14 Nisan 2021, Çarşamba

Türkan Şoray

NEMA sanatçıları içinde bende en derin iz bırakan Türkan Şoray'dır.
Çocukluğumun masalıydı.
Bir zamanlar kendisiyle neredeyse iki yılda bir röportaj yapardım.
Evinde ağırlardı beni, her zaman kestaneli pasta ikram ederdi, ben de sarı güller götürürdüm.
O kadar insanla söyleşim ve muhabbetim oldu ama Türkan Şoray gibi zarif birini hiç tanımadım.
*****
Son söyleşim 15 yıl önceydi, "fotoğraflarımı da siz çekin" demişti.
Bende gözler gitmiş, fotoğraf makinemi 10 yıldır kullanmamışım ama Türkan Şoray'ı kırmak ne mümkün.
Çektiğim fotoğrafları gazetede kullandık, çok beğenmişti.
Söyleşide yazdığım girişi hatırlıyorum. "Türkan Şoray denince kurşuna dizilmeye giderken gözlerini bağlatmayan kadınların direnci gelir aklıma. Hala bakınca 'Karlı Dağdaki Ateş' çıkıyor fotoğraflarından, hala 'Gözleri Ömre Bedel.' Kendisi her ne kadar 'iki yanmış kömür' dese de." Gözlerini özne yapıp bahsettiğim çok sevdiğim iki filminin adıydı.
*****
Türkan Şoray sinema tarihindeki en asil fotoğraflarda, komşuluğun ayakta durduğu yılları hatırlatan anonslarda duruyor. Eski zamanlardan kalan gerçek aşklarda.
Türkan Şoray duyarlı bir sanatçı olmanın silinmeyen resimlerinde duruyor.
İnsanların mutfak giderlerine empati yaparken, mutfaktaki ev kadını olarak duruyor.
Bundan 15 yıl önce yaptığı öneri bugünün öznesi.
"Ev kadınları bir kilo kıyma alıp beşe bölsün ve beş çeşit yemek yapsınlar." Türkan Şoray insanlığın çok olduğu yılların efsanesi olarak duruyor.
Bizler de sinema afişlerinin önünde yalınayak dururken!
*****
Sinema bizim hayatımızdı, o sinemalarda hayatın sütünü emerdi çocuklar.
Sosyal terbiyeyi yere düşeni kaldırmayı öğrenirdi.
Sonra televizyonlar geldi, bizlerin hayatında darbe yaptılar.
Güzelim Türkçe'mizi katlettiler üç paralık şöhretlere sanatçı dediler.
İpini sahibine teslim eden kuklaları seyrettirdiler yıllarca.
Ekranlarda uzaktaymış gibi duruyorlardı oysa evlerimizin içindeydiler.
Çocuklarımıza bu kadar yakından saldıracaklarını düşünmemiştik.
Mazi hepimizin kalbinde bir yara olarak kaldı.
*****
Geçmişteki zarafetin ve gerçek sanatın bende bıraktığı izleri hatırlatmak için yazdım bu yazıyı.
Onurlu bir sanatçıyı hatırlatmak, şiddet ve nefret çukurlarında kaybolan çocuklarımıza ne kadar "talihsiz seyirciler" olduklarını göstermek adına.

İŞSİZ GENCİN GÜNLÜĞÜ
"Babam işsiz, annem ev kadını ve evimiz kira. Oysa bizim ekmeğe ihtiyacımız var. Nereye başvurduysam bahane hazırdı; "pandemi dönemindeyiz." Dayanamadım inceldiğim yerden koptum. Bu acımasız düzenin dışına çıkabilmek için bir Eskimo olmayı ne çok istediğimi fark ettim. Hayallerim her zaman gerçeklere yenilmeye mahkumken sanırım mucize bekliyorum." Not: Güneş her sabah gençler için de doğuyor.

Mutluluk Takvimi
Yoksula gıda yardımı yap.
Çizgi roman oku.
Çocuklara satranç öğret.
Fotoğraf çek.
İftarda önce gözünü doyur.

Aşklar gelin çiçeği
O tatlı dilli zaman
Kağıt mendil bilmezdi
Yakası güllü zaman

Kuşlu zarflar içinde
Bütün müjdeler yolda
Kahvenin telvesinde
Kısmet taşardı falda

Bir ıhlamur kokusu
Nerde o eski yazlar
Kulaklara küpeydi
İki kardeş kirazlar

Sitemler sana değil
Ah sevgili İstanbul
Ahşap evlerin gibi
Sevdaların da yoksul

Hakkı YALÇIN

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA