TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
16 Mayıs 2018, Çarşamba

Yenikapı ruhu

Yaşananları bir hatırlayın... Gezi olayları, 17-25 Aralık operasyonları, 15 Temmuz kalkışması, dinlemeler, tapeler, Oslo'nun sızması, 7 Şubat MİT krizinin yaşanması, Rıza Sarraf'ın yakalanması, Hakan Atilla'nın alınması, Rahip Brunson'un içeri atılması, Mike Flynn ile Gülen'in kaçırılacağının konuşulduğunun iddia edilmesi, içeride önemli ve büyük işadamlarının YAPILANDIRMA ile yola devam etmek istemesi, bazı isimlerin yurt dışına kaçması, finans piyasasında dedikoduların alıp başını gitmesi, ABD'nin hala Ankara'ya BÜYÜKELÇİ göndermemiş olması, Afrin harekatının başarıyla gerçekleşmesi, Münbiç'in masaya gelmesi, YPG'ye TIR TIR silah verilmesi... Rus jetinin düşürülmesi...
Ve daha neler neler... KRİZ YENİ BAŞLAMADI YANİ...
Peki bütün bunlar ne için oluyordu?
Üzerinde durulması gereken nokta burası...
Açalım...
Amerika Birleşik Devletleri için en önemli müttefik ülkelerden biri hep Türkiye olmuştur. Zaten bunu hiç saklamadılar.
Türkiye, ABD ile yan yana yürüdüğü zaman WASHINGTON bölgede ve dünyada rahat ediyordu. ABD eski Başkanı Bill Clinton'ın, "Türkiye, bizim ulusal güvenliğimiz için önemli bir noktada bulunuyor" sözü de Ankara'nın politikalarının Washington için önemini gösteriyordu. Ancak Türkiye, son yıllarda Amerika ile karşı karşıya gelmeye başladı.
Bunu kanıtlayacak onlarca örnek var.
Tepeden bakıldığında ABD buralarda asla eski gücüne ulaşamadı, Türkiye de ABD karşıtlığının getirdiği BONUSLARI toplayamadı. Ankara son derece doğru bir hamle ve akıl ile "TÜRKİYE'Yİ BİZ YÖNETİRİZ" dedi. Tartışılacak bir konu bile değildi bu. Ama önceleri ABD'nin buralardaki rolü bilinmiyordu. Çünkü konuşan, yazan çok az kişi vardı.
Yaşanılan bunca şeyden sonra Türkiye'de ABD KARŞITLIĞI YÜZDE 80'LERE TIRMANDI. Bu onlar için hiç ama hiç iyi değildi.
Washington da AK PARTİ İKTİDARINA OY VERMEYEN YÜZDE 50'yi hedef seçti. Pek çok olayda bu tarafa yaslandı. Operasyonlarını buradan yönetmek istedi. Örnek çok! İÇERİDE BİR VE BÜTÜN OLAMAYIŞIMIZ ONLARIN EN ÇOK İŞİNE GELEN KISIMDI!
Buradan gelmek için ellerindeki bütün kozları kullanmak istediler. Pek çoğunu da kullandılar. Öncelikli olarak iç KAOS istediler, yüklendiler. Ama istedikleri noktaya kadar gelemediler. Pek çok kente yayılan gösteriler olsa da EKONOMİ ayaktaydı ve gereken püskürtme yapıldı.
Başarıyla hem de... DIŞARIDAN BİRİLERİ SALDIRIYOR VE ÜLKE TÜRBÜLANSA GİRİYORDU. Herkes görüyordu. Sonuç alamıyorlardı...
Ardından ikinci koz ortaya çıktı.
Durmuyorlardı. Terör saldırıları ile kapımızı çaldılar. Türkiye'nin 23 kentinde terör saldırıları yaşandı. Halkın bir bölümünde karşılık bulan bu saldırılar, Ankara'yı destekleyenleri yine yakınlaştırdı. MİLLİ BİR RÜZGAR ESİYOR, MİLLET OYUNUN FARKINA VARIYORDU...
İstanbul'da veya ANKARA 'da saldırı yaşanıyor, hem medya hem siyaset arka planı açıklamakta sıkıntı görmüyordu.
İŞARET edilen yerler de ya ABD ya AVRUPA oluyordu. TERÖR varsa büyük güçler orada demektir...
Pek çok saldırı, pek çok eylem gerçekleştirildi. Savcıların odasında infaz edilmesinden hendeklere kadar... Kitlesel olaylardan sınır operasyonlarına kadar.
Ancak hiçbiri tutmadı. ABD ne yaparsa yapsın ANKARA 'daki İKTİDARI DEĞİŞTİREMEDİ... Gerginlik ve kutuplaşma yok muydu? ELBETE OLUŞMUŞTU! Bazen bu ciddi boyutlarda kendini hissettiriyordu.
Ama yine de istediği sonuca ulaşamamıştı... Ara ara ekonomik operasyonlar da gördük. Ama gaza basılmamıştı!
Öyle görüyorduk!
DERKEN; 2017'nin sonuna doğru birileri başka bir oyun planı ile gelmeye başladılar... Bu biraz farklıydı.
Ayak seslerinden öyle anlaşılıyordu...
Açıkçası ABD en son kozunu oynamaya karar vermişti... Türkiye'ye karşı son ve en güçlü HAMLESİNİ devreye soktu. Citi, Wells Fargo ve JP Morgan'a görev verildi...
Dünyanın en güçlü bankaları, Türkiye'deki birkaç banka ile dolar operasyonunun startını verdi.
Sürekli dolar talebinde bulunan bu üç bankanın gizli ortakları, Türkiye'de doların birçok ülkeye göre çok daha hızlı yükselmesini sağladı.
ABD en güçlü saldırısını yapıyor, Türkiye de en güçlü savunmayı... Yaşananların özeti buydu! IMF anlaşmaları nedeniyle adamlar bizim bütün kurumlarımızda kaç kuruş var görebiliyor. ÇİN böyle değil mesela... ŞEFFAF olmak şimdi en büyük handikapımız! Ama mücadele verilecek.
NET! Başka seçenek de yok gibi...
Çünkü saldıranlar aylardır bu plan için çalışıyordu. SERMAYE ya da DÖVİZ girişini engellemekle başladılar önce...
Çevrelediler. KÖRFEZ ÜLKELERİ DAHİL YAKINDA HEPSİ KIBRIS AÇIKLARINDA RUM KESİMİ ile ortak tatbikat yapacaklardı...
Düşünün FİLİSTİN KAN AĞLIYOR, SADECE TÜRKİYE SAVUNUYOR AMA MÜSLÜMANLAR KARŞIMIZDAKİLERLE YAN YANA GELİP SINIRLARIMIZDA BOY GÖSTERMEK İSTİYORLARDI. DURUM BUYDU! Bir yandan YABANCI girişi engelleniyor diğer yandan DOLAR 'ı yukarı çekmek için ellerinden geleni yapıyorlardı.
Bu adamların bir de BORSA'da görevlileri vardı! Daha onlara "ÇIK!" emri verilmedi. Bu oran kimine göre yüzde 50, kimine göre yüzde 70, bilemiyorum. Ama bunlara ÇIK denildiği zaman DOLAR 'da yine yukarı hareket bekleyeceklerdir...
Sistematik olarak hareket etmediklerini görüyoruz. ŞİMDİLİK!
Bir yanda ANKARA , bir yanda Washington var. Ve şu ana kadar orta bir yol bulunmuş değil. Bulunur mu? Kolay değil. Çünkü karşıdakiler PASTAYI tek başına yemek istiyor. Durum böyle olunca ONURLU ORTAKLIK MÜMKÜN OLAMIYOR!
Kredi derecelendirme kuruluşlarının birkaç aile tarafından yönetilmesinin önemi yok. Sonuçta hepsi bağımlı da olsalar, uluslararası yatırım dünyasında etkin kuruluşlar. Onların Türkiye hakkındaki olumsuz açıklamaları, yabancı yatırımcılar için önemli. Kredi notu düşen bir Türkiye'ye dolar girişi olmaz, aksine çıkışı olur. Elbette Yunanistan, Portekiz, Romanya veya Bulgaristan'ın ekonomilerini TÜRKİYE ile karşılaştıramayız bile...
Hepsi Türkiye'den daha kötü, notları ise daha iyi. GARİP olsa da yabancı yatırımcı bunu irdelemez. Kredi derecelendirme kuruluşları bir ülkenin notunu düşürüyorsa, o ülkede siyasi iklimin değiştirilmek istendiği bilinir! Ya da masada sesi çıkmayacak hale getirilmek istendiği...
Güçlü ekonomi üretmekle başlar. Üretim para demektir... Bunu yaparken ucuza ham madde alabiliyorsanız üretiminizin değeri artar. Daha çok üretir, daha çok kazanırsınız! Türkiye, yurt dışından ithal ettiği ürünlerin petrol ve doğalgaz dışında yüzde 70'ini ülke içinde üretebilir. Ancak işadamları bunu yapmak yerine ithalatla sorunu aşmak istiyor! Ya bizim bazı patronlarımız bu gerçeği bilmiyor ya da o şirketlerin yabancı ortakları bu konuda diretiyor. BİLEMEM...
Ama bildiğim, ABD'nin PARA ile son hamlesini yaptığı ve ANKARA 'yı düşürmek istediği...
ANLAŞMAK İSTEDİKLERİNİ DE DÜŞÜNMÜYORUM. Sanki o eşik aşıldı... Sarkozy'nin Kur'an-ı Kerim'den ayetleri çıkarmak için imza kampanyası başlatması, Paris'te DEAŞ'ın tekrar ortaya çıkması, Masum FİLİSTİNLİLER'E BOMBA YAĞDIRILMASI, Afrin'e dünyanın tepkisinin verilmesi, Münbiç'te herkesin BİZE karşı ittifak yapması, Esad'ın bitkisel hayatta yaşatılması, AKDENİZ için UÇAK GEMİLERİNİN gönderilmesi, Rumlar'la arkadan iş tutulması, Yunanistan'la yapay sorunlar yaşanması...
HEPSİ BİZİ YOLA GETİRMEK İÇİNDİ... Bu onların oynayabileceği son koz. Bunu aşar mıyız? KESİNLİKLE AŞARIZ. HİÇ TAKILMADAN AŞARIZ
HEM DE... AMA HEP SÖYLEDİĞİM GİBİ BİR VE BÜTÜN OLALIM...
YENİKAPI'da olduğu gibi bütün! Siyasi partiler, farklı düşünceler, farklı oluşumlar el ele verip yürümeli. Başka gündemimiz olmamalı... TEK ve BİR olduğumuz zaman sızacak alan bulamazlar. Bunu bilelim... Belki bu kimilerine imkansız gibi geliyordur! Ama bu olmazsa ALLAH KORUSUN aksi yaşanırsa istesek de çatısının altına sığınacağımız bir ÜLKE bulamayız...
KONU VATAN !
Herkes ANKARA 'nın etrafında toplanmalı...
FİLİSTİN MESELESİNDE OLDUĞU GİBİ...
Ya da milli bir maça çıkar gibi...
Bunu atlatırız.
Ama sakın bunu fırsat bilenlere fırsat vermeyin!
BİZE ULAŞIN