Sesli dinlemek için tıklayınız.
25 Kasım 2021, Perşembe

Aynı klişe

HERKESİN gözü kulağı DÖVİZ kurlarında. Bu net. Kimi işine geldiği için kimi de "fırsat bu fırsat" diyerek yüklenme niyetinde.
Kimseyi hedef alıp eleştirecek değilim.
Çünkü zor bir dönemden geçilmekte. Sadece Türkiye değil her ülke için sıkıntılar birikmiş durumda.
Sorunlarımızı da rasyonel bir şekilde ele almak en doğru yol. Ancak görüyorum ki siyaset bazen irtifa kaybedebiliyor. Ki bunun kimseye bir faydası yok!
Döviz üzerinden bakıldığında bile iki parçalı siyaseti görmek mümkün. EKOLLERİN yansıması net olarak ortada. Bu nedenle son günlerde CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu SERT bir söylem kullanmakta... Muhalefet olmanın gereğini yaparken işaret ettikleri var. Ben işin bu tarafı ile ilgileniyorum. Diğer tarafı herkes yazıyor çiziyor konuşuyor...
Kemal Bey dün yine sertti: "Defalarca uyardım 'kendi vatandaşından dolarla borçlanma' dedim. 'Türkiye vatandaşını Londra'daki bir avuç tefeciye teslim etme dedim. Alın teri karşılığında ödediğimiz vergiyi Londra'daki tefecilere veriyorsun' dedim, dinlemedi..." Kemal Bey LONDRA VURGUSUNU İLK KEZ YAPMIYORDU.
Hemen hemen her konuşmasında geldiği yer burasıydı. İYİ DE NEDEN? Soru bu! Gelin birlikte bakalım...
Önce son günlerde manşetlerden inmeyen SOROS'a gidelim. Sonra içeri geliriz...
Şöhreti dünyanın her yerine ulaşmış ABD'li finans spekülatörü George Soros, sadece Erdoğan'a, Putin'e değil BREXIT'e de karşıydı... İngiltere'nin AVRUPA'DAN AYRILMAYI OYLAYACAĞI günlerde önemli çıkışlar yapıyordu... Britanya'nın Avrupa Birliği'nden çıkış (Brexit) sürecini akamete uğratmaya da çalışmış olan Soros, "AB yanlısı çoğunluk çok geç olmadan uyanıp kendine gelmezse AB tarih sahnesinden silinecek" dedi.
"İnsanlar kurtarmak için bir şey yapmazsa, AB'nin sonu 1991'de çöken Sovyetler Birliği gibi olacak" diye de ekledi. Soros "Durum o kadar karmaşık ki, Britanyalılar'ın çoğu 'olsun, bitsin, kurtulalım' istiyor. Oysa bu, gelecek on yıllar boyunca ülkenin kaderini belirleyecek bir an olacak" sözleriyle BREXIT'ı durdurmaya çabalıyordu. Bunun için fon da ayırıyor ve AVRUPA ile BRİTANYA'nın ayrılığının önüne geçmek istiyordu.
2016 yılı bizim için de önemliydi! İngiltere AB'den ayrılma kararı verirken, Türkiye de 15 TEMMUZ KALKIŞMASINI yaşıyordu. Birbirinden uzak gibi dursa da iç içe geçmiş olaylardı bunlar.
Londra AVRUPA'ya veda ederken, Türkiye de PARİSBERLİN ekseninden hızla uzaklaşıyordu.
Bu da haliyle para politikasından dış politikaya oradan da SAVUNMAYA kadar her şeyi değiştiriyordu.
Sanırım SANCI buydu!
Soros'un Türkiye'de yapmak istediği şey de ANKARA'yı AB'nin yanında tutmak, Londra'ya yaklaşmasını engellemek, mümkünse İngiltere ile AVRUPA arasındaki sorunları çözmek BİRLİĞİ korumaktı.
OLMADI! Yapamadı.
Türkiye'nin özellikle 15 TEMMUZ'dan sonra İngiltere ile yakınlığı SIR değildi.
Birlikte UÇAK üretmeye kadar gidecek bir yol açılıyordu. İKİ DEVLET her alanda birbirlerine yakınlaşmaktaydı.
Doğaldı...
İşte bu yakınlaşma SOROS'UN ALTINI DEFALARCA ÇİZDİĞİ gibi AVRUPA'NIN Sovyetler gibi dağılmasına yol açabilecek bir hamleydi... Bundan en çok rahatsız olan AVRUPA FREKANSLI MUHALEFTTİ...
Kemal Bey ile Ahmet Bey'in, Meral Hanım ile Karamollaoğlu Bey'in bu noktada bir ayrışması yoktu. Ali Bey'i de katabiliriz tabii... HDP'yi de. Yani MUHALEFETİN TÜMÜ AVRUPA'YA YAKIN SİYASET VE İŞBİRLİĞİ isteyen bir organizasyondu... Suç mu? Değil elbette...
Ancak bu yakıcı bir konuydu. AVRUPA'NIN VARLIĞI MASADAYDI.
İngiltere-Türkiye yakınlaşması AVRUPA BAŞKENTLERİNİ SARSIYORDU.
Muhalefet buna karşıydı.
Kemal Bey'in LONDRA VURGUSU aslında "NEDEN AVRUPA'YI
TERCİH ETMEDİK" tepkisiydi. Kemal Bey bilmeden de olsa SOROS'un fikirlerini bir başka yoldan dile getirmekteydi.
Muhalefeti o frekanstan şekillendirmekteydi!
Olabilir mi? Elbette...
83 milyonun önünde seyreden DÖVİZ ve FAİZ tartışmasının arkasında yatan asıl gerçek, TÜRKİYE'NİN KİMİN YANINDA OLACAĞI SEÇENEĞİYDİ!
Muhalefet, AVRUPA ile yakınlığın bizim de onların da yararına olacağını savunmaktaydı.
CUMHUR İTTİFAKI ise LONDRA ile yürümenin büyük kazanımlar getireceğini görmekteydi. 15 Temmuz'dan sonra başlayan bu keskin ayrılık, şimdi iç siyasette DÖVİZ-FAİZ üzerinden gitmekteydi... Bu farklılık, Kemal Bey'in CHP'sini ORDUNUN karşısında konumlandırmaya kadar götürüyordu...
DÖVİZ de FAİZ de TÜRKİYE'nin nerede kiminle olacağı ile ilgiliydi aslında...
Mücadele buydu...
Başkan Erdoğan Türkiye'nin eksenini tek başına değiştirebilen bir lider olduğu için hedef oluyordu... İtirazlar bu nedenle yükseliyordu...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA