15 Ağustos 2009, Cumartesi

Göz gör gönül-Üç G

Sonunda oldu. Cep telefonlarımızla birbirimizi görerek konuşabileceğiz. Bunu konuyu bana, yazlığımın on metre ilerisindeki direğe takılan yirmi küsur baz istasyonuyla bakışmak hatırlattı. Denizi bıraktık radyasyonda yüzüyoruz. Karabasan! Böcekler, kuşlar ötmüyor, yapraklar dökülüyor, herkes gergin. Ama Allah için telefonlar iyi çekiyor. Araştırıyorum mahkemeye vereceğim. Çoluk çocuk, hayvan, bitki risk altında. İmza toplayacağım. Bir şekilde kaldırılmalarını sağlamaya çalışacağım.

***

Nedense çoğu kişi umarsız; ''Ay görüntülü konuşabileceğiz! Ne hoş!'' . Daha çok para yazacak, faturalar coşacak kimsenin haberi yok. Bu Pollyanna'cılığı başka durumlarda kullansak memleketteki suç oranı azalır. Biraz olumsuz bakın lütfen ya. Hiç mi anlamıyorsunuz, yoruz? Daha görüntü yokken binlerce ilişki, telefon kurcalama yüzünden tarih oldu. İzleyin neler olacak. Paranoya alıp yürüyecek.
Ömer Seyfettin'in 'Yüksek Ökçeler' ini okumuşsunuzdur. Bazen bazı şeyleri bilmemenin, öğrenmemenin daha sağlıklı olduğunu anlatır o hikâye. ''O hikâye.'' demeyin. 'Göz görmeyince gönül katlanır.' Her şeyi bilmenin zor bir yanı vardır çok zaman. Peki, neden telefonda birbirimizi görmek isteyelim ki? Ya bu olduktan sonra kimse kimseyle buluşmazsa… Kafeler kapanır, parklar yalan olursa: ) Aman dilimde tüy bitti. Ne halimiz varsa görelim.

***

Bir de yine bu konuyla çok alakalı başka bir konudan bahsedeceğim. Osmanlı da, yani ki bizim öz tarihimizde, iktidar babadan oğla geçerdi. Zamanımızda da sanatçılık babadan oğla ya da anadan kıza geçiyor. Şevval Sam ve kızları'nın konser afişini görünce şöyle bir gezinti yaptı hafızam. Erol ve Evgin, Yeşim Salkım'lar ve Doğulu'lar (Geçen Çeşme konserini izledim cidden müzik yapıyorlar. Günah alamayacağım şimdi, olmuş.), Uygur'lar, Irmak Ünal'lar, Helin Avşar'lar.

***

Düşünsenize Fatih Hoca'nın kızı teknik direktör olsa. Ya da ben vali olsam. ( Bir ilin battığı an.) Olmaz ki. Olmaaaz. Bazı şeyler genetik değildir. Demi Muur'la Burus Wils'in çocukları ünlü olamamış, bizimkiler nasıl oluyor. Keşke Hıncal Uluç'un mu kızı olaydım yani? Üf. Mesela annem bana hamileyken Sait Fait Abasıyanık'ın ruhu Pınar'ıma girsin diye dua etmiş. Ama bana Serkan Altuniğne'nin ruhu daha adam yaşamaktayken girdi. Girmeyen girmiyor yani. Doğuştan fanatik, doğuştan sanatçı hoş şeyler değil. Değil mi?
Tabiî ki bu saydıklarım arasında da, bir sürüsünde de istisnalar olabilir. (Şenlendirici'nin oğlu mesela.) Ama bir yerde durulmalı. Olmayınca zorlamamalı.
BİZE ULAŞIN