29 Mart 2018, Perşembe

Merkez Bankası ne yapabilir. Ne yapmalı?

Kurdaki son yükseliş yurt içi yerleşiklerin döviz alımlarından kaynaklanmıştı. Malum, reel sektörün 213 milyar dolar büyüklüğünde döviz açık pozisyonu bulunuyor. Reel sektörün döviz borçlarından döviz varlıkları düşüldüğünde geriye kılçıksız 213 milyar dolarlık net döviz borcu kalıyor maalesef. O halde reel sektörden gelen döviz alımlarının hedge (korunma) amaçlı olduğunu söyleyebiliriz.
Ancak yurt içi yerleşiklerin bir de hane halkı boyutu var ki orada durum pek farklı. Hane halkının döviz borcu yok ama kur yükselecek beklentisiyle döviz alıyor.
Bu taraftan gelen talebin ise tamamen kâr amaçlı olduğunu gözlemliyoruz. Son dönemde bankalardaki döviz mevduat stoklarında belirgin bir yükseliş oldu. Bu da kuru yukarı taşıyan yegane faktördü.
Ancak son günlerde diğer göstergeler de bozulmaya başladı (CDS, LIBOROIS makası, VIX). Dış basında Türkiye ekonomisine yönelik negatif tonun artması kur cephesinde kritik öneme sahip CDS göstergesini yukarı çekiyor. CDS, yabancı yatırımcının Türkiye riski algısını gösterir. Yükselmesi yabancı nezdinde Türkiye riskinin arttığına işarettir, kur üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturur.
Birkaç hafta önce 150-160 bölgesinde olan CDS göstergesi son günlerde yeniden 200 üzerine çıktı.
Gelelim VIX endeksine. Korku endeksi VIX'ten net bir şekilde görüyoruz küresel piyasalardaki "Trump kaygısını". Son günlerde de ticaret savaşları tedirgin ediyor küresel sermayeyi, tedirgin olan sermaye bizim gibi gelişen ülkelerden çıkıp güvenilir limana sığınıyor ve bu da kur üzerinde baskı yaratıyor.
Daha da beteri ABD bankalarının "kredi riskini=sağlık durumu"nu yansıtan LIBOR-OIS faiz makası 2008- 2009 krizi sonrasındaki dönemin en yüksek seviyesine çıktı. Kredi riski artıyorsa dolar likiditesi daralır ve bu da doların güçlenmesine yol açar. Haftalarca buradan ve diğer mecralardan dolar kurunda 3.70-75, euro kurunda da 4.50- 4.55 bandının kur riskini kapatmak içi uygun olduğunu belirtmiştim. Maalesef ki büyük firmalarımızın bile risk yönetiminde ciddi zafiyetleri bulunuyor.
Kritik dönemeçteyiz. Faiz artırımı ile kura müdahale etmenin maliyeti ağır olur. İnşaat sektörü ki dolaylı olarak ekonomimizin neredeyse yüzde 40'ını oluşturuyor, faiz hadleri oldukça hassas durumda. Merkez Bankası şöyle bir önlem alabilir. Merkez bankaları tüm fonlamayı faizi yüzde 12.75 olan Geç Likidite Penceresi'nden (GLP) yapıyor.
Haliyle fiili faiz de yüzde 12.75 düzeyinde bulunuyor. GLP faizini yüzde 17.00'ye yükseltip fonlamanın yüzde 45.16'sını bu pencereden geri kalanını da faizi yüzde 9.25 olan Gecelik Borçlanma Penceresi'nden yapabilir. Böylelikle fiili faiz gene yüzde 12.75'te kalır ama piyasaya "vurmaya hazır" görüntüsü verilir. Bazen kavgalar "kavga etmeden" de kazanılır. Kur aynı zamanda psikolojik eşik olan 4.00'ün üzerine kalıcı bir şekilde yerleşmeden önce harekete geçmek gerekiyor.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN ;