28 Ekim 2012, Pazar

Cumhuriyet

Yarın Cumhuriyet Bayramı.
Bayramın kutlanmasına yönelik sorunlar yaşanıyor.
Cumhuriyet'e gözü gibi bakmayanlar, şimdi Ankara'nın valisine mi bakıyor?
Ankara'da yürümek isteyenler, kutlamaların öznesini çekiştirerek görevini yapmış mı oluyorlar?
Yoksa Cumhuriyet'in sırtından geçinmenin, diğer hallerini mi sergiliyorlar?
Ucuz mühürler gibi!
***

Bayramı bürokrasi kutlamaz, halk kutlar.
Cumhuriyetin başkenti yürektir, bayram önce yüreklerde kutlanır.
Görkemi sükse değil, sevgidir, saygıdır..
Öznesi de özgürüktür.
Eğer Cumhuriyet'in anlamı yüreklerde değerini yitirmişse.
Ülkenin en güzel sahnesinde kutlansa da anlamı yoktur.
Madonna konseri gibi!
***

Yıllarca laikliğin korunmasını askere bırakan bir anlayış topluma hakim oldu.
Medyanın, işadamlarının laikliği nasıl koruduğunu gördük.
Sırtını askerin ve dönem patronlarının demokrasisine dayayan toplum sayesinde bugünlere geldik.
Şimdi kaybettiğimiz demokrasiyi arıyoruz.
Kırık değirmen gibi.
***

Cumhuriyet, yarın varlığını hissettiği biçimde her yerde kutlanacak.
Bir günlüğüne en görkemli biçimde konuğumuz olacak.
Havai fişekler de patlayacak, Anıtkabir de dolacak.
İnsanlar gazetelerin birinci sayfalarında, istediklerini görecekler.
Merak etmeyin, Cumhuriyet elden gitmeyecek!
Ama kalanıyla idare etmeyi öğreneceğiz.
***

Cumhuriyet ne kadar yağmalanmışsa.
Her bayramda o kadar sır döküyor.
Bir asır bile olmadan daha!
***

Demek ki, değerini bilememişiz.
Biz istemesek, kim yapabilirdi ki bunu!

* * *
ÖLÜME SEYİRCİ KALINMAZ
Ölüm orucunu "vazgeçin" demekle bitirmenin mümkün olmadığı ortadayken.
Çirkin siyasetin bu insanları "ölümüne kullanmasına" seyirci kalmak da insani değildir. İnsanların göz göre göre ölmesine seyirci kalmak da...
Bu oruçları ciddiye almak vicdani bir sorundur.
Ölümlerin arkası kesilmezse, hem vicdanlar tutsak olur.
Hem ülkenin huzuru.
Ayrıca bir ülkenin asli görevi yaşatmaktır.
Ölüme seyirci kalmak değil.

* * *
Dünya üstüne kıvrıldığımız kuru bir minderdir.

* * *
Obama "oyumu kime verdiğimi açıklamam" demiş herkes gülmüş. Savaşa vermiştir... Dünyanın anasını ağlatmaya!

* * *
28 Ekim 2012
Mutluluk takvimi
Giymediğin eşyayı ihtiyacı olana ver.
Kendine iyi davran.
Hapishanedeki yakınına kart gönder.

* * *
Sende başka hiçbir şeyin
Değeri yok gözlerimde
Hangi yana yaksam sensin
Ayrılığın renklerinde

Sarı yanan mum ışığım
Yeşil umudun elleri
Mavi gönül denizimde
Kırık bir deniz feneri

Kırmızı yanan hasretin
Siyah bende her tonlarda
Gözlerine tutukluyum
Bu lacivert akşamlarda

Ayrılığın her renginde
Senden izler taşıyorum
İki kişilik sevdayı
Tek başıma yaşıyorum
Hakkı YALÇIN










BİZE ULAŞIN