HAKKI YALÇIN

Yoksul edebiyatı

OKULLAR açılıyor, şimdi evlerde düşünce zamanı.
Analar babalar çocuklarının eğitimine neresinden yetişeceklerinin hesabını yapıyorlar.
Müdürler kayıt paralarını zorla da olsa aldı. Servis ücretleri; o müdürlerin anlaştığı şirketlerin insafına kaldı.
***
Ne babalar var, çocuklarının ihtiyaçları için elini cebine atıyor.
Boş cep eli geri itiyor.
"Benden hayır yok" diyor.
Kredi kartı mı? İnsanları sille tokat döven o kredi kartı değil mi zaten!
Çocukluğumda en çok yapmak istediğim eylemlerden biri subay gazinosundan gazoz araklamaktı.
Bizim ayda bir kez 50 kuruşa içtiğimiz gazozları onlar her gün 5 kuruşa içiyorlardı.
Onlar mı bizi koruyordu, biz mi onları besliyorduk?
İkinci eylem hayalim bir banka soymaktı. Bankaların bizleri yıllarca soyacağını o western kitaplarında fark etmiştim.
Bir bankada yüklü bir para unutun yıllarca arayıp sormazlar.
Bir bankanın sizden 1 lira alacağı kalsın, yıllar sonra evinize haciz memurları gelir.
Çocukluğumda isyanlarım da haklıymış, hayallerim de.
***
Gecen hafta 10 yaşlarında bir kız çocuğunun, üstü başı harap haldeki bir adamın kolunda yürüdüğünü gördüm.
Kesinlikle babasıydı.
O kız çocuğunun o haldeki babasına öylesine bir güveni vardı ki, "bu benim babam!" der gibi gururla yürüyordu.
Baba çaresizdi hiç şüphem yok.
"Kendimden başka hiçim" diyordu belki. Ama bir baba olarak kızıyla birlikte hayata diz çökmeden yürümek ona yetiyordu.
O yüzden bir resme bakarken lütfen empati yapın.
***
Ne zaman okullar açılsa böyle babalar gelir aklıma.
Eğitimin devletin asli görevi olduğu bir ülkede, özel okullarda okuyan çocuklarla kendi çocuklarını yarıştıramayacak kadar çaresiz kalan babalar.
Onlar semt pazarlarında akşam saatlerini bekleyen babalar.
Çocuklarına sabahları harçlık veremedikleri zaman herkesten gizli ağlayan babalar.
Bizler onlardan söz ettiğimiz zaman "yoksul edebiyatı" yapmaktan sanık oluruz. Olalım!
Başkalarının çocuklarından çalıp kendi çocuklarını doyuran babaların tarafında olacak değiliz ya!
"Zengin edebiyatıyla!"
Denetim yok!
Balık mevsimi başladı. Küçücük palamutlar balık tezgahlarında.
Oysa asil balıkçılar küçük balıkları denize geri bırakır.
Çünkü o balıklar onların geleceğidir.
O tezgahlara denetim yok, parası olanlar da parmak kadar palamutları yemeyi özellik sayıyorlar.
Günü kurtarmakla geleceğimizi kurutuyoruz ama kimin umurunda!
MUTLULUK TAKVİMİ
Gönüllü kan bağışı yap.
Denizi seyret.
Çocuklara kumbara al.
Hayvanları koru.
Sana bir şey olur diye
Aklım hep sende
Rüyaların bile
Benim göz hapsimde
Senle yanan yürek
Üşümezmiş ömrünce
Benim öbür yarım
Bedelsin tüm sevgilere
Bensiz günlerini
Sen unut artık
Seven yüreğinde
Bugün ben varım
Seni böyle sevmek
Günahsa eğer
Ben anadan doğma
Bir günahkarım
Hakkı YALÇIN