30 Temmuz 2020, Perşembe

Dost ateşi!

SON birkaç gündür içeriden yazmaya gayret ediyorum.
Derinliklere inmeden de gitmeye özen gösteriyorum. Durumun anlaşılması için çabalıyorum.
Kimseye "KÖTÜ" demeden "ELEŞTİRMEDEN" olanı biteni aktarmaya gayret ediyorum...
Türkiye'nin AVRUPA BİRLİĞİ ile özellikle de ALMANYA ile ÇATIŞMA halinde olduğunu yazdım. Sanırım yazan çizen de yok. Bunu kimseye karşı olduğum için yazmıyorum.
Sadece Türkiye'nin adımlarının anlaşılmasını istiyorum.
Tablonun tamamını görmek ve üzerine konuşmak sanki daha sağlıklı... 15 TEMMUZ sonrası çok bilinen ve önemli isimler ALMANYA'ya sığındı.
Bir zorluk da çekmediler. Kimi NATO subayı olarak kimi sivil olarak sığındı. İki ülke arasındaki sıkışan gazı, Osman Kavala üzerinden de 2017'de tutuklanan gazeteci Deniz Yücel üzerinden de görebiliriz. İstenirse gerginliği ifade edecek pek çok parantezin içi doldurulabilir. ALMANYA öteden beri İNGİLTERE ile TÜRKİYE arasındaki yakınlığı tarihsel ilişkiyi bildiği için ANKARA'yı Avrupa Birliği içine almadı. İstemedi.
Engelledi. Çünkü Türkiye 83 milyonluk nüfusu ve büyük ekonomisiyle girseydi, Londra- Ankara ortaklığı, AVRUPA'nın sahibi olacaktı. Son sözü söyleyen olacaktı. İstemediler. Bir sebep bulup durdurdular. Ama TÜRKİYE, AVRUPA için olmazsa olmazdı. Bunu da biliyorlardı.
Onlar için güzel yöntem ya terörle ya da iç siyasetle TÜRKİYE'yi AVRUPA'ya katmadan katmaktı! Düşünsenize Berlin Türkiye üzerinden Irak'la, İran'la, Suriye ile komşu oluyor!
AKDENİZ'e uzanıyor bir anda! Ya da Paris! Satranç böyle bir şey işte...
Tam da bu iklim devam ettiği için Türkiye LİBYA'da rol aldığı için bunu sahada gücüyle tesis ettiği için AVRUPA rahatsız. İngiltere Türkiye'nin adımlarını desteklese de Paris-Berlin hattında gerilim var... Bunu da saklamıyorlar. Gizli ambargo sürmekte. Ticaretten turizme kadar... Tam da bu evrede ALMANYA doğrudan sahne aldı.
Libya'da çatışan taraflara yasa dışı yollarla silah temin edilmesini önlemek üzere alınan Birleşmiş Milletler kararını denetlemek üzere Akdeniz'e asker gönderecek.
GEREKÇELERİ BU! Almanya, "Hamburg" adlı fırkateynini 250 askerle AKDENİZ'e indirecek.
Burada söylenmeyen üstü kapalı olarak geçilen nokta TÜRKİYE'NİN LİBYA'ya elini uzatmasıydı. Arazide mücadele varsa asker de silah da gider! AVRUPA hedef olarak belirlediği yerlere yollamıyor muydu?
Libya'daki silahlar nereden geliyor?
Ya askerler? Türkiye'nin destek verdiği oluşuma kim saldırıyor kim savaşıyor? Cevaplar net ve ortada.
Ama Türkiye'nin bu oyunda olması istenmiyor... Türkiye aşağıdan, İngiltere yukarıdan BASKI yaparak AVRUPA'yı sıkıştıracak. Bu istenmiyor. Bir de Türkiye'nin güç kullanması AFRİKA'nın Libya üzerinden AVRUPA'ya kapanması anlamına gelmekte...
Almanya LİBYA'ya gemi yollamakla kalmaz. Kalmayacak da. İçeriden de siyaseti etkileme alanı bulmak isteyecektir.
Ki bunu başka büyük güçler de yapar. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun son kurultaydaki çıkışı ilginç ve açıktı. Bence çok şeffaftı. Söylenmesi gerekenleri siyasi formatta söylüyordu.
Kemal Bey "DOSTLARIMIZLA İKTİDARA GELECEĞİZ" diyordu.
Herkes merak içinde "KİM BU DOSTLAR?" sorusunun peşine düşüyordu...
Açıkçası her şey ortadaydı.
Aranan bir cevap da yoktu.
Çünkü AVRUPA BİRLİĞİ ile hareket ederek Türkiye'nin yönünü belirlemek isteyenler değişik partilerde siyaset yapmaktaydı.
Bunda anlaşılmayacak bir durum da yoktu. Kemal Bey de Davutoğlu da, Babacan da, Karamollaoğlu da, Akşener de, Demirtaş da AVRUPA EKSENİNE karşı isimler değildi.
Türkiye'nin AVRUPA BİRLİĞİ'nden uzak bir ROTADA olmasını istemiyorlardı. Ankara ise bundan farklı düşünmekteydi. İngiltere belki daha sonra Amerika Birleşik Devletleri ile yeni bir ufka yelken açacaktı. Ama İNGİLTERE'nin Türkiye'ye büyük ihtiyacı vardı.
Eski dünya sistemi yıkılmış artık kimsenin dostluğundan emin olunamayacak bir evreye geçilmişti. ABD bile sağ elini uzatırken sol eliyle Londra'yı sallıyordu. Kaldı ki iki eski ortaktılar...
Uzatmayalım.
Türkiye'nin ekseni önemlidir. Siyaset de bu nedenle yapılıyor. Türk Devleti sınırlarını LİBYA'ya kadar esnetti. Herkes bundan rahatsız.
Almanya bu nedenle daha fazla arkada kalamadı gemi yollama kararı ile sahneye çıktı. Bizim gemilerimizin önünü kesip Libya ile irtibatı kesmek isteyecekler.
Fransızlar da yanlarında olacak.
Gerilim de artacak. İlk fırsatta YAPTIRIM yani AMBARGO'yu genişletmek için NEDEN ARAYACAKLARDIR...
Biraz hafıza tazelemekte fayda var...
Sayın Davutoğlu Başbakanken yapılan HAZİRAN seçimlerinde KOALİSYON ihtimali doğmuştu.
CHP ile birkaç kez görüşme olmuş hatta bir ara "BAŞ BAŞA YEMEK YİYORLAR. GALİBA
HÜKÜMETİ KURUYORLAR" söylentisi çıkmıştı. Öncesinde ise AK PARTİLİ bazı isimler "Görüşme uzun sürmez" diyerek koalisyon olamayacağını anlatmaya çalışmışlardı. Yine de Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu vazgeçmiyor zorluyorlardı. Çıkış arıyorlardı.
Ancak Devlet Bahçeli sert tutum sergileyip KOALİSYONA kapıları kapatıyordu... Sayın Bahçeli ALMANYA ile yakın ilişkilerde olan bir TÜRKİYE istemiyordu.
Elbette bu söylenmiyordu. Bu dile getirilmiyordu. Ama gerçekte olan buydu. AK PARTİ'nin içinde de aynı kulvara girmek istemeyen çok isim vardı. Davutoğlu koalisyon GÖRÜŞMELERİNDEN SONRA "MHP İSTEMEDİ" diye açıklama yapıyordu... DURUMU ANLATIYORDU.
Peki bugün ne oluyordu?
BALYOZ DAVALARI sürerken emekli bir DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANI katıldığı cenaze töreninde bir gazeteye satır aralarında kalan bir açıklama yapıyordu... "Avrupa, DENİZ KUVVETLERİMİZİN güçlü olmasından rahatsız. İçimize kadar girdiler. İçeriden çökerttiler.
Canımızı yaktılar. Çok zaman kaybettirdiler" diyordu... Kaldı ki o zaman DONANMAMIZ AKDENİZ'de bu kadar güçlü değildi. Tam toparlanma halindeyken gelip darbe indirdiler...
Resmen donanmamız budandı...
AVRUPA güçlü Türkiye'nin kendi yoluna gideceğini LONDRA'nın da buna mesafeli durmayacağını kestirebiliyordu. Buna rağmen bir türlü TÜRKİYE'yi içlerine alıp çok daha güçlü bir AVRUPA BİRLİĞİ oluşturamıyorlardı. Bu toprakları dostça kucaklasalar bambaşka bir AVRUPA ortaya çıkacaktı.
SİLAHLI KUVVETLER olarak ABD'den sonra kocaman bir DEV sahne alacaktı. Ama yapmadılar.
Hep zorluk çıkardılar.
İşte o gün LİBYA ve AKDENİZ bu kadar gündemde değilken bile bunu yapmayanlar şimdi doğrudan ANKARA'nın karşısında.
Anlaşılması gereken denklem de bu... Şimdi ise Türkiye çok daha güçlü ve sahada. Bu nedenle bir şekilde AVRUPA tarafına çekilmesi gerekmekte. Bunu da CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun altını çizdiği gibi DOSTLAR MECLİSİ ile yapmak isteyecekler. AK PARTİ ve MHP dışındaki tüm siyasi oluşumlar AVRUPA ile yürümek adına birleşecekler. Her renkten isim HÜKÜMETİN karşısında olacak...
Karşıda birbirine benzemeyen ortak noktaları yok gibi görünen partiler olacak. DOSTLAR bunlar... Ve Ankara DOST ATEŞİNİ bir kez daha görecek... Ama biz bütün bunları Ayasofya, laiklik, mülteci krizi, Dolar-Euro-altın, sosyal medya yasası ve kadın cinayetleri gibi kavramlar üzerinden tartışacağız...
Hep aynı oyun yani. İzleyin görün...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA