazeteci ve işadamının katıldığı toplantı, doğal olarak ertesi gün "MUHTIRA GİBİ" manşetleriyle basında çok geniş yer almıştı.
Aradan 15 yıl geçtiği için insanın hatırlaması kolay olmuyor. Allah'tan elimizin altında kocaman bir ARŞİV var.
Bizim Ahmet'e konu başlığını verdin mi önüne bir kamyon belge döküyor.
Dün yine öyle oldu. "Fevzi Türkeri" dedim... 5 dakika sonra masamın üzerinde yüzlerce sayfa beni bekliyordu! "Başa gelen çekilir" diyerek işe koyuldum. Saatlerce TÜRKERİ PAŞA ile ilgili çıkan ne kadar haber varsa okudum. En sona da ÜNLÜ BRİFİNG'i bıraktım.
Elime kalemi alarak, önemli bulduğum yerlerin altını çizmeye başladım. Artık Türkeri Paşa KONUŞUYOR, BEN DE TAKİP EDİYORDUM.
Paşa tam iki gazete sayfasını dolduran 123 PARAGRAFTAN oluşan konuşmasının bitiminde, gariptir hiç soru kabul etmiyordu.
Her şeyin çok açık ortada olduğunu söyleyen PAŞA, işadamı ve gazetecilerden YARDIM ve İŞBİRLİĞİ sözü istiyordu. Ee, PAŞA böyle "kendinden emin" konuşunca, tüm konuşmasını bir kez daha okudum. Belli ki bir şeyleri kaçırmıştım!
Ancak ikinci SORTİDE de altını çizdiğim üç cümle vardı:
Eğitimde mücadele
Ekonomide mücadele
Devlette kadrolaşmayla mücadele...
Türkeri Paşa, koca koca 354 cümle içinde sadece bu üç mesajı veriyordu.
Rejimin tehlikede olduğuna TOPLUMU İNANDIRMAK için de...
Başbakanlık'taki iftar
Hasan Hüseyin Ceylan ve Şevki Yılmaz'ın konuşmaları.
Şevket Kazan'ın Sincan Belediye Başkanı'nı ziyareti öne çıkarılıyordu.
Tabi her defasında rejim tehlikede, şeriat devleti yolda, laikliğe sahip çıkılmalı vurgusu yapılarak!
Şimdi alınan PAŞALARI görünce "Gerçekten bunları inanarak mı söylediler" sorusunu kendilerine sormayı çok isterdim. Şimdi de aynı fikirdeler mi?
Erdoğan, Belediye Başkanı olduğunda "otobüste haremlik-selamlık dönemi başladı" manşetleri atanlar, davalarından vazgeçti ÇÜNKÜ...
Neyse... ARŞİVDEN söz etmişken, devam edelim...
O dönemde hem askerler, hem gazeteler en çok "İRTİCA-PKK EL ELE" vurgusu yapıyordu...
MARKSİST bir terör örgütü nasıl oluyordu da sözde ŞERİAT peşinde koşan bir iktidarla yan yana duruyordu.!
1 Ocak 1997- 1 Temmuz 1997 arasındaki bütün gazetelerin sayfaları arasında SÖRF yaptım. Amacım REFAH Partisi'nin PKK'ya nasıl destek verdiğini bulmaktı! İstediğimi bulamadıkça daha çok hırslandım.
Aradım taradım, ancak bir işbirliği bulamadım.
Ter içinde kalmıştım. Güneş odayı kavururken, aklıma bir soru geliverdi: "O dönemde kaç terörist saldırı oldu?"
Tekrar sayfaların arasına gömüldüm.
Hata yapmamak için tekrar tekrar baktım. İlginçtir, 28 Şubat öncesinden başlayıp hükümetin düştüğü HAZİRAN ayının sonuna kadar HİÇBİR TERÖR SALDIRISI OLMAMIŞTI!
Acaba terör örgütü ASKERİN motivasyonunun İRTİCAYA kaydığını görüp fair-play mi ilan etmişti!
Öyle ya, koca koca paşalar o aralar ERBAKAN'la uğraşıyordu.
BEYAZ TÜRKLER'in de tek derdi HOCA'nın gitmesiydi...
EKONOMİDE MÜCADELE başlığı altında bankalar hortumlanırken, belki PKK'ya zaman ayırma sorunu yaşanıyordu. Bunu bilen terör örgütü de BÜYÜK BİR ANLAYIŞ içinde sakin sakin oturuyordu!
Ne hikmetse ŞEHİT verilmiyordu o dönem!
Analar ağlamıyordu!
Sanki bir güç KAN AKMAMASI için devredeydi.
Ya da bana öyle geliyordu.
Siz de araştırın.
Yanlışım varsa düzeltirim...
NOT: Terör örgütünün hiç baskın yapamadığı bu dönemde sadece teknoloji harikası olarak bilinen Cougar helikopteri Kuzey Irak'ta düştü ya da düşürüldü!
NOT: 28 Şubat döneminde Genelkurmay Adli Müşaviri olan Tuğgeneral Erdal Şenel ERGENEKON'daki sorgusunda, "Ben bu yapının bu kadar DERİN olduğunu bilmiyordum. Benim ilgim yok ama korktum. Gerçeği geç de olsa gördüğüm için şanslıyım" demişti...


BİZE ULAŞIN