Sesli dinlemek için tıklayınız.
25 Kasım 2021, Perşembe

Nafile!

filmlerde yoktur ama böyle gerçek sahneler birçok evde mevcuttur. Karnını doyuramadan uykuya dalmaya çalışan 5 yaşlarındaki kız çocuğu annesine sordu.
"Neden bizim kapımızı kimse çalmıyor anne?" Anne gözlerini duvara çevirip cevap verdi; "bizim kimsemiz yok kızım!"

***

Bir başka evde çocukların ağzını sulandıran hazır yemeklerin reklam görüntüleri televizyonlarda yayınlanıyordu da 10 yaşlarında çocuk fabrikada işçilik yapan babasına söylendi.
"Sen bize neden böyle yemekler getirmiyorsun baba?" Baba önce çocuğuna baktı sonra televizyona, sonra gitti duvara yumruk attı.

***

Lüks eşyalardan vazgeçtik. Görkemli evlerden otomobillerden, yeni moda giysilerden de vazgeçtik ama bu dünyada her insan doymalıydı.
Ve her insan açların sesini duvarların arkasından bile duymalıydı.
Ama para sesi vicdanın sesini bile bastırırken, kolay para kazanmanın her yolunu bilenler için nasılsa açlıktan kimse ölmüyor! Domuz gibi yiyenler yaşasın!

***

Eskiden yoksul mahallelerin orta yerinde tiyatrolar olurdu. Hayatı, terbiyeyi ve direnişi öğretirdi tiyatrolar, özne insanlıktı. O zamanki insanlar da haksızlığın karşısında ayağa kalkardı.
Ne zamanki televizyonlar ortaya çıktı, o televizyonlar bilinçaltına emirler yağdırıp, parayı ve lüksü insanlığın önüne çekti, sonra her şey değişti.
Para bütün değerleri sildi süpürdü, görgüsüzlük moda oldu.

***

Şimdi parası olanın yediklerini içtiklerini sosyal medyada sergilemesi özellik sayılıyor.
Sadece güzel diye oyuncu yapılan şuh kadınlar, yakışıklı diye dizilerde paha biçilmeyen erkekler topluma ayna tutuyor, kolay kazancın simgeleri olarak.
Kafa koparan nafaka avcılarına bile 'sanatçı' denilirken, beleş yemekleri şapır şupur yiyenlerin programına 'sanat' damgası vuruluyor. Yükselen değerler o kadar alçaldı ki, göz gözü görmüyor!

***

Nice insanımız Afrikalı gibi çalışıyor, nice bencil zengin de Arap gibi yiyor.
Tabakları etlerle doluyken bir restoranın önünde yanlarına aç bir çocuk gelsin de görün tavırlarını, "yallah yallah!" Onlara şeker söylüyor hayat, kaymak söylüyor bal söylüyor! Biz kime ne söylüyoruz! Çocukluğumuzda ve gençliğimizde insanların bu kadar kötü olacağını hiç tahmin etmemiştik.

***

Gençliğimizde duvarlara yazdığımız sloganlarımız insanlık üzerineydi;
"kahrolsun kapitalizm!" Kapitalizmin ne kadar şerefsiz olduğunu bilirdik ve dünyayı nereye taşıyacağını tahmin ederdik.
Para insanları avuçlarının içine aldıktan sonra yıkılmadık değer bırakmadı. İnsanın kara kutusu bilinen vicdan para kutusu oldu.
Şimdi haksız kazancın kurnaz tilkileri ellerini ovuşturuyor da açlığın koynunda yatanların sesi bile duyulmuyorsa, yazdıklarımızı megafonla haykırsak nafile!

Mutluluk Takvimi
Arabanın anahtarını üzerinde bırakma.
Markette fiyatları sorgula.
Eski giysilerinden yeni moda yarat.


Zaman yok saydı bizi
Kime hesap sorucaz
Yer göstermedi hayat
Kenarda mı durucaz

Yalan diye yazıldık
Seyir defterlerine
Bu kaderin sırrını
Nasıl hayra yorucaz

Bırakın yağsın yağmur
Gözümüzden düşeni
Vefasızlar toplasın
Sevdik fena yıkıldık
Bizi böyle her gece
Ağlatanlar utansın
Hakkı YALÇIN

FİLM ŞERİTLERİ!
Eski postacıları merak ederim, kendilerine sakladıkları mektuplar var mıdır?
Morgda çalışan insanları merak ederim, ölülerle konuşuyorlar mıdır?
Ölümün son saniyelerinde hayatımız bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçiyor mu?
Not: Pespaye dizilerdeki görüntüler bilinçaltına boşuna yüklenmiyor. Film şeritlerinin cümlesi onlara ait!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA