25 Kasım 2020, Çarşamba

Balıklama!

Bakırköy'deki balıkçı tezgahlarında buzhane balıkları fahiş fiyatla satılırken kendimi enayi yerine konmuş hissettim.
"Bir de ben açılayım" dedim denizlere!
Balıklar göç yollarını değiştirirken denizlerin kanunu da çoktan el değiştirmişti. Martıların dillerinden isyankar şiirler savruldu orta yere.
"Kaç kere uyardık yetkilileri" dediler "kaç kere!" Umarsızlığın denizinde tutuklanmayan haydutları sahilde tutuklamak zor muydu?
Denizlerin üzerinde kim bilir kaç suçluyu barındırıyordu tekneler.

***

Restoranlara çalışan haydut balıkçılardan biri "balıklar beyinsizdir" dedi.
"Evet" dedim "ama sizin gibiler balıklardan da beyinsiz!" Üzerime yürüdü de it ürüdü kervan yürüdü sanki!
"Balık tutmanın bile şerefi vardır" dedim, "onurlu balıkçılar tuttukları küçük balıkları denize geri gönderirler." "Keriz miyim ben" dedi, martılar gözlerini oyacaktı adamın, "bırakın" dedim "kendi geleceğini göremeyen birine ne yapsanız nafile!"

***

"Denizden babam çıksa yerim" dedi başka bir balıkçı, martıların içi içini yiyordu.
Bir ceylanın peşinde iz süren eli silahlı avcılar geldi gözümün önüne.
Su içerken bir ceylanı öldürmenin "avcılık sporu" olarak tanımlandığı dünyada vahşetin adının "insan" olması sebepsiz değildi.
Çıtı pıtı bir hamsi sürüsü geçti o sıra, katil balıkçı "bak" dedi "nasıl da kaşınıyorlar ama bunlara dinamit abartılı olur!"

***

O sırada kıyıya çektiği küçük sandalında ağlıyordu onurlu bir balıkçı.
"Yaz bu adamları" dedi, "denizleri kurutan bu katilleri yaz!" "Allah balıkların aksine bizlere beyin verdi ama kendi ekmeğimize kan kan doğrayan bu beyinsizleri yaz!" Adamın gözlerinden sicim gibi akıyordu yaşlar.
"Bizler ekmek teknemize ve balıkçılık kurallarına saygı duyduk ama bu katiller hepimizi vurdular."

***

O katil balıkçılar kendi celladını seçen kurban olduklarını anladıkları zaman, sandalında ağlayan balıkçının gözyaşlarının değerini de anlayacaklardı ama artık vakit geçti.
Denizlerin denetlenmediği bir şehirde müşterilerine fiş bile vermeyen balıkçı tezgahları da kimsenin umurunda değildi!
Bayat balıklara bile balıklama atlayan "fişe priz" müşteriler varken!

SİZE ÇIKMAZ!
Her yıl sonunda aynı masal. Talih oyunlarında hangi talihin elinde oyuncak olduğumuzun farkında değiliz.
"Size de çıkabilir" diyenlerin sözünden dışarı çıkmadığımız için cebimizden çıkanları hesaba bile katmıyoruz.
Talih oyunlarına verdiklerimizi boş bir tenekenin içine atıp birkaç yıl sonra o tenekenin içini boşaltsak ne çok şey kazandığımızı fark ederiz ama kolay zengin olma umudu yok mu? Her taşın altından bu çıkıyor!

MUTLULUK TAKVİMİ
Kendini hafife alma.
70'li yılların şarkılarını dinle.
Çiğnediğin sakızı yere atma.

Tek tesellim gözlerindi
Bakıp bakıp delirirdim
Bana öyle yakındın ki
Hep benimsin zannederdim
Bırakıp gittin beni
Yanarım için için
Yaralı kuşlar gibi
Sensiz ben hiçim
Duman gözlüm
Yaktın beni duman ettin
Acımadın ziyan ettin
Duman gözlüm
Benim için yaşamaktın
Yaşamayı haram ettin
Hakkı YALÇIN

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA