25 Ekim 2012, Perşembe

Finduk!

Bayram telaşının arasında dün ne yapıp edip yolu İstanbul'a düşen bir PAŞAYI ziyaret ettim.
Dostluğunu bildiğim için onu herkesten farklı görürdüm. Çok ince, duyarlı, insan sevdalısı ve en önemlisi bu topraklara yürekten inanan bir askerdi. Öyle iyiliklerle imza atardı ki görseniz şaşırıp kalırdınız. Sivilleri çektiği zaman kendi otomobiline binip dolaşırdı. Kendini orduevine ya da kışlaya hapsetmezdi.
Kendisine emanet edilen MEHMETÇİĞE gözü gibi bakardı.
Hayatında bir kez bile bir askere kötü söz söylememişti. Cezadan kaçmazdı. Ama kestiği her faturada DERS yüklüydü.
İnsan kazanmayı MAHARET olarak algılardı.
Dün güneşin kendisini esirgediği bir öğle saatinde Sarayburnu yakınlarında işçi lokantası denebilecek bir yerde buluştuk. Kuru fasulye-pilav faslı yaptıktan sonra ahşap evlerin arasında bir süre dolaştık. O sırada beni çok şaşırtan bir olaya tanık oldum...
Telefonuna düşen bir mesajdan gülümsedi. İzin isteyerek hemen yanı başımızda duran iri bir kayanın üzerine oturdu. Mesaj gönderen şahsı aradı. Konuşma yaklaşık 10 dakika sürdü. Telefonu kapattığında gülümsüyordu. O kalkarken ilk soruyu gönderdim
Paşam kiminle konuştunuz Allah aşkına?
30 yıl önce benim Ankara'da şoförlüğümü yapmıştı.
Çok iyi bir çocuktu. Er'di ama pırıl pırıl bir zekası vardı.
Onu da diğer askerlerim gibi her zaman arayıp sordum.
Terhis olsalar da kolay kolay hiçbirinin izini kaybetmedim.
Nasıl yani? İrtibatınızı koparmıyor musunuz?
Eğer çok zor çocuklar değilse asla. Bu da onlardan biriydi. İzmirli o, senin gibi...
Vallahi hikayeyi merak ettim!
Çok akıllı bir çocuktu. Ailemi bile emanet edebiliyordum. Tam bir Türk askeriydi. Silahtan önce AKILI kullanacağını sokakta öğrenmişti. Duygulu, yardımsever ve inançlıydı.
Belki özel olacak ama ne istemiş sizden?
Hem bayram tebriği hem de bir iş konusunda yardım etmemi rica etti. Ondan sonra terhis olan bir başka askerime yönlendirdim. Birbirlerine yardımcı olmuşlar. İş bulan şoförüm TEŞEKKÜR mesajı atmış. Olay bu anlayacağın.
Ben şimdi bir yerde "Koca Paşa bir er için çırpınıyor" desem kimse inanmaz bana...
Yok canım neden inanmasınlar. Biz de bu toplumun içinden çıktık. Öğrenciliğimde leblebi alacak param yoktu.
Zembille inmedik yani...
Anladım Paşam...
Bugünkü (dünkü) yazını okudum. 28 Şubat ve PARA işine girmekle iyi etmişsin...
Bir anımı anlatmak istiyorum.
Seve seve dinliyorum. Buyurun!
Genelkurmay Karargahı'nda görev yaptım uzun yıllar.
Birçok önemli PAŞA ile çalışma şansım oldu. Hepsi değişik karakterde insanlardı. Ama biri çok farklıydı.
Farklıydı derken?
Bu PAŞA olağanüstü akıllı bir insandı. Çok katıydı. Kararlarında hiç yanılmazdı. Bir kusuru vardı. Ama o bunun kusur olduğunu bilmezdi.
Merak ettim inanın...
Paşa aslen KARADENİZLİ olmasına rağmen FINDIK kelimesini FİNDUK şeklinde söyleyene deli olurdu. Ya tutup o adamı silkeler ya da kaçtığı yere kadar kovalardı.
Nereye geleceğinizi merak ediyorum.
PAŞANIN
şifresi FİNDUK'tu...
Genelkurmay'da işlerin kolay görülmesini isteyen bazı uyanık arkadaşlar FİNDUK kelimesini ortaya atıp PAŞANIN sinirlerini oynatırdı. Böylece bazı imzalar geç çıkardı. Emri bekleyenler de birkaç gün ya da saat kazanırdı.
Hala bekliyorum PAŞAM!
Bizler nasıl bu PAŞANIN şifresini FİNDUK olarak çözdüysek İNGİLİZ-İSRAİL ve ABD'nin bir kanadı da bizim askerimizin ŞİFRESİ'ni çözmüştü. Bize "Laiklik elden gidiyor" denildiğinde KIRMIZI ALARMA geçiyorduk. Hep geçtik zaten. Bu durumdan vazife çıkarma işleri sonunda darbelere imza attık. Oysa bizi ileri sürenler sadece ŞİFREMİZİ kullanıyordu. Bizler de askeri liseden itibaren aynı formatla yetiştiğimiz için hep aynı reaksiyonu veriyorduk. Biz LAİKLİĞİ kurtarmaya giderken onlar BANKALARI boşaltıp paraları dışarı taşıyordu! Şimdi artık TÜRK ASKERİ bu oyuna gelmez.
Bu yüzden artık darbe de muhtıra da yaşanmaz... Çok pahalı bedel ödeyerek bunu anladık. Kimse bizi bu yoldan çeviremez...
Zaten geçen haftalarda AYTAÇ YALMAN'ın da bunu emrindeki subaylara söylediğini yazdın. İşin özü bu. Kimse bundan böyle sırtımızdan para kazanamayacak. Ülkenin geleceğini çalamayacak.
28 Şubat için fikriniz ne diye soracak olsam..
Aynı şekilde... Bilindik oyun orada daha da iyi bir senaryo ile sahnelendi. Birçok silah arkadaşımız bunu tabiri amiyane "yedi"... İşin arka planını öğrendiğimizde artık çok geçti. Kendi içimizde de kırılma yaşandı. Ama artık daha güçlü ve tedbirliyiz...
En azından ders alacak kadar....
Peki bazı kesimler ülkenin gidişatını beğenmiyor. Siz ne dersiniz?
Siyasete girmek istemem. Ama ülke büyüyecek ve daha da gelişecek. Zor olanı yapıp bir arada yaşama kültürünü körükleyeceğiz. İşin püf noktası bu. Düne kadar bizlere "Kürt" denildiğinde PKK'yı anlıyorduk. Aynı FİNDUK örneğinde olduğu gibi. Şimdi asker bunu da silip attı.
Kürt'le PKK, yani terörist, aynı şey değil. Çözüm yakın. En büyük desteği Kürt vatandaşlarımız verdi, verecek...
Çözüm derken ne demek istediniz?
Şimdilik bu kadar yeter. Ama Devletin atacağı her adım bir arada mutluluk içinde yaşamayı hedef alacak.
Günlük düşünmeyip bizi içeriden vurmak isteyenlerin elindeki silahı alacağız...
Ezberleri bozacağız...
Sonra Türkiye PUPA YELKEN...
Hatırladığınız en kötü gün bayram şenliğinde olsun... Hayırlı bayramlar...


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN