13 Ocak 2021, Çarşamba

Hayal

HALA önümde duruyor, 1960'lı yıllardan kalan Hayat Dergisi.
Beni gülümseten bir ilan duruyor önümde; başlık "Hayali Can Efendi" Altında "şahsa özel hayaller kurulur, hayatlara maceralar eklenir" yazılı bir not var.
Hayal kuran şahsın adına bir de telefon numarası bırakılmış; "mehtap vakitleri dahil aranabilir." İnsanlar o zamanlar hayal yoksulu değildi elbet!
Ama başkalarının kurduğu hayallerin zenginliğiyle mutlu olmak bile bir meslek doğurmuş o yıllarda.
Şimdiki zamanın televizyon dizileriyle zehirlenmekten bin kere değerli.

***

Şimdi insanlara bakıyorum da her geçen gün mutluluktan biraz daha uzaklaşıyorlar sanki.
Çoğunluk bilinçaltını kuşatan karamsarlığın tarafında.
Bir korku bir güvensizlik, yaşamaktan haz almayan duruşun tüm halleri mevcut.
İnsanları sürekli taciz eden bir hava akımı var, şüphe ve endişe başrolde, paranoyalar reklam arasında.
Şartlar gereği dost ortamları kalmadı da gerçek dost kaldı mı?
İnsan satmak çok kolay!

***

Kendilerinden bile randıman alamıyor insanlar.
Bulunan aşıya rağmen virüsün etkisinin uzun süreceğinden korkuyorlar.
Hayatın umut mesajlarını duyamayacak kadar bıkkınlar, içlerindeki mezarlıkta yerini ayırtanlar bile var.
Kendilerini küçümseyen insanlarda patlama yaşanıyor.

***

Bunlar da geçecek.
Hangi tarih yürekli insanları yenik sayabilir ki!
Hayatın da kendine göre yasaları varsa, insanların hayatlarını mahvedenlerini de mahvedecektir hayat!
Bir gün mutlaka!

Mutluluk Takvimi
Çocukların önünde tartışma.
Hissettirmeden iyilik yap.
Resimlerin tozunu al.
Küfüre karşı dur.


Her sabah ufukta
Güneş doğunca
Bahar olur bende
O eski kışlar
Oysa gün batıp da
Akşam olunca
Bu sessiz yürekte
Fırtına başlar

Kapanmış yaralar
Yeniden kanar
Gözlerim sararmış
Resmine dalar
Bilirim evlenmiş
Çocukları var
Dilimde hasretin
Türküsü başlar
Hakkı Yalçın

Cebi olmayan kısa pantolonlu bulutlar bile şimdi yazar kasa.

Çekim alanı!
Afrikalı çocuklar hayırsever insanların açtığı kuyulardan su çekiyor da Dünya Sağlık Örgütü için Afrika denince paralar suyunu çekiyorsa, orada insanlığın kanı çekilmiş demektir.

Kırbaç!
Dünyanın her yerinde at yarışlarında jokeylerin kırbaç kullanımı azaldı.
Kullanmayanlar da var.
Bizde Selim Kaya'nın böyle bir girişimi oldu arkası gelmedi.
İnsaf! Atların da canı var ve jokeyler onların sırtına binmekle yetinmek zorunda.
Atlara vurulan kırbaçlar bile acı çekiyor da Türkiye Jokey Kulübü'nde hiçbir yöneticinin umurunda değil.
Kaldırın şu kırbaçları, yok edin bu ilkelliği ve zalimliği.
At yarışı sporsa sportif davranmak asalettir.
Bu acımasız silahı ortadan kaldırmak da insanlık görevidir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA