Sesli dinlemek için tıklayınız.
01 Aralık 2021, Çarşamba

Davet!

İSTANBUL Yenikapı'da geçen çocukluğumda mahallede 90 yaşını aşmış bir dede vardı Plevne Gazisi.
Hep sorarlardı ona "yeniden dünyaya gelsen ne olmak istersin?" Cevabı bütün mahallenin dilindeydi;
"kula kul olmayayım bu bana yeter." O adamı çok sevmiştim, kula kul olanları ve paraya uşak olanları gördükten sonraki zamanı sevmedim.
İnsanı insan yapan değerlerin bile paraya satıldıktan sonraki zamanı!

Şimdi kötülükte kariyer yapanlara ödül verilen bir ülkeyiz artık.
Bazı insanları izliyorum da kurdukları cümlelerde bir kere olsun insanlıkla ve haysiyetle kafiyeleri tutsun.
Bir kere olsun bir çocuğun elinden tutsunlar da göreyim ama ne mümkün!
Gözlerinden irin akıyor, kötülük onların kanına işlemiş.
İsimlerinin önünde lekeli sözcükler var ama kötü insanlar için bunların hükmü yok ki!

Bir memlekette parasından başka hiçbir şeyi olmayan adamlara kul köle olanların sayısı artıyorsa o memlekette kefenin cebi vardır, yükselen değerin alçaklık olmasında sakınca yoktur.
Bir memlekette kadınlar erkeklerden daha delikanlıysa orada erkekliğin sadece adı vardır, "erkekçe" tanımlamalara gerek yoktur!
Haklarını bile sadece özlemekle yetinen kadınlar memleketinde!

Hayat yoksullara yakından saldırırken zenginlere yollar düşüyor.
Fırınlarda parası olmayanlara askıda ekmek dağıtılan bir ülkeyiz, buna karşılık lüks otomobilleri kapışanlar memleketi.
Hak ve hukuktaki çelişki de caba.
Demokrasi sözcüğü insanların dilinden düşmüyor ama suça bulaştırılmamak için yok yere insanları suçlayanlardan geçilmiyor ortalık.
Yaftayı yapıştır gerisi gelsin!
Geliyor da zaten!

Mesleğimin içindeki gerçek emekçilerin milyon dolarlık etiketli gazetecilere nasıl yem edildiğini bilenlerdenim.
O yüzden vasiyetimdir, gazetecilik yıllarımda kullandığım ve hala gözüm gibi sakladığım daktilomu da ben öldükten sonra toprağa gömsünler.
Daktilo tamirciliğine duyduğum saygıyı, teknolojik mağazalara duymadığımı asla inkar etmiyorum.
Küçük el radyolarına duyduğum asaleti televizyonlara duymadığımı haykırmaktan da onur duyuyorum.
Kan revan cümlelerin itibar gördüğü sosyal medya mezbahalarına inat elle yazılmış mektuplar hala malvarlığımdır.
O yüzden mazinin o güzel insanları eski güzellikleri çeken faytonların içinden bana el sallıyor.

Şefkatin ve merhametin yok edildiği topraklarda, bellerinden silah ağızlarından küfür eksik olmayanlar da çocuklarımıza el sallıyor.
Davete icabet edilsin diye!

Mutluluk Takvimi
Pratik ve ekonomik yemekler icat et.
Siyaset yapma.
İnsanoğluna fazla güvenme.
Diş fırçanı yenile.
Balık tut.

Hazırla yüreğini
O sonsuz yolculuğa
Mutluluğa söylensin
Dilindeki her dua
Koşar adım gitsen de
Her gün soluk soluğa
Çıkmakla hiç bitmiyor
Şu gönül merdiveni

Dağıt zaman geçmeden
Gönlündeki sisleri
Düşmesin dudağından
Mutluluk bahisleri
Her basamakta söyle
İçindeki hisleri
Ulaşmaya yetmiyor
Şu gönül merdiveni
Hakkı YALÇIN

Cehaletin zenginleştiği topraklarda düşünce yoksulluğu kaçınılmazdır!

Neyin talihi!
Talih beyaz bir umuttu artık kara bir tuzak. Sizleri bilmem ama ben talihimi haraca bağlayan talih ve bahis oyunlarına noktayı koydum.
"Beni aptal yerine koymayın!" notuyla birlikte.
'Eskiden büyük ikramiye kazananların yüzünü bile görebilirdik' dersem meselenin sırrını açıklamaya gerek kalmaz!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA