28 Ocak 2010, Perşembe

Arka sıralar

Erimiş karların berbat ettiği yolun bir kenarını temizlemiş de, el örgüsü kaşkollar satıyordu bir kadın.
Durdum. Renkli bir resim sergisinin önünde durdum sanki.
Yere çömelip, koyu renkli olanı alıp, boynuma doladım. "Fiyatı ne kadar teyzeciğim?" dedim, yüzüme baktı.
Sade Türkçe bir yüzü vardı kadının, saçında bir dolu ak.
Fiyatı söyledi, sesinin namusu, el emeğini inkar eden işçiliğin bedeliydi. "Niye bu kadar ucuza satıyorsunuz?" dedim. "Kendim örüyorum, işçilik almıyorum" dedi.
***

Başımı yere eğdim de, kaşkolların altına serilen gazetenin üzerindeki habere takıldım. Şehvetli kadın şarkıcıların, bir gecede aldıkları ücretler yayınlanmıştı.
Hayat bütün jokerleri böyle kadınlara veriyordu da, bir kadın el emeği, göz nurunu bile sudan ucuz fiyata veriyordu.
Muhabbete koyulduk.
Kadın emekli bir öğretmendi.
Bütün öğretmenlerle kardeş sancısı vardı, hayat ona şu sıralar böyle bir ticareti armağan etmişti.
Gözlerimdeki denklemi bir bakışta çözdü. "Yoo" dedi, "Acınacak olan bizler değiliz.
Bizleri bu hayata mahkum edenler."
Gururlandığı çaresizlik, sihrini gösteriyordu onun.
***

Kendimi tanıttım, "gazeteciyim" dedim, oralı olmadı. "Bu ülkenin gazetecilerini de, politikacılarını da hayatımızdan sildik" dedi.
Yere serilen gazetenin sırrını daha iyi anladım.
Gazetelerdeki baldırı çıplak kadınlar sergisinde, öğretmen feryatlarının ne zaman hükmü olmuştu ki.
Hangi televizyon, onların dertlerine bir sahne eklemişti?
Sustum. Ondaki saygının karşısında eğilip, yerden iki kaşkol aldım, fiyatını ödeyip gittim.
***

Aklım o kadında kaldı.
Düşündüm de, onlar insanlık sergileri için saklanıyorlar.
Ama bizler de, onların öğrencileri olarak, hep arka sıralarda saklanıyoruz.
BİZE ULAŞIN