12 Şubat 2019, Salı

Son seçim

İZMİRLİ olduğum için CHP'li çok ama çok dostum var.
Doğal... Daha çok dünya üzerinde gücünü gösterenleri takip ederim. İç siyaset pek ilgimi çekmez. Ama bu olan bitene sırtımı döndüğüm anlamına da gelmez. Son günlerde CHP nereye gitsem bir şekilde karşıma çıkmakta.
İsimlerden çok partinin sürüklendiği yere bakıyorum.
Gördüklerim "Acaba CHP'ye toz kondurmayanlar bunları biliyor mu?" sorusunu aklıma düşürüyor! Pek çok kişi forma aşkıyla baktığı için ANALİZ ve MUHAKEME yetersizliği ortada... CHP ATATÜRK'ün partisi değil. Resmi ideolojiyi savunan ve bunun için gerekeni yapan parti hiç değil. Belki Kemal Kılıçdaroğlu Bey de bilmiyor ama gelişinin ya da getirilişinin nedeni bu! BAŞKANLIK için yani İKİ PARTİLİ sistem için bazı şeylerin değişmesi gerekmekte. CHP de bunların başında gelen oluşum.
Deniz Baykal Bey'in KASETLE gitmesi, Kemal Bey'in gelmesi büyük dönüşüm için gerekli görüldü ki yapıldı! Yapan yaptı!
Tabii Kemal Bey bilmese de bu değişim sürecekti. Kemal Bey, Deniz Bey'in temsil ettiği pek çok değeri değiştirmek zorundaydı...
Kendisi farkında olmasa da ilerisi için bu gerekliydi. Pek çok seçim kaybetmesine rağmen CHP'deki değişim durmuyordu. Devam ediyordu. Bu seçimlerden sonra da devam edecekti. Burada CHP'nin adayları tartışmasına girip tansiyonu çıkartmak gibi niyetim yok. Ancak Kemal Bey de PARTİ de sona yaklaşmakta. Sanırım Kemal Bey için biçilen siyasi ömür de tamamlanmak üzere. Çünkü CHP-İYİ PARTİ-HDP çizgisinde TEK BİR OYUNCU ÇIKMASI GEREKMEKTE. HDP'nin iç siyasette düştüğü durum ortada.
PKK ile bağları kesilecek gibi değil.
Bu nedenle HDP yakın zamanda olmayacak. Ancak HDP çizgisinde olan KÜRT seçmenler olacak.
Ve bu kitle kendini CHP içinde, yeni CHP içinde, siyaset yaparken bulacak. Klasik CHP'liyi, İYİ PARTİ'liyi ve HDP'liyi TEMSİL edecek yeni bir lider çıkaracaklar...
Bu yeni LİDER KÜRT KÖKENLİ OLACAK ve MÜSLÜ- MAN kimliği ile tanınacak. Yerel seçimlere giderken herkes bir yere bakıyor, bir şey söylüyor. Hangi ilin belediye başkanı kim olmuş hiç ilgimi çekmez. Ama CHP değişecekse ve ardından daha iddialı bir hale gelecekse bu önemlidir. MHP ve İYİ PARTİ iki partili sistemin DEMİR ÇEKİRDEKLERİ olacak. Denge bu MİLLİYETÇİ OYLAR üzerinden yükselecek.
Ancak CHP değişecek. 31 Mart muhtemelen KEMAL BEY'in son seçimi olacak. Bir seçim için daha zaman kazanma ihtimali var mı?
Bence çok zor! Çünkü BÖLGE ve dünya iç siyasette değişikliği zorunlu kılıyor... Dünya değişirken TÜRKİYE aynı kalamaz. Değişim başladı. CHP değişecek. Bambaşka CHP gelecek. BAŞKANLIK ile birlikte parti anlayışımız başka bir kulvara girecek. Girdi de zaten!
Kemal Bey'in önceki gün adayların önünde yaptığı konuşmaya bakın! İNGİLTERE'yi karşısına alarak konuştu. Resmen!
Kemal Bey Türkiye'nin dünya üzerindeki konumu için ABD ile birlikte çalışmayı ister gibi bir tutum içinde... YPG-PKK iştahının nedeni bu olsa gerek... Yeni dönemde yeni gelişmeler olacak.
ABD'nin etkisini göreceğimiz olaylar yaşanacak. Siyaset bundan ayrı düşünülemez. Dikkatli olunmasında fayda var. Hele VENEZUELA ve MADURO üzerinden gelmeye çalışırlarsa niyetleri iyice ortaya çıkacaktır...
Ki VENEZUELA üzerinden yürümek isteyecekleri aşikar. Bir süre sonra yazdıklarım ete kemiğe bürünür. Neyse... Bu kadar iç siyaset yeter! Venezuela'nın altını çizdik, oradan gidelim.
Latin Amerika ülkelerinde Rothschild ailesinin finans gücü şaşırtıcı gibi görünse de 50 yıllık bir çalışmanın başarısıydı. Peru, Bolivya, Haiti, Honduras ve Guatemala, Kanada üzerinden Rothschild ailesine borçlandı.
Venezuela konusunda da Rothschild ailesinin İngiltere ve Kanada üzerinden hamlelerinin ortaya çıkması, Pentagon'u harekete geçirdi.
Venezuela'ya operasyon tarihi öne çekildi. Çünkü ABD, Peru, Bolivya, Haiti, Honduras ve Guatemala'da darbeler organize ederken aslında bunların tamamının Rothschild ailesinin finans operasyonu olduğunu göremiyordu.
Çünkü plan o kadar kusursuz yapılmıştı ki, CIA'in zaferi büyük bir yenilgiydi. Washington, Kanada'nın bölgede etkin olması, darbe yapılan ülkelerdeki finans gücünü arttırması, madenlere el atmasının sonucunu ortaklık diye düşünüyordu. Evet, görüntüde ortaklık vardı ama sonuç Washington için büyük bir kayıptı.
Şimdi herkes kimin ne yaptığını biliyor... Gerçek büyük savaş Afrika'da yaşanacak. Afrika'da Fransa'nın gücünü bilmeyen yok, etkinliğini de küçümseyen yok.
Washington, bu gücü azaltmak için Blackwater'ı kullanmaya karar verdiğinde Fransa için sıkıntılı günler başladı. Fransa'da terör saldırılarının yaşandığı tarih, Pentagon'un Afrika için karar verdiği tarihle aynı. Ancak şimdi bir sıkıntı var! Rus özel birlikleri olduğu sanılan, ancak çalışma yöntemleri tamamen Blackwater'la aynı olan Wagner Grubu da Afrika'da... Rothschild ailesi, Wagner grubu ile Afrika'da ABD'nin kontrolünde olan bölgeleri de almak için operasyon kararı aldı. Sadece 18 ayda Wagner grubu üyesi 26 bin kişi Afrika'nın çeşitli bölgelerine yayıldı. Şimdi Washington'ın kontrolünde olan Nijerya için sıkıntılı süreç ortaya çıkmak üzere.
Nijerya petrolü, ABD'nin Afrika planı için vazgeçilmez derecede önemli. Nijerya'nın Wagner grubu ile tanışması için günler kaldı.
Wagner grubu, kamuflaj giyse de bir ülkenin ordusuna bağlı değil.
Üniformalarında bir ülke bayrağı da asla kullanılmıyor. Wagner grubu ilk kurulduğunda personeline, yani savaşçılarına, 2 bin dolar öderken bugün bu rakam 6 bin doları aştı. Birçok ülkeden gelen savaşçılar Wagner üniformalarıyla istenilen ülkelerde görev bekliyor.
Mağaralarda yaşayabilen, en ağır arazi koşullarında bile yüzde 100 başarıya ulaşabilen Wagner grubu savaşçılarını Blackwater'dan ayıran detay, bugüne kadar hiçbir kanlı saldırının içinde olduklarına dair bilginin sızmaması. Washington, Fransa'yı Afrika'dan çıkarmak isterken bir anda Amerikasız bir Afrika'nın ortaya çıkmasından endişe ediyor.
Afrika kıtası hep değerliydi.
Fransa ile bu değer daha da arttı.
Afrika'dan aldığı güçle Avrupa'da yönetim şekillerine karar veren ülke konumuna gelen Fransa, ABD için büyük risk.
ABD için sadece Fransa değil, Almanya da Venezuela da Kuveyt de Türkiye de hatta Fas ile Tunus da risk. Çünkü bu ülkeler hala Washington'ın 100 yıllık planına karşı çıkan ülkeler. O nedenle ciddi şekilde her ülkenin yapacağı anlaşmalar çok önemli. BAE, bazı konularda tereddütte olduğu için ciddi şekilde uyarıldı. Şimdi IMF'nin en güçlü para kasası oldular. Dubai'de düzenlenen World Government Summit'e giden ve BAE'li şeyhleri karşısına oturtan IMF Başkanı Lagarde, üstü kapalı tehditlerde bulundu. IMF'nin sıkıştığı noktalarda BAE ile birlikte diğer Körfez ülkelerinin desteğini istedi. Tabii bu diplomatik istekti. Bunun altındaki gizli metin "İstediğimiz kadar para vereceksiniz" oldu. BAE bu durumdan rahatsız olsa da bugün için ABD'nin taleplerini yerine getirmekten başka çaresi yok.
O nedenle Washington BAE konusunda oldukça rahat ve baskın. IMF bazı Afrika ülkelerini hedef seçerken, "Fransız Başkan Lagarde Fransa'yı mı köşeye sıkıştıracak" sorusunu da unutmamak gerekiyor.
Lagerde, Fransız vatandaşıdır ama Washington aklıyla düşünür ve hareket eder. Bir IMF Başkanı eğer Washington'ın dışında düşünmeye başlarsa, eski başkanları hatırlatmakta hiç zorlanmazlar! İki güç savaşırken TÜRKİYE içinde de bu yaşanacaktır. Venezuela'dan CHP'ye kadar!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN