Sesli dinlemek için tıklayınız.
18 Ocak 2022, Salı

Fabrika kızları

SOSYAL terbiyenin en değerli olduğu yıllarda çocukların melekleriydi film artistleri.
Şimdikilerin çoğunun ne terbiyeyle ilgisi var ne vicdanla. Varsa yoksa avanta Çıkarlarının çukurunda yok olup gidecekler de geride pespaye fotoğrafları kalacak ama onların kiri bile para ediyor.

***

Böyle kadınların mazileri fasikül halindedir, erkekleri seçerken ya reklam potansiyeline bakarlar ya parasına.
Karşılarındaki erkeklerin çoğu da şöhretlere olan zaaflarını "beyaz zarf içinde" ödeyen sonradan görmelerdir.
Birbirlerini gördükleri anda ikisinin de kafasında şimşek çakar!
Kazançlı çıkan genelde kadındır!
Meselenin sonunda ya hesabına yüklü miktarda para yatar ya da bir çocuk yapar nafakasına bakar!

***

Bu magazin pespayelerinin hayat adına söyledikleri bir tane onurlu söz yoktur.
Emek, işçi, haysiyet, insanlık gibi kelimeler onların kitabında yazmaz.
Paradan başka hiçbir şeyin "değeri" onları ırgalamaz, sistem neyi gerektiriyorsa öyle davranırlar.
Güzelliklerini sermaye olarak kullanmayı küçük yaşta öğrenmişlerdir de onlara getirisi hep büyük olmuştur.
Bunları niye mi yazıyorum?
Oyunculuk, şarkıcılık ya da mankenlik yapmak isteyen genç kızlar kendilerine benzedikçe o pespayeler zevkten ölüyorlar.
"Bir çerez daha bulduk" diye.
Sistemin ayakta kalması için "boşalan yerlerin" doldurulmasından da onlar sorumludur.
Çünkü ahlaki değerlerin ayakta kalması onların çarkını bozar. Tıpkı Yeşilçam'ın gencecik oyuncularını uyuşturucuya alıştırıp onları pazarlayan kansızlar gibi.

***

1995 yılında bu köşede fabrika kızlarını anlatmıştım da bir genç kız yolda beni çevirmiş neredeyse her cümleyi ayaküstü bana okumuştu.
Ahlaksızlığın ve kolay kazancın cilalandığı bir ülkede o fabrika kızlarını hep zaman hatırlatmalıyız.
Onlar her gün güneş doğmadan kalkan, aynada güzelliğine bile bakamadan yollara düşen çileli kızlar.
Otobüs ve minibüslerin vazgeçilmez yolcuları, yağmurun ıslattığı rüzgarın üşüttüğü kadersizler.
Genç kızlığını hayallerini rutubet kokan atölyelerde fabrikalarda harap ederken ya ailesini geçindiriyor ya kardeşlerini okutuyorlardır.
Boğazlarından tek lokma haram geçmediğine adım gibi eminim.

***

Onlar fabrika kızları.
Türkiye'de yaşamanın zorluğunu en derinden hisseden ve hor görülen kızlar.
Gözlerindeki yaşı yüreğindeki acıyı bile gizleyen asil kızlar.
İnsanların parayla satın alındığı bir ülkede yıkılmayan onurlu kızlar.
Onlar bizim kızlarımız.

***

Magazin aleminin eski ve yeni kaşarlarına gelince.
Onlar anasının gözü!
Hele paranın ve avantanın kokusunu almayagörsünler!


Bedeli her neyse
Ödedim elbet
Bir lokma öfkeye
Bin yudum hasret
Alın yazımdan
Bir roman çıkar
Aşkını harcayan
Kullara ibret

Bilemem kaç kulaç
Hayatın suyu
Yüreğim sürgünde
Geceler boyu
Şimdi gözlerimde
Bu dipsiz kuyu
Severek harcanan
Yıllara ibret

Hakkı YALÇIN

MUTLULUK TAKVİMİ
Bütün canlıları koru.
Yemek programlarını reddet.
Hayata tutun.
Kaşkol kullan.
Sigara içme.

Güzel sonuçlar sebeplerle mücadele edenlerin hakkıdır.

MÜMKÜN DEĞİL!
Pandeminin ilk zamanlarında "vicdan evrim geçirmez" demiştim.
İçimize kapandığımız zamanlarda hayatın derinliğini sorguladığımızı düşünmüştüm, insani değerlerin her türlü sonuçların üzerinde tutulacağını.
Bir kez daha yanıldım.
Bu ülkede değişen çok şey var ve en kötü zamanlarda bile onların düzelmesi mümkün değil!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA