21 Kasım 2020, Cumartesi

Ters-yüz

OK sık yazdım" diye başlamak istemem. Çünkü daha çok ama çok yazacağız. DENGELER sarsıldı. Yenisi sahneye geldi. Pek çok BAŞKENTTE olduğu gibi ANKARA'da da bu KUŞATMA var. Görünmeyen eller, görünmeyen fikirler, görünmeyen isimler, görünmeyen ekol devrede... Alaattin Çakıcı, Kemal Kılıçdaroğlu, Bülent Arınç, Cemil Çiçek, İhsan Arslan, Meral Akşener, Ali Babacan, Abdülhamit Gül ve birçok isim daha... Farklı farklı cephelerden konuşmaktalar... Peki bunlar bize ne ifade etmekte?
Açalım...
Joe Biden'ın gelişi Amerika Birleşik Devletleri'nde olduğu kadar dünyanın genelinde de değişimi işaret etmiştir. Trump döneminde Londra-Washington üzerine inşa edilen SİYASİ-EKONOMİK HAT şimdi Biden'la birlikte BERLİNWASHINGTON HATTINA dönüşmüştür... Bu dönüşümün sermayede, merkez bankalarında, finans piyasalarında, siyasi oluşumlarda, terörde, ittifaklarda kendini göstereceğini tahmin etmek hiç ama hiç zor değildir...
Kaç gündür altını çiziyorum...
"ALMANYA" diye sık sık not düşüyorum... Merkel'e bakın! Doğu Akdeniz'de Yunanistan ve Fransa'yla GERİLİM yaşadık mı? YAŞADIK...
Yaptırımlar gündeme gelse de Merkel önledi mi? ÖNLEDİ. Arabulucu olmak istedi mi? İSTEDİ. Şimdi ne diyor? "Olaylar umduğumuz gibi gelişmedi. 10 ARALIK'taki Avrupa Birliği Zirvesi'nde TÜRKİYE'ye yaptırımları konuşabiliriz..." Neden peki? Elbette Trump gittiği için.
Biden geldiği için... İTTİFAK yapısı değiştiği, ABD'nin yanında İNGİLTERE değil de ALMANYA yer aldığı, alacağı için...
Anlatmak istediğim de buydu işte... Parçaları bir araya getirip bir BÜTÜN oluşturmayı ve sonra da doğru yorum yapmayı denemiyoruz.
Belli ki sıkılıyoruz. Zor geliyor...
Şimdi Washington-Berlin ya da Biden-Merkel üzerinden içeri girelim.
Ki içeride tansiyon yüksek mi yüksek...
CHP ile başlayalım... Bombanın piminin çekildiği yerden yani...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Salı günü partisinin grup toplantısında, yargıdaki reform tartışmalarına değinerek hükümete, "Mafya liderlerini, uyuşturucu kaçakçıları serbest bırakıp düşünce suçlularını hapsetmekten vazgeçecek misin?" diye sordu. Dönüşümü gören ve bilen Kılıçdaroğlu, AK PARTİ'nin alan kazanmasını önlemek adına bu çıkışı yaptı...
Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu sözlerine cevap SOSYAL MEDYADAN geldi. Bu eleştiriyi üzerine alan Alaattin Çakıcı, Kılıçdaroğlu'nun, Bahçeli için "Saray'ın bekçisi" ifadesini kullanmasına tepki gösterdi. CHP liderini tehdit etti. "ULAN DÜRZÜ", "SENİ BAKLA KAZIĞI İLE
TANIŞTIRIRIM", "AKILLI OL" gibi ifadelere yer verdi. Bunun üzerine CHP "Seviyesizliğin hesabını soracağız" diyerek suç duyurusunda bulunuyordu.
Dünyanın tepesindeki MAKAS DEĞİŞİMİ buralara farklı isimler üzerinden yansıyordu...
ÇAKICI'nın Kılıçdaroğlu ile yan yana geliyor oluşu içeride siyaseti farklı bir alana itiyordu... İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener "Bir tehdit söz konusudur, çok ayıptır, çirkindir. Bugüne kadar hiçbir siyasetçi böyle bir tehdidin yanında durmadı" dedi. Daha da farklı bir yorum getirerek şunları söyledi: Küçük ortak tarafından hükümete 'Haddini bil, reform yapamazsın' denildi... Sonra işin içine DEVA Partisi de girdi. O da eleştirdi. Çakıcı'nın çıkışına bir tepki de TÜRKEŞ'in eşinden geldi. Kılıçdaroğlu'nu arayan Seval Türkeş olayı kınadı...
Ahmet Davutoğlu da müdahil oldu ve "...Anayasal konuma sahip olan ana muhalefet lideri, hiçbir kimse tarafından tehdit edilemez, hakarete uğrayamaz. Sadece o değil; hiçbir siyasi lider..." çıkışını yaptı. İktidarın konuşması gerektiğinin de altını çizdi...
Gözler haliyle Devlet Bahçeli'ye çevrildi. MHP Lideri ne diyecekti?
Son tahlilde CHP LİDERİ TEHDİT ediliyordu... Bahçeli netti: CHP Genel Başkanı'nın hakaretlerine sosyal medyadan yayımladığı bir açıklamayla tepki gösteren değerli Ülküdaşım Alaattin Çakıcı'ya mafya bozuntusu demek, yeraltı dünyasının karanlık yüzü suçlaması getirmek müfteriliktir...
Alattin Çakıcı bir Ülkücü şehidimizin oğludur. Ülke ve millet sevdalısı bir Ülkücüdür.
Benim dava arkadaşımdır. Elbette üzerine atılı suçların bedelini uzun yıllar cezaevinde kalarak ödemiş bir vatan evladıdır... Kılıçdaroğlu, aleyhine işleyen gündemi değiştiremez, yama tutmayan açıklarını asla kapatamaz...
ÇAKICI olayı siyaseti kapsarken Bülent Arınç ekrana çıktı... Çok önemli sözler söyledi... Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala'nın tutukluluğu hakkında konuşan Bülent Arınç, "Kavala'nın tutuklu kalmasına hayret ediyorum, Demirtaş'ın da tahliyesi olabilir" dedi. Sonra konuyu derinleştirdi...
"Selahattin Demirtaş 3-4 yıldır tutuklu. Tutukluluk cezaya dönüşmemeli. Demirtaş ile bizim 1-2 görüşmemiz oldu. Cezaevlerinde isyanlar, açlık grevleri olmuştu.
Selahattin Demirtaş'ı tanımak veya onu yargılamak için onun yazdığı 'Devran' isminde kitap var. Ne olur onu alıp okuyun. Ben Corona süreci içinde bunu okudum. Belki Selahattin Demirtaş hakkındaki kanaatinizi değiştirmeyeceksiniz ama Kürtler ve Kürtler'in yaşadığı travmalar üzerinde kafanızda çok şeyler değişecek" diye konuştu.
Ardından Osman Kavala'ya geldi.
"2017'den beri 3 buçuk yıldır tutuklu. Ben iddianameyi okudum.
Hala tutuklu kalmasına hayret ediyorum. Tahliye edilmesi lazım. Bu iddianameleri okuduğumda çocuk bile yazmaz bunu dedim, cübbeyi bile giyesim gelmişti. Çıkması lazım" çıkışını yaptı.
ÇAKICI konusunda sessiz kalmayan ve "Siyaset nezaket içerisinde yapılan bir iştir. Bir siyasi parti genel başkanına, kendisini tasvip edin etmeyin, bu üslupla hakaret edilmesi, kime yapılırsa yapılsın, asla tasvip edilecek bir husus değildir... Bunun aması, fakatı, özel gerekçesi olamaz.
Doğru bulmuyorum..." tavrıyla ses getiren Cemil Çiçek de TV'ye telefonla bağlanıyor, YARGI REFORMUNA değiniyor ve şunları söylüyordu: Türkiye'de hukuk reformu yapalım; ama ondan evvel insan reformuna ihtiyaç var; bir ahlâk anlayışına ihtiyaç var.
Yani Çiçek de TUTUKLAMA keyfiyetine ciddi karşı çıkıyordu.
Tıpkı ADALET BAKANI GÜL gibi...
Kaç gündür yazdığım gibi İÇERİDE TANSİYON çıkacaktı.
Çıkması için ne gerekiyorsa yapılmaktaydı. Olaylara ÇAKICIBAHÇELİ- KILIÇDAROĞLUAKŞENER-
BABACANDAVUTOĞLU-
GÜL çerçevesinden değil de Biden'ın gelişiyle dünyanın alacağı yeni şekil ve FAY HATTI üzerinden bakmak gerekiyordu.
Başkan Erdoğan'ı MHP'den koparıp almak isteyen bir MUHALEFET vardı. Doğal ve anlaşılırdı. Aynı şekilde Erdoğan'ı kaptırmamak için var gücüyle muhalefetle HUKUKYARGI- KÜRT konusu üzerinden mücadele eden MHP... Bu da son derece doğal ve tutarlıydı. Trump, Beyaz Saray'dayken AK Parti'nin MHP ile yan yana gelmesi sorun değildi. İki parti için de... Şimdi Biden var. Almanya da kapının önünde. Yani Doğu Akdeniz üzerinden... Arınç ve Çiçek üzerinden bakıldığında AK PARTİ, MHP ile ters... Bahçeli üzerinden bakıldığında ise Arınç ile Çiçek, AK PARTİ ile olan yakınlığa ters...
Bu nedenle Başkan Erdoğan'ın ne yapacağı, nasıl yapacağı, hangi yolu izleyeceği yeni dönemin şifrelerini verecektir... Görülen taraflar el ense ile nabız yoklamakta. Değişim olacaktır. NET! Bakalım bu nasıl olacak... İZLEYELİM...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA