11 Temmuz 2009, Cumartesi

Pişmanlık...

İnsan sevdiğine pişman olur umutlar kaybolunca. Ruh bedenden ayrılır. Tanrının öldüğümüzde yanına alacak olduğu ruh değil. Bedeni güldüren, ağlatan, tene haz katan, sadeyi karışık, siyah beyazı rengârenk yapan ruh. Ağacın çiçeği gibi, vericilikle, gelip geçicilik arasında sıkışıp kalan ruh…
***

Sigara gibi, güya sevilen. Sev, iste, yak, sömür, bitir. Bağlanmaktan, tüketmeye. Nasıl olsa arkası var. Zevkini al, söndür. At yere ya da çöpe. Alacağını aldın. Vefa mı duyacaktın? Zaten seni öldürüyor, kendi ömrü kısa gibi görünse de. 'Acımasız!' cezayı hak etmekte… Bir içimlikken havasından geçilmeyen, başı duman duman nefes alan. Yakarken yanmayacaksın mı sandın bu kısasa kısas dünyasında? Kâinatın yaman tek dünyasında? Allah'ın toprakla suyla var ettiğini zehirle kaynaştırıp nimetmiş gibi sunmanın yakışacağı tek varlık biziz. İnsan. Sen. Ben. Sigara gibi. Sen. Ben…
***


UMUTSUZLUK

Anlatacağım masalın çoğunlukla anlatanı da, dinleyicisi de hep ben olmuştum. Şimdi masaldaki kadın, (Aslında ben o kadını hiç anlamadım) Aklın kara kırbacında oyuncak bir bakıma. Gözü bir hayalde, kulağı bir seste Ve dahası kendisi fena halde kafeste… Kadının uykuları bulanık bir sancı Dörtte ikilik rüyalarında bir yabancı Kadının kaderi kendinin olmayanı sevmek Ne acı… Kadının yüreği mahkûm Kırk satır, bir giyotin, bin ustura Kadının yüreği masum Yüreğinde Sezar'ın hakkı Sezar'a Kısacası umutsuzluk bu masalın özü… Kadının umudu, Kaf dağının arkasında Zümrüdü Anka…
***

İşte M.F.Ö'ın Çeşme Alaçatı'daki konserini izledikten sonra, sırtımı çimenlere dayayıp yıldızlara bakarken hissettim tüm bunları. Güftekârların aşklarını çaldım ağlayabilmek için. Bestelerinden notalandım. Mimiklerinden efkârlandım. Hayatımda her şey hayli rutinken ( Şikâyetim yok, Allah'a şükürler olsun : ) bu eşek yüküyle duygu yüklü sanatçıların, acılarından, tatlılarından, ayrılıklarından ve kavuşmalarından esinlendim yazarken.
***

Dans edenler, kadeh tokuşturanlar, uyuyakalmış küçük çocuklar (5-10 yaş arası), uyuması gerektiği halde uyumayan büyük çocuklar (11- 17 yaş arası), koşa koşa gelenler, zorla gelenler, yaşına başına aldırmadan sahneye çıkmak isteyen hayranlar (Ben : ) Hepsi bir arada… Deniz, kumsal, çiğ kokusu ve dopdolunay… Binlerce yıldızlar. Küresel ısınma yüzünden çığıra çığıra çatlayacakları ayı şaşırmış, eski Ağustos, yeni Temmuz böcekleri. Ama tüm bunlara rağmen çıkış noktam insandan insana yapılan kalıcı şarkılarda…
BİZE ULAŞIN